Güncelleme 2021

Güncelleme 2021

Neler neler geçti şu 365 günde değil mi? Peki biz tüm bu sıkıntılardan nasıl geçtik, kimdik, neydik, kimde ne kadardık? Bak hayat yolunda artık bir yıl daha aldın. Yaş almak, yaşlanmak… Ne uzak kelimeler gibi geliyor değil mi? Artık alışsan mı diyorum…

Büyüdük, geliştik, öğrendik, öğrettik, sevdik, sevildik. Kimi zaman hayaller kurduk kimi zaman da fark etmeden başkalarının hayallerinde başkahraman olduk. Bize verilen rolleri oynadık. Peki ama kendimizden ne kattık, bu doğaya, topraklara, evrene? Sadece karbondioksit verip karbon ayak izini arttırmış olamayız değil mi? Hayatın manasına erme çabamıza ne oldu? İçimizde hayaller kuran o ufak çocuğu bilgisayar oyunlarına mı yoksa Instagram’a mı kaptırdık? Hepimizin var zaafları, vazgeçemedikleri, göze alamayacakları. Ama herkesin bir de dönüm noktası olmalı öyle değil mi? Yeni bir başlangıç yapma zamanın gelmedi mi sence de? İlla yeni yılı bekleyeceksin diye bir şart da yok ayrıca. Bu yazıyı okuyup bitirdikten sonra aç camı, kömür kokularıyla karışık o soğuk havayı çek içine, üşü biraz şöyle kendine gel. Açıl, ferahla ciğerlerinde hisset, burnun soğuktan kıpkırmızı olsun. Bir de kahve yap kendine miladın olsun. Hiçbir şey için geç kalmadın! Ne okumak için ne öğrenmek için ne de sevdiklerine bunu haykırmak için. ”Nefes alıyorsan umut var demektir” diyor ya yazar sende umut var çünkü unutma ki umut sensin. Umut senin cesaret eden yüreğin. Umut “hep aynı cümleleri kuruyor bu insanlar” demene rağmen bu yazıyı okumaya devam etmen. İnsanoğlu hep bir ışık arar, hep bir umut. Bu yüzden herkese bir misyon yüklemiştir. En belirgin örneği de Noel Baba figürü. Gelecek ve tüm dilekler kabul olacak. Ama sen artık biliyorsun ki Noel Baba hiç gelmeyecek ve ne kadar uslu olursan ol o şirinleri hiç göremeyeceksin ama umut edeceksin, ona sımsıkı sarılıp bırakmayacaksın işte. Yeni hayatın için mucizeler bekleme; üret, paylaş. Asıl mucize kötü kalpli insanların olduğu bu dünyaya rağmen umudunu kaybetmeyenler. İşte onlar ki,  yüzyıllara meydan okuyan güzellikleri kuracak insanlar; işte o sensin. Sadece doğru hamleler, doğru insanlar kabuğundan çıkıp inci olmanı sağlayacak. Güzel ortamların olsun, güzel şarkılar dinle, güzel filmler izle. Seçici ol hayatta. Seçebilmek için de altyapın olsun. İstediğin zaman resti çekebileceğin özgüvenin ve bilgi birikimin olsun ki zorunlu olma hiçbir şeye. Zorunluluktan yapma bir şeyleri. Diğerlerinden farklı olacağım diye de sana ait olmayan kalıplara bürünme. İnan ki üstünde iğreti duruyor ve ehline denk gelirsen fena halde tökezliyorsun. O halde yeni bir yıla, yeni bir güne, yeni bir savaşa hazırla kendini. En büyük çatışmaya; kendinle savaşa… Savaş kendinle, beğenmediğin özelliklerini yont, istediğini ekle. Artık birilerine bahane bulmayı bırak. Ressam da sensin, resim de, boya da. Fırça senin, düzeltebildiğin kâr. Baktın her şey o kadar kötü, çek bir astar boyası sil baştan yaz şimdi kendi destanını. Az bir gayret çokça cesaret. “Sen kimsin?” diyeceksin. Ben içerden sana tüyolar veren minik, aranıza yeni katılan bir yazarım ve bu benim ilk yazım. Bak ben cesaret ettim, bunu seninle ve okuyan herkesle paylaşıyorum. Ben bir adım attım peki ya sen yapabilecek misin?

Bunu okuyan kişiye not:
Müzik olarak Mark Eliyahu’dan Journey şarkısını aç ve düşün. Bu çağın insanı düşünme fakiri çünkü. Bu yolculuk senin. Heybene ne istersen onu kat, yoluna kimi yoldaş istersen onu seç…

Muhabbetle…

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir