Dream Objects – Düş Nesneleri 15 Temmuz’da ilk kez İstanbul’da

Lüks ürünler, arzu nesnesi olmanın ötesine geçiyor, düşlerinizi ve içsel yolculuğunuzu uyandırıyor.

Tayvanlı Türk sanatçı Melek Kocasinan’ın (Gao Anqi) pandemi döneminde hazırladığı yeni serisi “Dream Objects – Düş Nesneleri”, 15 Temmuz’da ilk kez İstanbul’da sergileniyor. Sanatçı yeni serisinde, arzu nesnesi lüks ürünler ve paketleriyle etkileyici eserler sunuyor. Modern insanlar, kendi gerçeğine ulaşmak ve daha derindeki düşlerine dokunmak için tasarımsal lüks objelerden yararlanabilir mi sorusuna da cevap arıyor.

Tayvanlı annesi ve Türk babasının kültürel farklılıklarıyla yoğrulan; Türkiye, Tayvan, Amerika arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik dönemlerinde çıktığı içsel yolculuklarla kendini geliştiren Tayvanlı Türk sanatçı Melek Kocasinan (Gao Anqi), pandemi döneminde kaldığı Ankara’da üretmeye, yeni seriler tasarlamaya devam ediyor. Tayvanlı Türk sanatçı bu kez de, 15 Temmuz’da Beşiktaş Akaretler’deki Karl & Ein Sanat Galerisi’nde açılışı yapılacak ve ilk kez sergilenecek olan yeni serisinde, lüks tüketim ürünleriyle insanın ilişkisini yaratıcı bir şekilde araştıran “Dream Objects – Düş Nesneleri”serisiyle karşımıza çıkıyor. 

Seri, çağdaş insanın ruhsal bütünlüğe kavuşabilmesi için arzu nesnelerinin bir araç olma ihtimalini görselleştiriyor. Nesneyi aşabilmek için ondan kurtulmak yerine, o nesnenin yarattığı içsel arzuya ve o arzunun yaşanış biçimine odaklanılmasını öneriyor. Çağımızda alışveriş bağımlılığı olarak kötülenen ve minimalist yaklaşımlarla fazlalıkların azaltılması önemsenen dünyamızda, asırlar boyunca lüksü özlemiş, aramış ve bedeller ödemiş insan doğasına daha gerçekçi bir bakış sunuluyor. İrrasyonel bir bakış açısıyla gösterişli lüks objelerle ilişkimizde o içimizde canlanmak isteyeni sarsıp uyandırmak; o nesnenin ötesini hayal etmesi için bir kapı olarak kullanmayı çağrıştırıyor. Sanatçı, lüks ve insanın çağlar boyunca kurduğu düşlerin hikayesini sanatla birleştirerek çağdaş insanın kendinden bile gizleyebildiği arzu haritasını görünür kılmayı amaçladığı serinin devamında ise başka lüks objeler, saatler ve mücevherler de dahil etmeyi planlıyor. 

Chanel, Louis Vuitton, Hermes, Fendi, Prada, Cartier, Rolex gibi dünyaca ünlü lüks markaların ürünlerini ve ürün ambalajlarını düzenleyerek oluşturduğu fotoğrafların negatiflerini alarak canlı renklerle dolu kompozisyonlar oluşturan Kocasinan, ‘düş/rüya’ anlamına gelen geleneksel Çince karakter – meng’ kelimesini tekrarlayarak, lüks nesnelerin üzerinde kullanıyor. Sanatçının, M.Ö. 1600’lü yıllarda kaplumbağa kabukları ve hayvan kemiklerinde ilk yazılı örneklerine rastlanan 夢– meng (düş/rüya) sözcüğünü seçmesindeki amaç ise; insanların hayal kurma ve onları gerçekleştirme ihtiyacının kadim köklerini de hatırlatmak. 

“Seride kullandığım 5000 yıllık Çince ‘meng’ kelimesini, resimsel özelliği ve geçmişi nedeniyle seviyorum. Eserlerde kullanılan bu kelimeyi Tayvan’da Çince öğrenirken, annemin verdiği çalışma kartlarının arasından özellikle alıp sakladım. Her nereye gittiysem bu kart benimle beraber seyahat etti. 30 seneden fazladır saklıyorum. Kartta, sözcüğün geçirdiği evrim de var. Önce dikine bir düz çizgi (yatak) ve üzerinde yatan insan ve ağaçlar varmış. Ekilen tohumların, bir orman oluşunu temsil ediyormuş. Bir insana düşünü sorarsak, biz de aslında bir tohum ekiyoruz o kişiye, gelecekteki ormanı hayal etmesi için. Kelime zamanla evrilerek, kaşlar, göz ve çatı altındaki geceye dönüşmüş. Hem gece düşlerini hem de yaşamla ilgili hayallerimizi, hedeflerimizi temsil eden bir hale gelmiş. İnsanın kadim düşleme ve hayal gücünü, yaşamda gerçekleştirmek istediklerini anlatıyor. Antik Yunan’da Plato, içimizdeki çağrı diyor buna. Şamanik öğretilerde de, hayatın bizim üzerimizden görmek istediği düşten bahseder. Gerçekleşmeyi isteyen bir canlı varlık gibi içimizde bekleyen… Ben de, Dream Objects- Düş Nesneleri serimde, o içimizde canlanmak isteyeni, farklı bir yolla uyandırmak istiyorum. Çünkü hayatın bizim üzerimizden gerçekleştirmek, yaşama geçirmek istediği düşe doğru yöneldiğimizde büyürüz, enerjimiz artar, yaşam dolu oluruz, fark ediliriz… Tersi yönde hareket edersek hatırlanmayız, silikleşiriz. Bu seride, etkileyici objelerle, aslında tasarımcılarının gerçekleşmiş düşlerine ulaşmanın, yani çantayı satın alıp kullanmanın ötesinde, içine çekildiğimiz düş nesneleri bize kendi içimizde isteyenleri hatırlatabilir mi sorusuna yanıt arıyorum,’ diye özetliyor yeni serisini Kocasinan. 

Sanatçı serisinde ayrıca sanat severlere bir de kendilerini sorgulama şansı tanıyor. Seri; ‘Alışveriş, moda ve lüks, kişisel keşif için ihtiyacımız olan iyileşme için bir arayış mıdır?’, ‘Lüks, statü ya da diğerlerini takip etmek için değil, kendi yönelimlerini fark etmek için kullanıldığında, yarattığı duygusal haz ve düşsel zemin nedeniyle, psikoterapik bir etkiye sahip olabilir mi?’, ‘Bilinç dışımız bizimle sembollerle, karmaşık bir şekilde konuşmaya çalışırken, lüks ürünler bu konuşmaya aracılık edebilirler mi?’, ‘Sahip olunmak istenen pırıltılı, renkli objelerle, sosyal statünün ötesinde, kendimizle ilgili aradığımız ama adını koyamadığımız bir şeyleri arıyor olabilir miyiz?’, ‘İçimizdeki boşluktan değil, ortaya çıkmak için uğraşan, gizli arzularımızla ilgili hislerimizi transfer ettiğimiz objelere olan duygularımızı inceleyerek, nesneyi aşarak kendimize ulaşmak mümkün müdür?’ gibi sorulara cevap arıyor. 

Sanatçı bu sorulara kendi cevabını ise şu sözlerle veriyor; “İnsanın zihninde beliren veya kendisine çekim hissettiği görsel imgeler, insan zihninin etkileşimine dair ipuçları sunar ve bizi ruhsal bütünlüğe ulaştırmak için bir gerilim yaratır. Benim için bu gerilim, çocukluğumdan beri ilgi duyduğum tasarımcı çantalarıydı. Onlara sahip olmaya, dokunmaya olan arzumun içinde hem anne tarafından beslenme özlemi, daha da önemlisi benden küçük bir varlığa hiç zarar vermeden ve kullanılmadan saklama isteğimi gördüm. Arzuladıklarımız belki içimizdeki boşluktan kaynaklanmıyor; kalbimizin derinliklerinden dışarı çıkmaya, hayata geçmeye çalışanları işaret ediyor. İçimizdeki o heyecanı ve arzuyu takip edersek, nesneyi aşarız ve içimizdekine, kısaca kalbimizdeki düşe ulaşırız. Bu anlamda eserlerim, ‘senin düşün nedir?’ diye sorarak, izleyiciye kendilerini daha önce denemedikleri bir yönden; imgesel, düşsel ve sembolik bir yerden keşfe yöneltmeyi arzuluyor. Hep ‘az, çoktur’ deniyor tasarım ilkesi olarak. Hayatta ise belki de ‘çok, çoktur’. Yaratıcılık, bazen ne işe yarayacağını bilmediklerimizden yepyeni olasılıklar yarattığımız bir karmaşık ve çoğul ortama ihtiyaç duyar. Arzuladıklarımız belki içimizdeki boşluktan değil, dışarı çıkmaya çalışanların bir izdüşümü olur. O heyecanı, arzuyu takip edersek, nesneyi aşarız ve düşe ulaşırız. Bu nedenle çağımızdaki moda dergileri, instagram’daki influencer sayfalarına negatif bir gözle bakıp yargılamadan önce, insan olarak çekildiğimizi yeri fark etmek ve o çekildiğimiz yerdeki anlamlar üzerinde tefekkürde bulunmaya çalışmak gerekir gibi geliyor bana. Bu sayede içsel yolculuğumuzu çok daha geniş kapsamlı yapabiliriz.” 

Büyük İlgi Gören ‘FENDI Peekaboo’ Çanta da İstanbul’a Geliyor

Tayvanlı Türk sanatçı Melek Kocasinan’ın (Gao Anqi) ilk olarak Ankara’da sergilen ve büyük ilgi gören “Transcending the Dream Object- Düş Nesnesini Aşmak” isimli eseri de 15 Temmuz’da Karl & Ein Sanat Galerisi’nde olacak. Fendi’nin Peekaboo çantasını bir sanat eserine dönüştüren sanatçı, bu eserinde lüks ve günlük nesneler kullanarak yeni anlamlar üretmeyi, bu anlamlarla da içsel yolculuğa çıkmamızı sağlıyor. Mevlana’nın “Gönlünde olanı benden gizleme ki, benim gönlümdeki de ortaya çıksın,” sözünden esinlenerek kalbimizdeki yeteneklerin ortaya çıkması için karşımızdakinin de iç dünyasını ve yeteneklerini açmasının ilham vericiliğini vurguluyor. Peekaboo çantalı heykel, yükseldiği katman katman aynalı basamaklarla, bir yandan sosyal statüde yükselmeyi canlandırırken; bu yükselişi sindirmenin, kendini aşarak başkalarıyla paylaşmanın, topluma geri vermenin önemini de hatırlatıyor. Çantanın sol tarafında gözüken kırmızı camdan kalp ile çantayı insanlaştıran Kocasinan, izleyicinin çantadan taşan mücevherimsi ve parlak nesnelere bakarken zemindeki aynalı yüzeylerde kendini de görmesini ve kendi içsel zenginliklerine yönelmesini amaçlıyor.

Sanatçının Türkiye’de Devam Eden Sergileri

Melek Kocasinan’ın “Karanlıkta Işıldayan” serisi, 22 Temmuz tarihine kadar Beşiktaş Akaretler’deki Karl & Ein Sanat Galeri’sinde ziyaret edilebilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir