‘Kitap Okumayanların Yazarı’ Kahraman Tazeoğlu ile Röportaj

Merhaba arkadaşlar. Bu haftaki yazımda, edebiyat yazarı olan Kahraman Tazeoğlu ile röportaj yaptık ve çok güzel zaman geçirdik. Merak ettiğiniz soruları sorduk. Bizimle röpordaj yapmayı kabul eden Kahraman Tazeoğlu’na teşekkürlerimi sunar ve sağlıklı günler dilerim.

Merhaba Kahraman Bey. Öncelikle benimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

Size ilham veren şey nedir? Kitap ve şiir yazmak için ilham şart mıdır?

Amatörler için ilham şarttır, gereklidir ama profesyonel bir yazarın, profesyonel bir şairin beli bir noktadan sonra artık ilhama ihtiyacı olmaz. Profesyonel yazmak için ilhamı beklemez. Zaten oturduğu an yazabildiği için profesyonel olmuştur, diğeri ise ilhama mahkumdur.

İlk defa ne zaman ‘Ben yazar olacağım .’ dediniz?

Ben yazmadan önce iyi bir okurdum. Çünkü insan okumadan yazar olamaz. Zaten okumadan da yazmamalı. Ben yazarlığa okuyarak başladım. Radyo da işe başlamadan önce bayan kuaföründe çalışıyordum. O yılarda çok kitap okuyor, bir yandan da ufak ufak şiirler yazıyordum. Şiir yeteneğimi keşfetiren şey okuduğum şiirlerdi. Okuduğum şiirleri beğendim, çok hoşuma gitti, notlar aldım. Sonra kendime soru sordum. ‘Ben de şiir yazabilir miyim?’. Sonra denemeye başladım. Baktım ki oluyor.
Yazdığım şiirleri 1983 yılında radyoculuk mesleğine geçmemle birlikte seslendirmeye başladım. O süreç içinde yayını dinleyenler şiirlerimi çok sevdi. Yayında şiirlerimi dinleyenler üzerimde bir baskı oluşturmaya başladılar. ‘Kitap çıkarın.’ dediler. Bu istekleri geri çeviriyordum ve benim işim radyoculuk, ben yazar değilim diyordum.
Çalıştığım radyonun müdürü bir toplantıda “Eli tutan herkes kitap çıkaracak” dedi. Ben hayır dedim ama beni işten kovmakla tehdit etti. Ben de işsiz ve parasız kalmamak için kitap yazdım . Böyle başladı yazarlık hayatım.

Şiirlerden hikâye veya roman oluşturmak nasıl bir yaratıcılık ve bunu nasıl yapıyorsunuz ?

Ben şiirle başladım ama son 10 yıldır şiir yazmıyorum. Fakat ben şiir yazmayı bırakmadım, sadece şiirimi romanımın içinde yaşatıyorum. Zaten beni özel yapanda bu şiirlerimi kitabın içine yerleştiriyor olmam. Sizler de okuyunca şiir okuyor gibi oluyorsunuz ve bu da kitaplarımı akıcı hale getiriyor.

Hani bir kitap fuarında “Ben okumayanların yazarıyım.” dediniz. Neden böyle bir cümle kullandınız?

Maalesef ülkemizde kitap okuyan sayısı az ve bu kitap okumayan insanlara nasıl kitap okutabilirim diye düşündüm. Kitap okumayanlara kitap okumayı sevdirmeliyim dedim ve yola böyle çıktım. Amacıma da büyük ölçüde ulaştım. Bir süre sonra karşılaştığım okurlarımdan ‘Ben okumaya sizinle başladım.’ sözleri duymaya başladım. Türkiye’de kitap okumayı sevmeyenler için kitap yazan tek yazar benim. Lütfen okumaya devam edin. Okumayı sevmeyenlere ise benim kitaplarımı önerin. Okudukça bu sevgi artar, ardından başka okurlarda gelir.

‘Teras Cafe’ denince aklınıza ne geliyor? Neden Bukre kitabınızda ‘Teras Cafe’ geçiyor? Başka bir yer değilde neden Teras Cafe?

Çünkü Gökhan Türkmen orada sahneye çıkıyor. Bukre kitabındaki Cem’in de Gökhan Türkmen olduğunu açıklamış olduk.

Hayal dünyanızın bu kadar genişlemesine sebep olan şey nedir?


Çok zor bir çocukluk yaşadım. Zor şartlarda büyüdüm. Yaşadığım acılar boyumdan çok büyüktü. Bu da biraz insanın hayal dünyasını genişletiyor. O hayal dünyası size bugün geldiğiniz noktada ürettiğiniz ne varsa onları yaşatıyor ve üretiyorsunuz. İşte ben bunları çocukluğuma borçluyum.

Okurlarınız sizi kapalı bir kutu olarak görüyor. Ben dahil olmak üzere. Diğer yazarlara göre özel hayatınız ve düşünce biçiminizle ile ilgili pek bir şey çıkmıyor. Bu durumla ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ben bunu özellikle gizliyorum . Birincisi özel hayatımla ilgili herhangi bir şeyin yazılmasını çizilmesini istemiyorum. Bunu herkes anlayışla karşılar. Çünkü beni özel hayatımla ile ilgili değil, yazdıklarımla ilgili merak etmelerini istiyorum. Yazdıklarımı okusunlar.

Aşka bakışınızı anlatır mısınız ? Siz hiç aşık oldunuz mu?

Aşk güzel şey… Aşık olmamış insan eksik insandır. Hayatında bir kez bile aşık olmamış insan boşa yaşamıştır. Yani aşk insanı güzelleştirir, aşk insanı büyütür, aşk insana nitelik ve nicelik katar. Bu aşık olmayan, aşka karşı olan, aşka inanmayan odunları biz aşka inananlar incelemeye kalkışırız ve bir kitabım da bir sözüm var .
‘Odunu fazla incelemeye kalkarsan kıymık olur sana batar.’ Burada anlatmak istediğim budur işte, o odunlara göndermedir. Ben aşka inanıyorum ve aşık olmayı seviyorum. Aşksız yaşayamam ben, aşık olmadan yaşayamam.

Kitap yazmak için aşık olmak gerekir mi?

Kitap yazmak için aşık olunmaz ama aşık olursun yazmak gelir içinden, duygularını kağıda dökmek istersin. Çok samimidir yazdıkların ama edebiyat vardır. Sende şiir yazarsın ama her şiir yazan  şair olamaz. Yani şiir yazmak seni şair yapmaz. Buna edebiyat karar verir, halk karar verir. O yüzden aşık olmak için yazılmaz ama aşık olduysan da tutma kendini yazabiliyorsan yaz. Ama kendine ben şairim, yazarım deme. Ona halk karar verir.

2017’de evinize hırsız girmişti. Çaldığı bilgisayar da bitmek üzere bir kitabınız vardı. O kitabınıza ulaşabildiniz mi?

Kitap geri gelmedi ama hırsız bana  mail attı. Mail şöyle başlıyordu. “Merhaba Kahraman bey  ben evinize giren hırsız. Girdiğim evin sizin olduğunu bilmiyordum aslında. Ben sizin bir okurunuzum. Basılmış olan eserlerinizi okudum . Ben uyuşturucu bağımlısıyım. Babam beni evden kovdu…” Hayat hikayesini anlatı mailde. Bende cevap olarak:” Sen kitabı getir.Ben senin tedavi masraflarını üstleniyorum.” Hırsız bana söz verdi, kitabı getirecem diye bayağı konuştuk hırsızla. fakat  Ne kitap geldi, ne de bilgisayar. Benim yazdığım kitapta o yıllarda Bukre kalpti. Sonra oturup tekrar yazdım ama işte ilk yazdığım gibi olmadı.

Küçükken Fenerbahçe maçında şapkanızı çaldırdınız. Bu konu hakkında ne demek istersiniz?

Çok üzülüyorum. Çünkü fakir bir ailede büyüdüm, paramız yoktu öyle, harçlıklarımı toplayarak almıştım . Maça gittiğim gün de Fenerbahçe-Trabzonspor maçıydı   ve parmaklıklardan biri elini atıp çaldı.  Ve hala üzülüyorum. Yılmaz Erdoğan’ın  bir şiirinde bir sözü var.

Şöyle başlıyor; ‘Hiçbir lahmacunda o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin tadını vermeyecek bir daha. Çok daha iyilerini yedim sonra bizzat Urfa’da hatta  ama hiçbirinde o kadar aç oturmadım sofraya .

İşte bana daha iyi şapkalar geldi ama hiçbir şapka o şapkanın yerini almaz. Çünkü harçlıklarımla almıştım o şapkayı.

Hayatınızda kimi örnek alıyorsunuz?

Benim hayatımda örnek aldığım iki yazar vardır. Bunlardan ilkini geçtiğimiz ay kaybettik, Tekin Gönenç. Nurlar içinde yatsın. Benim şiirlerimde büyük katkısı oldu, iyi ve doğru şiir yaza bilmemde çok büyük katkısı oldu . Bir diğer örnek aldığım yazar ise Murathan Mungan’dır. Örnek aldığım iki insan bunlardır. Onların izinde gitmeye çalışıyorum.

İmza günlerinizde unutmadığınız aklınızda kalan ilginç olay/olaylar var mı?

Fuarlara gittiğimde çok kalabalık bir kargaşa içinde kendimi buluyorum. Çığlıklar ve alkışlar  havada uçuşuyor. Çünkü ben  bir şarkıcı popcu değilim. Bir pop konserinde görebileceğiniz manzaranın aynısını görüyordum. Çok şaşırmıştım ve yadırgamıştım. Sonra  şunu düşündüm; ‘Bu genç erkekler, genç kızlar bunu barlarda içkili bir ortamda yapsa daha mı iyiydi?’ diye düşündüm ve ‘İyi ki de burada yapıyorlar, bir yazarın peşinden koşuyorlar.’ dedim kendi kendime ve çok mutlu oldum açıkçası.

Genelde imza günlerinde fuarlarda, radyo başında neşeli ve pozitif ruh halindesiniz. Moodunuzu nasıl yüksek tutuyorsunuz?

Benim çocukluğumdan beri gelen bir gülümseme var. Ne yaşasam da o gülümsemeyi hiç yüzümden eksik etmedim. Hayata hep pozitif bakıyorum ve umudumu hiçbir zaman  yitirmiyorum.

Her insanın bir amacı vardır. Sizin hayatınızdaki amacınız nedir?

Benim amacım topluma örnek bir yazar olmak. Bakın benim kitaplarım da içki yoktur, cinsellik yoktur. Çünkü 14  15  yaşında okuyan kardeşlerim de vardır. 35-45 yaş aralığında okurum da vardır. Her kesim okuyor benim kitaplarımı.  O yüzden topluma örnek bir yaşantı gösteriyorum. Özel hayatımı kedime, kitaplarımı ise size açıyorum.

En çok yapmak istediğim bir amaç ise bir kitabımın filme dönüşmesini istiyorum. En çokta ‘İntikam’ kitabımın sinema filmi olmasını isterim.

Şuan neler ile uğraşıyorsunuz? Yeni kitabınızla ile ilgili okurlarınızı neler bekliyor?

Mor’un devamı olan ‘Morg’ kitabını yazdım. Mor kitabımda 2020’de olacak virüsü yazmıştım okuyanlar bilir . Şimdi ise devamını, bundan sonraki süreci yazdım. İnsanları neyin beklediğini yazdım. 2017’de  2020’de neler olacağını yazmıştım Mor kitabımda. Şimdi ki Morg  kitabımı  alıp okuyanlar ise 2025’te insanları neler beklediğini öğrenecekler.

Muhammed Altun
Kafasının estiği yere giden bir yolcu. :) :) Bir dünya yaratın ve o dünyanın içine en güzel aşkları koyun ve başrol oyuncusu siz olun lakin o oyunu kuralına göre oynayın...