İadesiz Mektup 2

Merhaba bilinmezim…

Yalnızlığıma vuran hırçın dalgalarla sürüklendim derin karanlıklara ve senin umut yüklü limanına yeniden geliverdim. Ne yapabilir ki insan, içinde taşıdığı yolculara “haydi çık” diyemiyor öyle. Yanlış anlama bu tarifimi. Sen bir yolcu değilsin, sen gönül seferimin daimi şoförüsün. Kontrol sende gidiyoruz seninle her yere. Bitmek bilmeyen duraklar var, aramıza yabancı yolcular giriyor ama ben ne olursa olsun senin kalbinin aynasında görmek istiyorum kendimi. Bak ne hızlı bir giriş yaptım :), uslanmaz biriyim işte biraz aceleci sanki. Her şeye hep geç kalmıyor muyuz zaten niye acele etmeyeyim ki, zaman izin alıyor mu geçip giderken. Zamanın gözlerinin içine bakıp “başını alıp gitmek sevdaya dahil değil” diyemiyor tabii insan.

Ah içimde bir derin sızı ah ki yüreğimin kırık çekmecesinde garip kalan umudum… Yaşadığım her an iyi olmanı umuyorum, bütün umduklarımın içinde parlıyor bu dileğim. Elbette daha da önemli olan iyi kalabilmen, nefes aldığımız sürece yara almamak mümkün değil ama mühim olan ruhun, kalbin yara almasın olur da yara almışsa sancılanmasın çok çabuk iyileşsin.

Hasret

Cümlelere sığdıramadığım çok fazla şikayetim var; tabii öyle kendi kendime, sanki başka türlüsü mümkünmüş gibi, sağırlar yurdunda sessizliğin çığlıkları duyulacakmış gibi… Oyun bozanlar o kadar vicdansızlar ki bozuyorlar güzelliğe dair ne varsa; adeta katlanamıyorlar bir gülün bülbüle bakışına bile. Koparıyorlar gülü, bülbül içli içli ağlıyor sonra gökyüzü ağlıyor ama yine anlamıyor oyun bozanlar. Oyun bozanların oyununu da bozacak bir güç çıkacak elbet diyoruz. Sen içini karartma bizim bunlarla işimiz yok; hem güçleri yetmez ki, suya yazmayı başarsalar da güneşe dokunamazlar! Doğan her güneş biraz daha masumiyetimizi yayacak dünyanın dört bir tarafına.

Bilirsin delilik bende bir yaşam felsefesi, yaşamın içinde hep kol kola gezeriz. Ne yapayım ciddiye alamıyorum bu hayatın hiçbir kaygısını, tek bir şey dışında. O da burayı terk ederken elimde olacak biletim. Bir onu sıkı sıkı tutmaya çalışıyorum biliyorum gittiğim yer buradan hiçbir şeyi kabul etmeyecek. Burada içimde taşıdıklarım oraya giderken bavulumu dolduracak. O yüzden şimdi her önüne geleni sen de içine alma sonra kovamazsın, bazen kovsan da gitmez. Dikkatli ol ne olur… Kalp Allah’ın evi, geçici kiracılara yüz verme yoksa istekleri bitmez, ev sahibi de buna razı olmaz sonunda yine sen hüsrana uğrarsın. Sözlerim öğüt değil seni kendim kadar düşünüyorum, belki bazen kendimden çok kendimi unuturcasına…

Uzaklar yakınlar hep iç içe hayatta, bazen uzağın yakın oluyor bazen en yakının en uzak. Hayat biraz da tahterevalli gibi anlayacağın, bir tarafta umutlar, mutluluklar; diğer tarafta imtihanlar, dertler, hüzünler. İki ucun arasında insanlık, üstelik bu tahterevalliye binmemek gibi bir lüksün de yok. Endişelenme sen, biz seninle sevinçlerimizi gönlümüze yükleyeceğiz ve umudumuz eninde sonunda ağır basacak.

Küçük bir çocuk var içimde seninle oyunlar oynamak isteyen, sonra seninle uzayıp giden masum bir gelecek… Sahi gelecek mi? Gelmese de ne yapayım belkilere yüklediğim umutlarımın anahtarı sende. Bu kadar gözü kara olmak zorunda mıyım? Senin gibi her durumda mantığını dinleyen olsaydım azıcık. Ama bu hayatta çok fazla mantığı kaldırmıyor, mantıklı da yaşasan ille yapacağını yapıyor vereceği dersi yıldızlı pekiyi ile veriyor. Akıllandık neyse ki demeyi çok isterdim, maalesef daha çok düşeriz, kalkarız, kırılırız yine unuturuz. Unutmak da külliyen yalan, sana odanın ışığı karanlıkmış gibi hissettiren hiç kimseyi hiçbir şeyi unutmuyorsun, unutmayacaksın; belki o karanlık ne yaparsan yap içinde bir yerde kalacak ve aydınlanmayacak.

Ama ben tüm kadrajları gülüşüne, tüm umutları gelişine ayarlamışım beni yıldıramaz karanlıklar ve karanlık sayfalar; çünkü kalemim güneş misali. İlhamım sen, mürekkebim sen… Yazıyorum ve yazmaya devam edeceğim, iadesiz mektupların en azından biri gideceği adresi bulur, bulmak zorunda. Bugünlük bu kadar, yorgunluğuma ver yoksa başka türlüsü mümkün değil. Yorgun da olsa dalgalara direnen her gemi gideceği limanı mutlaka bulur…

Bilinmezim, Allah’a emanetsin.

Güzü sever, hayvan sever. Meraklı bir tarihçi. Yakınçağ Tarihinde master yapıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir