Nietzsche’den Dostoyevski’ye Primitif Bir Başkaldırı: Yeraltı

☕ 5 dk okuma
🎻 Edebi & Klasik Çalma Listesi Odaklanma ve dingin okuma için seçilmiş enstrümantal eserler • Sırayla kesintisiz çalar
  • 01
    Gymnopédie No. 1 Erik Satie • Klasik Piyano
    ▶
  • 02
    Valse Evgeny Grinko • Melankolik Şiirsel
    ▶
  • 03
    Nocturne Op. 9 No. 2 Frédéric Chopin • Romantik Klasik
    ▶
  • 04
    Tasavvuf & Huzur Ney Taksimi Geleneksel • Derin Ney Ezgisi
    ▶
  • 05
    Nuvole Bianche Ludovico Einaudi • Modern Neoklasik
    ▶
  • 06
    Comptine d'un autre été Yann Tiersen • Edebi Düşünce
    ▶
  • 07
    River Flows in You Yiruma • Lirik Akış
    ▶

“Gerçek her şeyin babasıdır ve üstündedir, zavallı egolarımızın bile.”

Zeki Demirkubuz, hemen her platformda Rus edebiyatından ve varoluş  felsefesinden etkilendiğini dile getiren ve “auteur” kavramının içini doldurabilen başarılı bir yönetmendir. Gerçekleştirdiği filmlerde varoluşçu felsefeyi gündelik olanı açımlamak ve sıradan hayatların çıplak gözle görünmeyen varoluşsal problemlerini ortaya çıkarmak için araçsallaştırır. Çektiği birçok filmde aldatma, aldatılma ve kıskançlık gibi temalar ile özellikle kadın-erkek ilişkileri çerçevesinde insan doğasına ait gerçeklerin ince ayrımlarına ulaşılabileceğini göstermiştir.

2012 yapımı Yeraltı filminde ise bir Dostoyevski klasiği olan Yeraltından Notlar romanının serbest bir uyarlamasına imza atmış, bu filmle romanın yazıldığı dönemin Rusya’sı ve romanın yazıldığı 19. Yüzyıl şartları içinde anlamlandırılabilecek birçok durum başarılı bir biçimde 21. Yüzyıl Türkiye’si anlam evreni içine oturtulmuştur. Aslında Yeraltı filminde kişiler, mekânlar ve olaylar gibi romanın bütününü oluşturan birçok etmen yerine yalnızca romanın okuyucusuna aktardığı anlam ve his uyarlanmıştır denebilir. Bu bakımdan karakterlerin ve aralarındaki ilişkilerin yaratım sürecinde yönetmenin asıl dikkat ettiği husus 19. Yüzyıl Rusya’sında Dostoyevski’nin vermek istediği duyguyu 21. Yüzyıl Türkiye’sinde hangi yolla verilebileceğidir. Demirkubuz bir röportajında Yeraltından Notlar’da mesele edilen şeyin daha genel bir insanlık doğası ve durumuyla ilgili olduğunu ve bu nedenle uyarlama yaparken zorluk yaşamadığını dile getirir.

OKU  Nazım Hikmet Ceviz Ağacı Şiiri ve İlgi Çeken Konusu

Yeraltından Notlar’daki yüzyıllardır değişmeyen insanlık durumları bu bakımdan Ankara’da yaşayan bir memur olan kurmaca bir karakter için de geçerli olmalıdır. Zeki Demirkubuz’un yeraltı adamının adı Muharrem’dir. Muharrem, Arapça yasaklanmış, haram kılınmış, anlamına gelir. Daha isimden başlayarak Muharrem’in toplumdan soyutlanmış bir adam olduğunu anlarız. Filmin başında Muharrem’in sokaklarda tek başına dolaştığını görürüz. Muharrem tek başına yaşamakta tek başına yemek yemekte, insanlarla zorunlu olmadıkça iletişim kurmamaktadır. Zeki Demirkubuz, Dostoyevski’den de etkilenerek insanların bilinen yüzleri bir de bilinmeyen yüzlerinin olduğuna ve yolu acıdan geçmemiş insanların, düz bir hayat yaşamış insanların pek de ötekinin acısını anlayamayacağı üzerinde duruyor. Muharrem karakterinin yönleriyle bizi bu bağlamda karşılaştırıyor. Engin Günaydın, Muharrem karakterini o kadar güzel oynar ki (herhalde bir başkası Engin Günaydın kadar güzel oynayamazdı) Türk sinemasının en büyük anti-karakteri Zebercet’i bile geçer. Muharrem görünen yüzünün haricinde iç dünyası bambaşka olan biridir. Yönetmenin de dediği gibi, şeffaflık ya da umut veren bir sinema değildir aksine muallâklık veren bir sinemadır. Muharrem varoluşunun ve varoluş acılarının farkına varan bir bireydir. O farkındalığı yaşadıktan sonra yaşadığı en önemli duygu bulantıdır. Anksiyetenin ve sıkıntının en önemli belirtilerinden biri de bulantı hissidir. Muharrem varoluşsal açıdan sıkıntı yaşadığı zaman bulantı ile karşılaşır. Muharrem’in ulumaları ve hırlamaları içgüdüsel ve primitif bir başkaldırıdır ve Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt’üne atıftır. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt’te uluma sesleri duyduğunu söyler. Uluma sesleriyle verilmek istenen akıl dışı olanın da aklî olan kadar önemli olduğudur. Aklı bir kenara bırakıp içgüdüsel ve primitif bir isyan bayrağı çekmesinin işaretidir. Muharrem’in kendini sürekli koklaması ise varoluşsal bir teyittir. Ancak kendimizi koklayarak gerçekte kim olduğumuzu anlayabiliriz.

OKU  Kaderin Karşısında Çaresiz Aşklar: Bekir ve Uğur Hikâyesi

Filme Adlerian perspektifiyle yaklaşırsak bireyin kendini değersiz ve yetersiz hissetmesi söz konusudur. Kendini yeterli, değerli, sevilmeye layık gören insan nerdeyse yoktur. Bu kapitalist sistemin insanı kendine esir etmek için kullandığı bir silahtır. Adler der ki biz aşağılık hissi ile hayata başlarız. Bu daha sonra güç peşinde koşarak, gücü elde etmeye çalışarak nevrotik bir savunma mekanizmasına dönüşür. Hayattaki en önemli kurtuluş yolu, nevrozdan kurtuluş yolu topluluk duygusuna sahip olup öteki için, insanlar için iyi bir şey yapabilmektir. Adler’in birey düzleminde anlatmış olduğu aşağılanmışlık ve ezilmişlik meselesini, Dostoyevski toplumsal bağlamda, Zeki Demirkubuz da sinema bağlamında anlatmıştır.

✓ 24Okur Edebi ve Kültürel Yayın İlkeleri Güvencesi
Bu içerik; 24Okur Yayın Kurulu ilkeleri doğrultusunda doğrulanmış, edebi tahlil ve kaynak güvenilirliği standartlarına uygun olarak yayına alınmıştır.
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Gamze
Gamze
24Okur psikoloji ve sinema araştırmacısı. Psikanalitik teoriler, karakter çözümlemeleri ve sanat eserlerindeki psikodinamik örüntüler üzerine uzmanlaşmış incelemeler sunmaktadır.

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar