Münteha Hanımla İstanbul Konuşmaları

Merhaba, bugün 24Okur’daki ilk röportajımla huzurlarınızdayım. Bu özel günde bana eşlik ettiği için değerli yazar, editör, kitap âşığı ve nice güzel yönüyle aramızda olan Münteha Arıcan’a da huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Sevgili Münteha, hoş geldin. Çok güzel görünüyorsun. Bugün biraz edebiyatı, kitapları ve İstanbul’un senin için ne ifade ettiğini konuşmak istiyorum.

Öncelikle okurlarımızın Münteha Arıcan’ı senin gözlerinden görmesi güzel olur kanaatindeyim. Bize bu özel pencereden gördüklerini anlatabilir misin?

Kendini anlatmayı seven biri olmadığım için, bir de kendini yeni yeni tanıma aşamasında biri olduğum için pek rahat cevap veremiyorum böyle sorulara maalesef.

Sanırım keşfetmeyi çok fazla seviyorum. Yani her yeni şey beni bir noktada ileri taşıdığı için hayatımı keşfetme düzeni üzerine kurdum diyebiliriz.

Fotoğraf: Münteha Arıcan

İstanbul’a yolunun nasıl düştüğünü sormak istiyorum. Seni kendisine çeken yönü neydi İstanbul’un?

İstanbul’a ben senelerdir gidiyorum ama senelerdir oraya ait hissetmiyordum kendimi. Yani hiçbir gidişimde oraya ait hissetmedim. Ve hatta Denizli’ye o kadar hemencecik dönmek istiyordum ki günübirlik oluyordu zaten hep gezilerim. Akşama kadar orada sıkılıyordum, bunalıyordum, çok kalabalık geliyordu. Ama sanırım yaş aldıkça insan daha farklı şeyler görmek istiyor.

Çeşitli sebeplerle İstanbul’dan şikayetçi olanlara rastladığında ne hissediyorsun? İçinden veya dışından onlara ne diyorsun?

Çok garip geliyor. Onlara hep bunu söylüyorum. Ama ne hikmettir ki hep böyle karşılaştığım insanlar yani İstanbul’u sevmeyenler, İstanbul’da doğup büyümüş olanlar oluyor. Yani aslında öyle bir nimetin içindeler ve bunu fark etmiyorlar ki…

İstanbul’dan sıkılıyorum diyenlere hep aynı cevabı veririm: Gel seni Denizli’de bir ay misafir edeyim. Ondan sonra İstanbul’u seviyor musun, özlüyor musun, özlemiyor musun, her şeyi görürsün!

Fotoğraf: Münteha Arıcan

Kitaplara karşı ayrı bir muhabbetin var. Bunu neye/kime borçlusun? Mesela sana okunan veya senin okuduğun ilk kitabı hatırlıyor musun?

Bana okunan veya benim okuduğum ilk kitap… Güzel bir soru. Bunu bir arkadaşımla daha konuşmuştuk. Şöyle bir kitabı hatırlıyorum, Sıcak Çikolatalı Yolculuklar. Ortaokuldaki Türkçe öğretmenim sayesinde okuduğum bir kitaptı. Sınav için okuyacaktık ama çok eğlenceli bir kitap seçmişti. Tam bizim düzeyimize uygun. O Türkçe öğretmeninin bize olan tavrı, yaklaşımı ve edebiyat sevgisini aşılaması o kadar farklıydı ki beni bir noktada Türkçe Öğretmenliği okumaya iten sebep de oydu, o kadındı.

Sanırım gerçekten güzel bir öğretmenle tanışmak hayatınızda yakalayabileceğiniz en büyük fırsatlardan biri. Ve zamanında, çocukken özellikle.

Özel değilse eğer, yakın ve uzak geleceğe dair hayallerini/hedeflerini paylaşabilir misin bizimle?

Şimdi özellikle bu 2020’nin hepimize öğrettiği en güzel şeylerden biri plansız olmak. Yani plansız demeyeyim de hani hiç değilse çok çok yakın vadede planlar yapmamak. İlk önce elbette hepimiz okulumuzu bitirip, o alanda kendimize uygun bir meslekte hayatımızı idame ettirmek isteriz. Ama bunun dışında isteyeceğimiz çok fazla şey de vardır.

Yaşadığımız dünya öyle bir hâle geldi ki hayal kurmamız zaten engelleniyor, önüne geçiliyor! Yani ne hayal kursak aslında o kadar boş geliyor ki benim için şu an.

“Biraz idealist ol, şöyle yap; realist ol Münteha, onu yapamazsın!” düşüncesi hep oluyor.

Hayatımın şöyle bir gayesi olsun istiyorum: Hakkını vererek bir eğitimci olmak istiyorum.

Nerede eğitim verdiğimin hiçbir önemi yok. Ki bu eğitime sadece okul çatısında bakmak da bana kalırsa büyük yanlışlardan biri.

Üslubundan etkilendiğin, biz okurlara da tavsiye edebileceğin yazarlar var mı? Mesela bir kitap yazacak olsan bunun içeriği nasıl olurdu?

Şu an kendime baktığım, gördüğüm kadarıyla mutlaka bir şiir kitabım olurmuş gibi geliyor. Zaten biliyorsunuz yazdığım şiirler var. Kendimi şair olarak elbette tanımlamıyorum ama onları elimde somut bir şekilde görmek isterim.

Ben pek kurgusal şeyler yazamayan, yazmayı sevmeyen biriyim daha doğrusu.

Öykü yazacaksam eğer bu benim için mesela durum öyküsü olur. O an durumu çok edebî bir şekilde aktarabilirim size ama kurguya dökme noktasında gerçekten başarısızım. Bu yüzden muhtemelen roman veya hikâye türünde bir şeyler olmaz.

İlk soruna değinecek olursam da şöyle söyleyeyim: Tarık Tufan’la yeni tanıştım ve gerçekten muazzam bir insan. İki deneme kitabını okudum. Bana o kadar fazla şey kattı ki o iki kitap (Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Kekeme Çocuklar Korosu)…

24Okur

Biraz da 24Okur ile tanışman ve sonrasındaki süreçten konuşalım istersen. 24Okur’un sana neler kattığını da merak ediyoruz. Burada yer almak isteyenlere de tavsiyen nedir?

24Okur ile tanışmam sevgili editörümüz Gülsüm vesilesiyle oldu. Kuruluş aşamasında olduğu zamanlarda da iletişim hâlindeydik değerli dostumla.

Malumunuz pandemi sebebiyle hepimiz evlerimize çekildik. Bir şeyler eksik kalıyor hayatımızda…

İstanbul gibi bir yeri bırakıyorsun, Denizli’ye geliyorsun. Bir anda hayatında bomboş bir yer açılıyor yani. Onun içerisine ne dolduracağını bilemiyorsun, afallıyorsun. Kendini yeniden keşfetmeye başlıyorsun.

Belki kendinle çok fazla baş başa kaldığın için de o sesleri duymaktan sıkılıp ya da bunalıp onları bir yere aktarmak istiyorsun.

Ben hayatım boyunca birilerine aktaran birisi olamadım. Hep olmak istedim ama insanlar buna pek müsaade etmediler veya suistimal edildi de diyebilirim bunun için. O yüzden kâğıt kalem daha iyi bir dosttu, seçimdi. Ben de onları seçtim kendi başıma kaldığım süre içinde. Daha sonra baktım bunların oluru var, biraz biraz gelişiyor. Ve birkaç arkadaşımın daha yazdığını görünce onları da alayım, 24Okur’a girelim biz dedim. Sağ olsun Gülsüm bu noktada çok yardımcı oldu bana. Motivasyona ihtiyacım olduğu zamanlarda da…

Baktım oluyor. İnsanlarla paylaşınca güzel geri dönüşler de alıyorsun. Seni mutlu ediyor. Yazma noktasında da heveslendiriyor bu durum. Kimseye anlatamadığın şeyleri yazıyorsun ya, o çok büyük bir rahatlık. Yani gerçekten üzerinden bir yük kalkıyor. Yaptığın kelime oyunları hoşuna gidiyor…

Çok güzel eleştiriler aldım. Kendimi o noktada geliştirdiğimi de düşünüyorum. Yani birçok arkadaşım belki de bu yazılarla beni tanıma fırsatı elde etti.

24Okur’un bana kattıkları gerçekten fazla; arkadaşlık, dostluk, samimiyet, içtenlik, yazarlık, editörlük…

24Okur’a başvurmak isteyenlere Instagram sayfamıza bir göz atmalarını tavsiye ederim ilk önce. Orada yaptığımız kaliteli içerikleri görüp zaten biyografi kısmındaki linkten bizlerle iletişime geçebilirler. Daha sonrasında editörlerimiz yardımcı olacaktır.

Münteha Arıcan
Münteha Arıcan

Yoğun tempona rağmen bize vaktini ayırdığın bu hoş sohbet için çok teşekkür ederim Münteha. Kalemine, ağzına, yüreğine sağlık…

Kitapları ve şiirleri seven, bilişime meraklı bir genç.

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir