Heybemdeki Ispanak

“Kime tanışık olabilirdi kendine yabancı bir kalp?”

Bugün elimde bu sözle çıkıverdim sokağa. Çıkmak değil, buna kendini sokağa atmak denir. Attım, elimdeki kâğıdı çöpe, kendimi sokağa. Zannettim ki insan böylece kurtulur. İhtiyaçlar listesini çöpe attığımızda evdeki ihtiyaç varlığını koruduğuna göre, bu kağıt da bir maden işçisinin kayayı vura vura un ufak ettiği gibi ruhumu un ufak etmeye devam edecekti besbelli. Her vuruşta sızlayacaktım besbelli. Kaçıp kurtulamazdım. Orman gezintimde umulmadık anda ağlar arasında kalmış ormanlar kralıydım.

 Yıllar yılı ruhumla tanışık bir kalbi sokaklar aralarında aradım, caddelerde aradım, tanıdık yüzlerde, yabancı kalplerde aradım. Yıldım ve bir sokak başında kaldırıma yığıldım. Sonra aklım nehirlere takıldı. Dere, tepe, taş, ova aşarak denize ulaşma arzusu taşıyordu. Onun gürül gürül akmasına sebep olan sonsuz mavilikti. Orda kaybolmak, orda var olmak istiyordu. Bir göle ulaştı mı yanılgının acısını suyunda taşıyordu. Ben, ulaştığım göllerden ağzımda acı tadımla ayrılırken, elime tutuşturulmuş bir ihtiyaçlar listesiyle markete gitmiş, raflar arasında dolaşıyor gibiydim. Telaşlıydım ve hata yapmaktan korkuyordum çünkü ıspanağı roka, pazıyı ıspanak zannettiğim günler yaşamıştım. Tüm işlerimi bitirmiş gururlu tavrımla poşetleri mutfak tezgâhına atınca anlamıştım. Aradığının mahiyetini bilmeyen, pazar tezgâhlarından yalnızca yanılgı satın alabilirdi. Tamamlandım zannettiği an, en büyük eksikliği yaşardı.

Uçan mürekkeple cilt cilt kitaplar kaleme almışım. Okumak için elime aldığımda bembeyaz sayfalarla karşılaşmışım. Dönüş yolumu bulabilmek için yollara ekmek ufalamışım. Dönmüşüm yolumu bulamamışım. Yanlış haritalardan güzergâh çizmişim. Cetvelim eğri iken ölçü almışım. Bir elbise dikmişim giyememişim. Bir elbise dikmeye nereden başlanır? Yolu bulmaya nereden başlanır? Elimde bembeyaz sayfalarıyla cilt cilt kitaplar, üzerimde ölçüsüz dikilmiş kıyafetim, bilmediğim yollarda ekmek kırıntılarımı arıyorum. Bilmediğim yollarda heybemde roka zannettiğim ıspanağı taşıyorum. Ulaştığım göle razı olamayacak kadar kendinden emin, ne aradığımı bilmeyecek kadar avare…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir