Nehirkent : İlm-i Tarif

Nehirkent’in insan türevlerini anlattığımız bu seride kentlere izafî iyilikleri anlatmazsak bazı noktalar eksik olur diye düşündüm. Öncelikle şunu iyi anlamalısınız, Nehirkent, dikkat etmezseniz her kent gibi sade ve sıkıcıdır, onun gerçek yüzünü görmeniz için insanını, evlerini, sokaklarını, taşlarını ve toprağını iyi incelemelisiniz gerekir, tıpkı diğer kentler gibi.

Yolcuya yol tarif etme sanatı

Şimdi gelelim konumuna. Nehirkent bir geçittir; İstanbul – Ankara, Bursa – İzmit (ya da başka bir tabirle Kocaeli) arasında bir geçit. Bir gün içerisinde bir çok araç bu şehirlere gitmek için Nehirkent’i kullanır. Kuvvetle muhtemelen bir kaybolma durumu söz konusu oluyordur ancak biz hep burayı bir geçit olarak düşündük. Sinsi Kurt ile beraber bir çok kez şahit olduk ki Nehirkent’e dakika başına on araba düşmektedir (geçmektedir). Sizde bir akşam vakti sohbet bankına oturursanız -ki banka sohbet için akşam oturulur, ayrıca bu gözlemi gündüz yapamazsınız- anlattığımı gözlemlersiniz. Nitekim bir akşam sohbeti için çıktığımız sokak turunda biraz soluklanmak için iki numaralı durak bankına (yani kahvehane ve bakkalın yanındakine) oturup derin bir mesele tartışmaya başladık. Mesele derin değildi de biz derinden dalmıştık diye belirtmeliyim. Bu sebeple her zaman ki gibi geçen arabaları gözlemleyip yorumlamıyorduk yani. Yine de siyah arabalar her zaman dikkatimizi çeker olduğu için bir tanesine gözümüz takıldı ve bizim baktığımız gibi onlarda bize bakıyor mu diye içini iyice süzdüğümüz halde önümüzden yavaşta geçti gitti. Ardından biz sohbete devam ettik. Takriben beş dakika sonra garip bir şekilde az önce geldiği yönden tekrar geldi ve gittiği yöne tekrar gitti. Biraz garipsedik ancak belki de benzettik, belki de kuruyoruz dedik ve takılmadık ta ki gittiği yönden tekrar geri gelene kadar. Artık yeterdi, neydi bu, bizimle oyun mu oynuyorlardı, korkutmaya falan mı çalışıyorlardı soru ve telaşesiyle ayaklandık. Bir kez daha görürsek kaçacaktık artık ama yine de oradan ayrılmayı düşünmedik nedense. Bu bir işaretti belli ki, ancak ileride bir çok tecrübeyle öğrendiğimiz işaretleri okuma tekniği ile yorumlayabilecektik bu vb. olayları. Neyse anlayacağınız bazı vakitlerde birden çok araba değil de aynı araba da birçok kez de geçebiliyor Nehirkent’den.

Nehirkent’ten bir kare

Bir Nehirkent sakiniyseniz ve iyilik yapmaktan çekinen bir insan da değilseniz bilmeniz gereken önemli bir ilmimden söz edeceğim şimdi size. Yukarıda anlattığım şeylerin muvacehesinden anlayacağınız üzere çok araba artı çok gidecek yeri bilmeme, bölü Nehirkent geçidini kullanma, iyiliksi insan denkleminin kare köküyle beraber bunları çarpınca, eşittir yol tarifi. Evet Nehirkent’in önemli ilimlerinin birinden söz ediyorum, yol tarifi bilmek. Diyelim ki Nehirkent’in -kesinlikle- sanat ve mimarlık harikası ol(may)an kaldırımlarını döverken yanınızda bir araç durdu, ne yaparsınız? Hemen sözleyeyim, henüz camını indirmemişse bile yanına gidip selam almak üzre bekleyin, hatta camı indirmemişse sol ilinizi sıkmaksızın yumruk yapıp, orta ve işaret parmağınızı hafif çıkarmak suretiyle cama iki nazik dokunuş yapıp, “camı indir!” işareti yapın. O size selam verdikten sonra selamı başınızı hafifçe sağa büküp aşağı yukarı oynatmak suretiyle alın. Bu, “buyrun!” anlamına da gelir. Yani, “ben iyiliksi insanlardanım, sorabilirsin sorunu” demek oluyor ve muhatabınızı teşvik eder. Sonra size muhtemelen “otobana nasıl giderim, şu yola nasıl giderim ya da şu sehre gedeceğim tarif edermisiniz?” gibi sorular soracaktır. Biliyorsanız cevaplayın, unutmadan cevaba “şimdi” sözcüğü ve ne tarafı tarif ediyorsanız sağ elinizin işaret parmağını oraya tutarak başlayın, daha etkili olur. Size güvenemeyerek ileride bir bakkala sormak için durup da teessüf ve sövgülerinize mazhar olmaz böylece. Bilmiyorsanız “bilmiyorum” demeyin. Önce biraz düşünün, belki gelir diye, yok bir şeyler gelmedi aklınıza, onları varsa kahvehaneye yoksa ehliyeti olan birine yönlendirin artık. Hiç kimse mi yok orada “abi, valla şu ilerideki köprüyü geçince bir yer var oraya sor onlar tarif ederler sana,” deyin, yine de bilmiyorum demeyin, püf nokta burası, tamam (mı?).

Kaldırımların doğayla bütünleşmesi

Artık Nehirkent sokaklarında yürümek için gerekli donanımlardan birini daha biliyorsunuz. Şimdi yapmanız gereken kapüşonunuzu çıkarıp bir araba gelmesini beklemek ve biraz pratik yapmak. Bu arada kaldırımlardaki çıkık parkelere dikkat edin ve takılıp tökezlerseniz sakın laf etmeyin onlara, bir teknikle, bir sanatla müstesna bir şekilde yerleştirilmiştir onlar (herhalde), tamam (?).

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Bir yorum girin
Adınız

Exit mobile version