Osmanlı’da Jön Türkler’in Sahneye Çıkışı

  1. Abdülhamid’in Osmanlı Mebusan Meclisini yeniden toplantıya çağırmayıp Kanuni Esasiye ters düşecek harekette bulunmasıyla başlayan baskı dönemine karşı askeri tıbbiyeli İshak Sükuti İbrahim Temo’nunda bulunduğu bazı aydın kesimler örgütlenerek mücadele yolunu seçmişlerdir. 1889’da İstanbul’da İttihad-i Osmani adında bir cemiyet kurmuşlar ve Abdülhamid’in ülke çapında uyguladığı baskı politikasına karşı gizlice faaliyet göstermişlerdir. Daha sonra cemiyet üyeleri Paris’te bulunan Ahmet Rıza ile temas kuracaklar; onun yönlendirmesi sonucu Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adını benimseyeceklerdir.

İttihad-ı Osmani Cemiyeti, 1895’te meydana gelen müslüman-ermeni çatışmayla cemiyet üyeleri bir fikir kulübü kimliğinden öteye geçerek; hazırlamışlar ve bunları çeşitli yerlerde paylaşarak ilk kez fikirlerini kamuoyuna bildirmişlerdir. Bu bildirilerde Ermenilerin çıkarttıkları olayların asıl sorumlusu padişah ve onun kurduğu rejim olduğunu vurgulamışlardır. İttihat-ı Osmani hareketinin bu biçimde ortaya çıkması ile bu cemiyete bağlı olan özgürlükçü aydınların üzerindeki baskı daha da artmıştır. Artan baskı muhaliflerin bir bölümünün Paris’e kaçmasına neden olmuş;  İstanbul’da kalanlar ise 1896 da bir darbe girişiminde bulunmuşlardır. Fakat bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Paris’e gelerek Ahmet Rıza ile hareket etmeye başlayan aydınlar, faaliyetler ile meşrutiyet öncesi muhalefeti yürüten Yeni Osmanlılar gibi Fransızlar arasında yeniden JÖN TÜRKLER olarak tanınmışlardır.

Bu ilk günlerde Jön Türkler arasında henüz düşünce birliği oluşmamış ancak genel olarak mutlakİyet rejimine karşı çıkmak anayasanın yeniden işlevsel hale gelmesini sağlamak ve Osmanlıcılık düşüncesi çerçevesinde siyasi özgürlükler talep etmek gibi ortak fikirlere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Süreç içinde devletin nasıl kurtulacağı sorusuna aranan cevaplar, bu hareketin iki kanada ayrılmasına neden olmuştur. Ahmet Rıza’nın önderliğindeki İttihat ve Terakki kanadı bunların başında gelmektedir. Diğer kanatta ise Prens Sebahattin’in öncülük ettiği grup yer almıştır. Sebahattin yurt dışında yaşayan muhaliflerin 1902’ de Paris’te I. Jön Türk Kongresinde bir araya gelmesini sağlayan kişi olmuştur.

Bu kongrede muhalefet yeni bir boyut kazanmıştır. Buna göre büyük devletler ile işbirliğine girerek silah zoruyla Abdülhamid’in saf dışı bırakılması ön plana çıkmıştır. Paris’te Jön Türkler hareketi bölünmeler yaşasada 1905 sonrasında askeri çerçevelerde 2. Abdülhamid’e muhalefet etkin olmaya başlamıştı. Ancak asıl örgütlenme 1906’da Sadrazam Talat Bey’in Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ni kurmasıyla gerçekleşmiştir. Cemiyet kısa bir zamanda Edirne merkezli 2. Ordu ve Selanik merkezli 3. Ordu’da yer alan Harbiye mezunu subaylar arasında yoğun bir taraftar bulmuş ve yayılmıştır.

27 Eylül 1907’de Selanik merkezli 3. Orduya tayin edilen M. Kemal, Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmasında önemli bir rol oynamıştır. 1907 yılında Paris’te II. Jön TÜRK Kongresi toplanmış; bu kongrede bütün muhalifler bir araya gelmiştir. Bu kongrede alınan kararlar doğrultusunda Makedonya’daki örgütlerle temasa geçilmiş, üç örgüt İttihat ve Terakki Cemiyeti adı altında birleşerek bir bütün hale gelmiştir. Böylece  İttihat ve Terakki Cemiyeti Paris ve Selanik olarak iki merkezli hale gelmiş ve bu yeni oluşum hem fikri yönden hem de ihtilalcilik yönünden bir önceki döneme göre daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir