Bilinmeyene Mektuplar

-1-

Cam kenarında geçiyor günlerim. Göğü selamlıyor, bazen de uğurluyorum. Tüm bu zamanın içinde parlıyor gibisin. Kendimi bu sıralar boş bir kutu gibi buluyorum. Çoğu zaman öylece bakıyorum pencereye. Bir şeyler değişebilirmiş gibi. Tüm bu zamanlarda bir ayna oluyor elime varlığın. Delirmiş gibi hissediyorum. Bir de boş. Her bir uzuvumda bir insanın izleri varmış gibi… İzleri kapatamıyorum, kanıyorlar. Gözlerimi kapatmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Sonra bir cümle geçiyor kulağımdan, “Kalemi bırakma.” diyorsun. Deme! Kalem benim boğazıma batıyor. Kendimi görüyorum, görmemem gereken o deliklerde, benden kaçıyor öylece.

Bir şey diyemiyorum. Birbirimizden kaçıyoruz. Böyle olmamalı. Çünkü biz birbirimize küsersek, kime kaçarız?

Benliğime bunu anlatamadım. Ondan korkuyorum. Yıldızların elime düştüğü bu gecede tek yaptığım yazmak oldu yine. Biliyorum, kötü olsa da yazmak, geleceğim tek durak olacak hep. Sen de biliyorsun, ben onsuz yapamıyorum. Beni kaleme itip doğrusunu gösterdin. Sana minnettarım.

Kendi ellerime bakıp, “Olmuyor.” dediğimde, bana olacağını gösterdin. Bir insanın kalbine dokunmak bu kadar kolay mıydı? Ruhumun çiçeklendiğini hissettim o buz gibi duvarların içinde. İnan ki kolumu tutacak gücüm yok, sadece gözlerimi kırpıyorum bu hayatta. Fakat ben sana yazmayı seçtim bugün.

Bu şair geceye vurana kadar vakit, herkese yardım ediyor. Gülümsüyorlar. Gece şaire vurduğunda yastığıyla bakışıyor sadece. Böylesine yalnızlığa sarılmamıştı hiç. Varlığı değersiz miydi? Ruhunun böyle hissettiğini yeni anlamıştı. Yalnızlığı kabullenmişti. Fakat onu istemediğini bilmiyordu. Kabuğunu sıkı sarmıştı. Şimdi sen gelip, kabuğun yanına kıvrılmak istiyorsun. Bunu yapamazsın.

Şair, kaçabilir.

Üzülme, o böyle. Birazcık huysuz, birazcık korkak. Belki de hiçbiri. Onu öğrenmek, bir resmi çizen ressam gibiydi. Her bir yerini, güzelce çizmeliydi insan.

Resmi çizebilecek misin? Uzun sürecek bir resime ellerini verebilecek misin?

Şair, zor.

Kalemde onu çizmek, onu ona anlatmak gibi olur. Korkma, herkes kendini çiçekli ellerde görmek ister. Fakat sen ellerini saklamalısın. Bir siyaha dönüşmesini istemem.

Ellerin parlıyor, bu siyah çemberde. Onları korumalısın. Bize bırakılan tek şey oldular. Almasınlar elinden, ışığını yitirme. Çünkü güneş senin için doğmaya devam edecek.

Sana, sadece senin anlayacağın bir mektup yazdım. Sonsuza dek duracak, kollarında.

Ona iyi bak.

-Nefeli.