Beklediğimiz Süre Zarfında

Beklemenin Psikolojisi

Güneş tam tepede, hava serin, narin ve hoştu. Durakta bekliyorken, yerde kare kare dizilmiş taşların hizasında nizami bir şekilde bir sağa bir sola adımlıyordu. Bakışlarında küçük bir çoçuğun göğe doğru bakarken gözlerinin kısılmasının masumluğu vardı. Bir sağa sola gidip geliyordu ve gelecek olan otobüsün ne kadar sürede burada olacağını hesaplıyor, içinde bir geç kalmışlığın kaygısını hissediyordu. Bir an otobüs gelir gibi oldu, beklediği otobüs bu değildi. Otobüsü beklerken ve ayrıca diğer beklemekte olduğu şeyler gibi hayatta sürekli bir beklenti içinde olduğunun düşünceleriyle başka boyutlara sürüklendi . Beklemenin ruhunu yaraladığını düşünüyordu. Beklemek durmak, karşımıza çıkanlara razı olmaktı. Beklemek yerine harekete geçmekle hayatının daha farklı şekilleneceğine inanıyordu. İnsan beklerken geç kalır, geç kaldığı için bekler, beklediği zamanda yenik düşer ve bakış açısı daralırdı. Beklentiler kendi yolunu çizmemizi engeller, bir yola sokar, bize ait olmayan yoldan çıkarmamak içinde hep bi bahane sunardı. Otobüs gelene kadar zihninde bu düşüncelerle bir yere varmaya çalıştı. Kötü hissetti ve gerçeklerin kötü hissetirmesini hülyalarla yaşamasını sorumlu tuttu. Sorumluluklar, insanların bize yönelttiği , bizim kendimizi dikte tutmak için veyahut sistemin yarattığı kurallardı. Aralarında en iyi ve en huzurlusu, bizleri bir adım daha öteye götüren edindiğimiz sorumluluklardır. Bir beklenti durumunda olmadığımız, bir şeyler ürettiğimiz ve kendi yolumuzu çizmemiz için alışkanlıklarımızı değiştirdiğimiz normlardı. Bu düşüncelerden uyandı, sağına soluna baktı ve birinin koşturduğuna şahit oldu. Birileri yine otobüsü kaçırıyor, otobüs kaçarken diğer otobüsün gelmesi için bir süre daha zaman harcıyor ve bu durumlarla gününü gün ediyordu. Zamanı iyi kullanmamız gerektiği herkes bilir fakat bir şeylere geç kalındığında zamanın değerli olduğunu idrak ederdi. Ve otobüs gelmişti, otobüse attığı ilk adımda artık gideceği yere her ne kadar geç kalınsa da varacağı ümidiyle kaybedilen zamanı ruhunda sindiriyordu . Zaman bir kez daha uçup gitmişti, ne de olsa tutulamayan, bitiveren bir kavramdı. Tükeniyordu, bazen yavaş bazen hızlı bazen belirsiz. Giderken, gelirken, başlarken, sonlanırken de ve tüm bunların gerçekleştiği zaman süre zarfında beklerken de… Zaman geçiveriyordu.

5 duyu organlarımla gözlemlediklerimi edebileştirirken kısa ve öz kalmakla idare ediyorum. Sanatsal yönüm, gündelik yaşantılarım içinde ağır basıyor ve bu şekilde bir şeyleri kaleme alabiliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir