17.3 C
İstanbul
Pazar, Eylül 25, 2022

Ayna – Ⅲ

…Yiğit arkada hazır bir şekilde beklerken cevabı, Melahat teyzenin ağzından şu sözler döküldü “Yok güzel kızım hiçbir şey duymadım ki ben, hem geceleri rahat uyumak için baş ucumda duran uyku ilaçlarım fena yapıyor beni. Top patlasa duymuyorum uyanana kadar. Yaşlılık işte, kullanmazsam onları da rahat uyuyamıyorum. Yani ne bir şey gördüm evladım ne de duydum.” Yiğit duydukları karşısında çok mutlu olmuş ve içi rahatlamıştı, sonuçta katil olmasına ramak kalmıştı. Böyle bir şeyi yapmak asla istemiyordu. Fakat içini daha da rahatlatmak için yatak odasına girdi sessizce ve baş ucunda duran ilaçlara baktı. Kutuların birinde Unisom – SleepGels yazdığını gördü ve hemen girip telefondan ilacı araştırdı. Evet gerçekten de uyku ilacıydı. Şimdi gönül rahatlığıyla içeri geçebilirdi.

İçeri geçip tuvaletten çıkmış gibi yaparak “Teşekkür ederim Melahat teyze kusura bakmayın saatlerdir koşturuyoruz vakit olmadı lavaboya girmeye” dedi. Melahat teyze de “Ne demek evladım olur mu öyle şey? Burası sizin de eviniz sayılır. Aç mısınız size bir şeyler hazırlayayım mı?” diye sordu. Sonrasında Yiğit problem yok değil mi dercesine Sinem’in gözlerinin içine baktı, aynı şekilde Sinem de ona hayır yok der gibi gözleriyle konuşarak cevap verdi. Sonra Yiğit “Yok Melahat teyze çok teşekkür ederiz biz daha fazla rahatsızlık vermeyelim en iyisi size, sonra yine geliriz kalkalım” dedikten sonra kalkıp kapıya yöneldi. Melahat teyze “Tamam evladım siz nasıl isterseniz, işiniz varsa tutmayayım ben sizi” dedi ve onlara kapıya kadar eşlik etti.

Evet artık yine baş başa kaldılar. Görgü tanığı olmadığı için içleri rahat etmişti fakat ortada bir ceset vardı ve bununla ilgilenmeleri gerekiyordu şimdi. Yiğit, ihtiyaç olan malzemeleri almak için dışarı çıkacağını söyledi. Sinem, “Ben de geleyim lütfen, saatlerdir evdeyim, hiç iyi değilim yalvarırım” dedi ve pek istemeden de olsa Yiğit bu teklifi kabul etti. Önce beraber nalbura gittiler. Parmak izi ve kalıntıları temizlemek için bir şeyler alacağını zanneden Sinem şaşkınlıkla Yiğidi izledi. Sanırım izlediği cinayet filmleri ve gördüğü haberler yüzünden Yiğit gözünü karartmış farklı planlar peşindeydi.

O sırada Yiğit kenara çekilip birini aradı. Kimi aradığını merak eden Sinem gizlice konuşmayı dinledi. “Şey, evet Mesut Bey bugün maalesef işe gelemeyeceğim. Çok acil bir işim çıktı, onu halletmem gerekiyor. Kusura bakmayın, bilginiz olsun diye aradım” der. Sinem olayı anladı ve müdahale etmeden etrafa bakmaya devam etti. Yiğit kesici birkaç alet aldı. Testere, bıçak, balta tarzında.

Sinem şok geçirerek sessizce “Yiğit bunlar ne? Delirdin mi?” dedi.
Yiğit ise duygusuzca “Ne var? Tek parça halinde çıkartamayız cesedi” dedi.
“Parçalayacak mısın? Saçmalama başka yolunu buluruz.”
“Nasıl bulacaksın Sinem!”
“Kaşıkçı cinayetinin etkisinde kalmışsın sen hayatım. Oldu olacak küvetin içine asit döküp eritelim” diye dalga geçti Sinem.
Sinirlenen Yiğit “Peki Sinem Hanım buyurun sizin önerinizi nedir?”

Bu tartışma arasında Sinem birkaç dakikada bir telefonuna baktı. Sinem’in ilgisizliği karşısında daha da sinirlenen Yiğit “Sen ne yapıyorsun ya? Ne bakıyorsun telefonuna birinden haber mi bekliyorsun?”
“Yok canım… Ne haberi (alaycı bir gülümseme ile) saate bakıyorum sadece” diyen Sinem hızlıca telefonunu çantasına attı.

Yiğit, “Evet seni dinliyorum.” diye çıkışınca.
Sinem, “Bak temizlik malzemesi alıp gidelim. Bir şekilde hallederiz. Biz cani değiliz bunu asla yapmamalıyız” dedi.
Yiğit, “Tamam, ben de zevk almıyorum sonuçta, bir günde güzelim hayatımın içine ettiğin için çözüm bulmaya çalışıyorum” dedikten sonra sinirlenme sırası Sinem’e gelmişti.
“Bir dakika, bir dakika, ne dedin sen? Güzelim hayatım mı? Sen kendi hayatına güzel mi diyorsun? Hani nefret ediyordun? İntihara kalkışan sen değil miydin? Neden hayatın bir anda güzel oluverdi?” diye içindekileri döken Sinem büyük bir kavgaya hazırlanmıştı. Ama toparlayan taraf Yiğit oldu.
“Tamam, sakin olalım, odağımızı ve enerjimizi kavgaya ayırmayalım, boşa vakit kaybediyoruz. Sana bırakıyorum, ne istersen alıp gidelim’’ diyen Yiğit biraz olsun Sinem’i yatıştırıp o anı kurtarmışa benziyordu. İşin ilginç yanı, ilişkilerindeki ilk çatırdama yaşamış fakat Sinem bu durumdan mutlu olmuş gibi görünüyordu.

Temizlik malzemeleri almak için en yakın süpermarkete girdiler. Çamaşır suyu, yüzey temizleyici, oda parfümü, temizlik eldiveni gibi birçok şey alıp çıktılar. Eve doğru yürümeye başladılar. Yiğit bu sırada Sinem’e dönüp “Ali’yi arayacağım. Bize birkaç günlüğüne kalacak bir ev ayarlasın. Orada kalırız sonra ona göre plan yapıp yolumuza bakarız” dedi. Ali, Yiğit’in en yakın arkadaşıydı. Çocukluk arkadaşı yani ne isterse Yiğit sorgusuz yapar, her zaman yardım ederdi. Sinem “Olabilir fakat bir anda ortadan kaybolmamız daha çok göze batmaz mı? Bence birkaç gün evlerimizde kalıp tatile gidiyormuş gibi gidelim. Hem sen de yıllık izin alırsın” dedi. Yiğit “Mantıklı, tamam öyle yaparız olmadı ben yine de Ali’yi ararım. Birkaç gün sürer belki ev bulması, biz de bulduğu zaman hemen geçeriz” dedi. Sinem başıyla onayladı. Tam eve doğru yaklaştıklarında Yiğit bir anda olduğu yerde çivi gibi çakılı kaldı.
Sinem Yiğit’e bakarak “Yiğit ne oldu?” diye sordu.
Yiğit gözlerini iri iri açmış “Sinem apartmanın önünde Polis arabası var. Ne oluyor Sinem! Ne yapacağız şimdi?” diyerek panikledi.
Sinem beklenmedik bir soğuk kanlılıkla “Beni dinle şimdi, sakin ol, hiçbir şey yokmuş gibi davran. Durup dönersek çok dikkat çekeriz. Yürümeye devam edeceğiz normal bir şekilde. Belki başka bir şey için gelmişlerdir. Lütfen sakin ol” dedi.
Yiğit duyduklarını mantıklı bulmuş olmalı ki “Tamam” diyerek olabildiğince sakin görünüp yürümeye devam etti. Bakıyorlarsa da neden durduklarından şüphelenmemeleri için poşetin içinden bir şey arıyormuş gibi yapıp bir şey çaktırmamaya çalıştı. Polislere yaklaştıklarını hissettiğinde poşette bir şeyler aramayı bıraktı ve önüne baktı. Apartmanın tam önü sayılmasa da çok yakında bekliyordu polisler. Apartmana iyice yaklaştıkları esnada arakadan gelen bir sesle irkildiler.
“Gençler! Bir bakar mısınız?”
Polislerden biri sesleniyordu. Yiğit’in içinden elindekileri atıp Sinem’e koş diye bağırmak geldi ama yapamazdı. Her şey orada biterdi.

Soğuk kanlılıkla dönüp Yiğit “Buyurun bize mi seslendiniz?” dedi.
Polis “Evet size seslendim. Bir gelir misiniz?”
Polislere doğru olan birkaç adımlık mesafeyi katederek polislerin yanına gittiler.
Polis “Kimliklerinizi verir misiniz? Kontrol yapıyoruz.” dedi. Yiğit ve Sinem sormadan ve ısrar etmeden “Tabii ki” deyip kimliklerini uzattılar. İçlerinde kopan fırtınayı belli etmemek için fazla çaba sarf ediyorlardı. Polis kimlikleri aldı ve elindeki cihazdan sorgulama yaptı. Cihazda tarama yaparken gözlerini kaldırıp Yiğit ve Sinem’e baktı. Göz göze geldikleri esnada ekip arkadaşlarına seslendi
“Alalım arkadaşları”…

Önceki İçerikYaşamaya Dair
Sonraki İçerikUyku Ölümün Gölgesidir
Mertcan Sezerhttps://mertcansezer.wixsite.com/yasamkocu/iletisim
Merhabalar,         Ben Mertcan Sezer. Muğla/Dalaman doğumluyum. Yeditepe Üniversitesi'nde aldığım eğitimler sonucunda Uluslararası Yaşam Koçu / NLP Master oldum ve  güncel olarak belirttiğim alanlarda bireysel koçluk, eğitmenlik yapmaktayım. Akademik hayatıma İstanbul Üniversitesi - Sosyoloji bölümünde devam etmekteyim.       Hayatım şu an gözlemlediğim herkes kadar ''Yaşamak istenilmeyecek'' bir haldeydi. İntihar etmek isteyen ve eyleme geçmiş birinden şimdi bir gün dahi kayıp etmek istemeyen her anı dolu dolu yaşan biri olmanın sırlarını paylaşıyorum. Ne kadar çok insan hayattan zevk alırsa o kadar mutluluk ve enerji doluyorum. Bu hayat bize verilen bir armağan, hemde tek sefer verilen. Bunun değerini bilmesi için herkese değmeye, onların kalplerine dokunmaya çalışıyorum. Çünkü;      Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur.                         Oscar Wİlde

Related Articles

1 Yorum

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles