Göç Yolundaki Kuşlar

Daha önceden yurt edinmiş ve gönüllerine inancı yerleştirmiş kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler. Onlara verilen hiçbir zorlukta üzülmez, bu zorluğun içinde dünyalarına bülbül veya kartal deyip yolcunun yolunda olması gerektiğini bundan dolayı söylerler. Kendileri zorluk içinde bulunsalar bile varlığın içinde kendilerine yeni bir kervan yolu inşa ederlerdi.

Kuşların göç yolunda seyrettiğim “gizliliğinin” son durağıydım. Umudumun yeniden yeşermeye başladığı ikindi vakti, yüreğimdeki buruk acının en tatlı ve içine kapanık hâliydim. Öylece pencereden bakarken iç dünyamı bir ileri bir geri giden dalgalara teslim ediyordum. Buraya tarih atmıyorum. Çünkü kuşlar kafeslere yakışmıyor dostum. Kuşlar özgürlüğün aynasıdır. Bense kuşların sahibine gidiyorum. Canımı kuşların yolunda köprü yaptım. Kanatlarının renklerine nasibimi bağladım. Dünyada bulunan hiçbir şeyi kuşların samimiyetine değişmedim.

Kuşlar Özgürlüğün Aynasıdır.

Kuşlar, benim doğamın bir parçası ve yalnızlığın ötesinde sarayların, köşklerin, etrafı surlarla çevrili sığınakların, kuş kafeslerinin diğer yüzüyüm. İçi harabeye benzer insanın şu dünyada nasıl bir yaşam sürdüğü, ruhundaki sıkıntıyı nasıl denize döktüğünü, bütün gününü sıkışan kalbine nefes aramak için nasıl bir derman arardı, bilmiyorduk.

Takvanın üstünlüğünü Yunus’un izinden gelenlerle yaşar, aşk ile dünya arasında yeni bir yol izlemek için neyin içinde gönül sadakası vererek gidenlerden olmak istiyordum. Gözlerimin sabah uyanış hâli bir kuşun uyanış haliyle aynı mıydı, bilmiyorum. Hep bahsediyorum “Bir yaşanmışlığı ve isteklerimiz bizi esir almaya kalktığı bu güz mevsiminde yeniden başarmakla yeniden canlandırmak, güzeldir; kuşları öğrenmek hepsinden de güzeldir.” Huzurun aynası olmak, çevrendekilere tebessüm etmek, ailen hatta tüm kâinat yaşarken kıymetini bilmek, kuşlar ile tanışmakla onların bir yudum suya muhtaçlığını anlamak aynı memlekette saklıdır.

Yani kendinize merhamet edin! Hayvanlara merhamet edin! Merhamet duygusunun değeri diğer duygularla asla karşılaştırılamaz. Merhamet kucağında büyüttüğün bir bebek gibidir. Merhametin büyüdükçe saygın, sevgin ve mutluluğunda büyüyecektir.

Düşünmenin Yarısı Hayvan Dostlarımızdır.

Bu gece yıldızlara bakarken yine bir kuşu düşündüm. Bir kuş nasıl yaşıyordu? Ne yiyor ve ne içiyordu? Hepsini düşünmekten çok yoruldum. Beynimde oluşan hassasiyet durmuyordu. Kuşların nasıl dostları vardı, nasıl bir coğrafya da yaşayıp seviniyorlardı? Bir gölgenin altında sekerek giden kuşları görünce gülümsememe engel olamıyorum. Hayatın verdiği en içten armağandı. Özgürlüğün verdiği cesaret kuşların emanetiydi. Cesaretin verdiği güven de insanların hediyesiydi. Beraber mutlu ve merhametli yaşamak böyle olsa gerek. Gözünü kırpmadan onların mutluğunu, özgürlüğünü bazen de ağlamaklı bakışlarına bakmak nasıl tarif edilir sadece hissediyorum.

Nefes Almak Basit Değildir.

Yaşamak dediğin iki nefes alıp vermek olmamalıydı. Bir yerlerde bir şeyler eksikti. İnsanın yaşamak için bir nedeni olmalıydı. Toprağa serilmiş bir tohum gibiyim bugünlerde. Birileri içimdeki duyguları ayıklasa da yeniden kuşlarla yolculuğa çıkıp eksik olanları tamamlamayı istiyordum. Toprağın suyu özlediği anı hayatın yokluğuna benzetiyorum. Sayıları unuttum bu devirde. Çünkü yokluk var! Kanayan bir yara gibi canımı acıtıyor. Duyanlar duymayanlara söylesin. Bu devirde kuşlar ruhunun doyurulmasını istiyor. Şimdi ne demek diye soracaksanız derdi yaşayan iyi bilir. Onların elinden tutmaya gidiyorum. Kuşlar uçmayı öğrenirken!

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir