Boşvermişlik

Hasarlı bir geçmişe sahipsin, ne yazık ki onarılamayacak kadar büyük acılara sahip vücudun. Zihnin ise bir tabutu andırmakta; içi asla boş kalmayan, her gün diğerine göre daha da dolup taşan bir tabut. Kimselere bahsetmiyorsun kendinden; acıları gizlemekte hünerlerin olduğundan, ağlamak için mendile değil de battaniye altına ihtiyacın olduğundan, bir de ne kadar su alırsan al diğer çiçeklerin aksine git gide solduğundan. İnsan da istemiyorsun artık hayatında sen çünkü önceden var olanlar nihayetinde seni terk edip sırra kadem basmışlar, ne vaatler ile sana gelip pes bayrağını en zirveye asmışlar. Senin de asasın gelmiş kendini evinin çatısına, yapamamışsın, becerememişsin işte. Sen ne insanları kırabilirsin ne de kendi canına kıyabilirsin. Sen sadece içten içe acıya kucak açıp hiçbir şey olmamışçasına hayatına devam edebilirsin. Senin zararın bir kendine, o da zamanında sana çok zarar verdiler diye. Herkes için çabalayan sen sıra sana geldiğinde maalesef kılını kıpırdatmaz, dikenli çiçekleri hep sular da kendisine bir damlasını bile ayırmaz.

Yarınlar ne getirir bilmiyorum, yarınları bekliyor muyum o bile muamma. Dışarıdaki herkes gibi zamanımı geçiriyorum sadece. Beni onlardan ayıran tek fark içimi meşgul eden, bitmek bilmeyen, günden güne de artan varoluş sancıları. Ağlamak geliyor içimden, bir insan değil de bir müzik sayesinde ağlamak, tek başıma kalıp duvarlara kusmak istiyorum içimdekileri gece boyunca. Artık kimselere dahi ifade edemiyorum kendimi, herkesten soyutlandım. Ağıt yakılacak halim var, ben de bu halime bir sigara yaktım, varsın ciğerlerim kararsın, belki zihnim kadar karanlığa bürünürler günün birinde, belki işlevlerini kaybedip bana da kıyak geçerler, hüzünden usanmış yüzümü son kez güldürürler.

Sevgili benliğim, boşvermişlik hissini en çok sen hissettin. Sevgisizlik ile yıkandın, umutsuzluk ile kurulandın. Acıdan beslendin, yalnızlığa aşık oldun. Sen hangi sokağa, hangi caddeye girdiysen senin peşinden geldi yalnızlık. Gökyüzü sana küstü, hiçbir yağmurunda ıslatmadı seni, şemsiyeler ile de hiç aran olmadı bu yüzden. Keman düşman belledi seni, tek başına oturduğun yemek sofrana hiç uğramadı, hiç kulaklarının pasını silmedi. Ellerin birisine hasret kaldı, ona ulaşamayınca da duvarlara çattı. Sevgili benliğim boş ver bunları, sen en iyisi boş ver, çünkü boş vermez isen idare edemezsin; mahveder bu caddeler, bu basamaklar, bu kaldırımlar, bu insanlar seni.

 

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir