Hukukumuz Var

Hukuku kalmayanların münasebeti biter. Sonuçlanan tüm davalar tekrar yargılanmaz. Özgürlük yani Fuzuli’nin şiirindeki

‘’Ne senden rüku, ne benden kıyam. Bundan sonra Selamün Aleyküm, Aleyküm Selam’’ gibi kesindir bazen.

Gaspıralı’nın “Dilde, işte, fikirde birlik” ideasını ne kadar uyguluyoruz? Uygulamanın adabını öğrenemedik. Belki de bütün suç, edebiyat derslerimizin sınav odaklı ezberletildiğindendir. İlginçtir, kışın seyahatimde rastladığım sahaftan aldığım,  İmam Gazali’nin “Yöneticilere Altın Öğütler” kitabındaki bir pasajı yorumunuza bırakıyorum. ‘’Halktan pek tanınmayan birisiyle, mevki sahibi bir insan bir dava için geldiklerinde; birisi fakir, diğeri zengin ayrımı yapmaksızın, eşit muamelede bulunursan, gerçek adaleti uygulamış olursun.’’

Doğru tektir. Normalleştirdiği kötülükleri püskürtmelerinin yanı sıra diğer insanları ‘herkes’ söylemiyle kalitesiz, seviyesiz, cahil tayfasına çekmeye uğraşıyorlar. Tıpkı salgın döneminde koltukları ısrarla oturmaya teşebbüs etmeleri gibi herkesleşmek de kimliksizleştirmektir. Makalenin sansürlenerek dağılmasına sebep olan derginin bir daha o eski heyecanını bulamamasına yönelik tarihi hepimiz biliriz. Ve hiçbir kalem sansürü hak etmez. Seçerek okumak hakkınızı kullanır ve fikrinizi net ifade ederek omurgalı yazarsanız mutlaka etkilenenler olur. Burada önemle vurgulamak istediğim hukuk fakültesi bitirmeye gerek yok daha adil davranmak bünyenizde var ise zaten cümleciğinizle dahi kimsenin hakkına gasp etmezsiniz.

Yaralamak çok basit. Kötülük haddi ahdi hesabı açık değilse fitne örgüsünü size kılıfla kusacaktır. Bu nasıl ayırt edilir? Örneğin; beğenilecek bir sözcük ele alalım. Bir de ego savaşını bitirmemiş öfkeli karakteri de şuraya çekelim. Diyelim ki; ‘’yalan haber’’ ‘Almanya’da eğitime para almıyorlar, yaşam koşulları süper, her vatandaş şu kadar Euro maaş alıyor’. Bu kişi hemen bulunduğu ülkeyi kötüleyerek Avrupa’yı övüyorsa sonra da insanların hayatını düşünüyormuşçasına acımtırak merhametli cümleciğini kafana taş atarcasına karşısındakine söylüyorsa burada yüreğe yapılan kul hakkı devreye girer çünkü iki kişinin arasındaki üçüncü kişiler görünmüyor. Ortada bir haber var, bir buna kapılan karakter var bir de cümlecikler var. Bu durumda yaralanan kim? Sizce karşısındaki insan mı yaralandı yoksa bu enerjiyi yayanlardan etkilenerek emek ile  dışarıya çıkıp hayal kırıklığına uğrayanlar mı?  Dinleyici, dinleyicidir. Bir fikir adamı gaza, dolduruşa, söylenen cümleciklere takılmaz. Bu kişiler tamamen iletişimi keserek çizgisinde ilerler. Uzun zaman alır idrâk etmek. Örneklemeler çoğaltılabilir. Üstelik yalan haberciler ve yarım bilgiyle kibir saçanlar tehlikelidir, yaralayıcıdır. Bir asker ne için vardır? Neden eve dönen asker aslında hiç eve dönememiştir? Hukuk ve hak bahsedecek en son kişiler bu yaralayıcı kişilerdir. Birinci Dünya Savaşı vaktini öylesine doldurmuş bir harp değildir.

Keşkelerimi geride bıraktım. Yaralıyım. Tam da yaralarımı sardığım kayboluşlardan tutuyor ellerimi, inandığım tütsülen andım. Ant (yemin etmek, söz vermek, bilmek) demişken, hepimizin felsefi andı kendisine özneldir.  Sadece ilâhi marş çerçevesinde de algılanmasın. Amaç ve niyet okuyanlardan beklediğim kavramlar. Şarkının dediği ‘’Yanlış bir öyküdeyim, beni yeniden yaz’’ (ayrılık, kırgınlık, yanılgı). Fethi Gümühluoğlu gibi ben de öğrencilerime ‘Hiç aşık oldunuz mu?’ sorusunu hediye ediyorum. Bir hocam bana beni takdir etmek için katıldığım eğitim mecrasında davranışımın vefa olduğunu söyleyerek lütufta bulundu. Sevdiğim ortamlar gelişime açık seminerler ya da kurslar. Anlayacağınız talep etmeden talip olunur. Dramaya da lüzum yok. Konudan konuya geçiyorum. Düşüncelerinizden sorumlusunuz. Lafla peynir gemisi yürümez. Ben hep terkedilen gemilerdeki batıkta buldum kendimi. Twitter, Whatsapp, Facebook hesaplarımı sildim. Mecburen İnstagram kullanıyorum. Sahte merhametin twiti olmaz.

Tolstoy haklı. Sahi insan ne ile yaşar? Bir cevap arayalım, hukukumuz var mı? Ancak Goethe daha haklı. Belki de hiç münakaşamız olmamıştır. Seni hiç sevmedim saçlarım uzunken. Ben yangını (yürek, içtenlik, kalite, muhabbet) sevdim. Yetmek, yetinmek, yetişmek, yetkinlik. Dost kime denir?  Hakkım helal olsun. Dağ yıkılır, insan yıkılmaz. Sonraki yeni normal hayatımda artık yoksunuz. Lafa tutmayın çözüm bulamıyorsanız, haset etmeyin gerçekliği arıyorsanız.

“son çaldığımız kapıda kimseler yoktu
kapının ardında bir boşluk bir boşluk ki sormayın
ne ekmek ne umut ne yaşam
hepsinin en güzeli
Tanrı’yı gördük”
Mumsöndü / Arkadaş Z. Özger

“segui il tuo corso e lascia dir le genti”

4 Comments

  1. Merve Alıcı Cevapla

    Kalemine sağlık Tuğba’cım. Ele aldığın konu, başlığın, yazının içerisindeki soru işaretleriyle zaman zaman düşüncelere dalıp çıktım. Farklı bir eleştiri penceresi açtığın için teşekkürler.

    1. Tuğba Şahin Post author Cevapla

      Sevgili Merve,
      Kıymetlendirip okuduğun için teşekkür ediyorum. Vaktine sağlık. Hepimizin emeği daim olsun 😊

  2. Hüleyda Cevapla

    Farklı bir yazıda, farklı üslup ve tarzda; kendimle cebelleşip, insanların çoğulunu işledim sanki… İlmek ilmek işlemişsin. Kalemin daim olsun, yüreciğine sağlık 🕯🌸

    1. Tuğba Şahin Post author Cevapla

      Sevgili Hüleydâ,
      Çevremizdeki dialoglar yıkıcı ise kırılgan bendimiz kendimize yönlendiriyor. Evet, toplumsal mücadelemiz inceliklerin incitmeden, en ufak bir nüansa dahi değersizleştirilme karşıtı. Sağ olasın 🥰

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir