Biz Kimiz?

Sürekli kafamın içerisinde dönüp duran bu soru, beni bu yazıyı yazmaya itti. Sahi kimiz biz? Kim olduğumuzu sanıyoruz? Başlamadan önce şunu söylemekte de fayda var, size pembe gözlükler takmanızı sağlayacak bir yazı değil bu, gerçeklik gözlüğünü takmayı teklif eden bir yazı.

Bir süredir Dünya üzerinde yaşanan bu kargaşa ve kaosa farklı bir açıdan bakmamız gerekiyor bence. İnsanlık tarihinin geçtiği büyük bir sınav ve insanlığın yüzüne vurulan -fakat görmek ve kabul etmek istemediği- gerçekler var ortada. Bu gerçek ne mi? Bu gerçek, bizim hiçbir şey olduğumuz! Şimdi bu resime iyi bakın…

Carl Sagan’ın da dediği gibi gezegenimiz “soluk mavi bir nokta” evrende adeta bir toz zerresi. Bizde o toz zerresinin içerisinde, kendimize atfettiğimiz büyüklük ile yaşamakta olan insan türü. Tanıştığımıza göre, haydi biraz daha derin mevzulara girelim!

Bu toz zerresi üzerinde birbirimizi öldürmek için ne kadar hevesliydik, doğayı katlettik, hayvanları kendimizden küçük gördük ve önemsemedik, nefes almamızı sağlayan bitkiler ise sadece bir yeşillikti işte… Toz zerresi üzerine sınırlar koyduk, birbirimizi dışladık… Para için tüm güzel ve samimi şeylerden vazgeçtik… Toz zerresinin bir ucunda açlıktan ölürken, bir ucunda lüks ve şatafat içerisinde para ile saadet bulmaya çalıştık. Öldürdük, yıktık, kestik, kopardık ve görmedik! Bugün etrafınıza iyi bakın. Her şeyi kendinden küçük gören insanlık, ancak mikroskop ile görülebilen bir virüs nedeniyle evlerine kapandı. Sınırlar koyduğun topraklardan sen geçemezken, virüs için o sınırlar yoktu. Senin aksine o, ne zengin ne de fakir ayırdı.

Artık sen, ben ya da o yok. Hepimiz birbirimizden mesulüz. Doğa ise kendisi için bir virüs olan insanlık olmadan gayet mutlu ve sağlıklı.

Dünya üzerinde her solucan, her böcek, her hayvan gezegenin ekolojik iyiliği için çalışırken, dünya üzerinde en akıllı tür olduğumuzu savunduğumuz bizler, bunu yapmıyoruz. Yaşama alanlarını ele geçirdiğimiz canlıların -hayvanlar ve bitkilerin- bir kısmını öldürüp, bir kısmını ufak bir alanda yaşamaya mecbur bırakırken ve sürekli ürerken, çokta bir farkımız yok virüsten.

Peki ne olacak? “Biz” olmayı başaramayıp, bu dersleri çıkarmasak doğa ve dünya, bu şekilde bize aşı geliştirmeye devam edecek…