Her Şair Başkasının Şiirlerinde Kendini Bulur Çokça ve İçi Ferahlar Bu Acıyı Daha Önceden Yaşayan Şairler Olduğu İçin

Yağmur yağdı bugün şehre. Eskiden çok sıradan gelen olayların değerini anlatan öğreti niteliğinde zamanlardan geçiyorduk. Susuzlukla karşı karşıya kalınca yolda üzerime sıçrayan yağmur birikintilerini bile sever olmuştum. Peki sen bensizlikle karşı karşıya kalınca şikayet ettiğin şeyleri bile özlemeye başlamış mıydın?
Senden sonra defterleri doldurdum satır satır. Sana dair yazmaya yeltenen kalemimden akan cümleler hep aldanmışlığımla noktalandı. Biten bir aşkta insan karşı tarafa değil de kendine kızmaya başlıyorsa yaş otuzları geçmiş demektir. Çünkü öğreniyor büyürken her aşık, aslında görmek istemediğin gerçeklerin sebebi senin kendi gözlerin. Kalbe kan pompalamak dışında bir görev verince saçmalıyor diye okumuştum bir yerde. Gülümsemiştim. Tüm yazılar, sözler, şarkılar artık sevmememiz üzerine evrilmişti. Böyle bir çağda yaşamak da bize düşmüştü işte. Hem bir yanımız aşkı deli gibi merak ediyordu hem de o denli aşktan korkuyorduk sonunu bildiğimizi sandığımız için.
Yeni bir şiire denk geldim. Sen gideli 7 ay olmuştu.
Ezel Roz Manaz’a aitti. ‘Senden Sonra’ydı adı.
Kaç kere seslendirdim hatırlamıyorum. Hiç biri içime sinmedi.

“Senden sonra 23 şehir gezdim.
3 kilo aldım.
Saçlarımı 6 kez boyadım.
Dünya bilmem kaç dönümünü tamamladı.
Darbe oldu, ihtilal oldu.
Barış gelmedi, savaş bitmedi.
Seni özledim.
Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım.
Belki yürürsün aynı sokakta.
Ayak izime denk düşer ayak izin.
Belki saçına değer nefesim.
Belki sen de bir gün beni özlersin diye,
Seni uzakta bıraktım.
Seni uğurladım, sana kavuştum, seni terk ettim.
Bilmem kaç kilometre yol gittim.
Evren kaydı.
Sen göğüs kafesimden milim kaymadın..”

 

Oysa ben senin göğüs kafesimden kayman için kaç aldatışa yeltendim seni. Her seferinde sana daha çok tutundum.
Ve yeni bir şarkıya dolandı dilim.
Hüsnü Arkan’ı nasıl severim bilirsin yazacaktım ama belki de hatırlamıyordun ne tuhaf. İnsan hep bıraktığı gibi kalsın istiyor bir şeyleri sevgili okuyucu. Oysa sana dair her detayı aklında tutacak biri gider mi? Gitmez.
Bir şarkı dolandı dilime. Mahmut Çınar eşlik ediyordu üstada.

 

Ömrünün baharında bul beni
Kayıplar meydanında
Belki soğuk bir şubatta
Portakal zamanında
İki hasret, iki hayat
Kaşla göz arasında
Bul beni

 

Ben yine şiirlere, şarkılara, kalemlere, kağıtlara sarıldım.
Sen hangi solukta attın son çığlığı bilmiyorum.
İnsanı susmaya zorlayan acı konuşmaya zorlayan acıdan ağırdır derler ya,
Susuyorum.

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Bir yorum girin
Adınız

Exit mobile version