Anka-ı Aşk: “Aşk kuşu” demektir.

Amcaya soruyorlar;
“Hiç âşık oldunuz mu?”
“Evet, oldum” diyor amca.
“Ne kadar sürdü, neler yaşadınız, acı çektiniz mi?”
“2 sene sürdü, ne acı çektim anlatamam, ömrüm kocadı” diyor. “Ama o bilseydi yüreğimi, içimi, koşa koşa gelirdi. Yani eğer görseydi…”
Amca devam ediyor: “Ne yurtlar, semtler değiştirdim unutabilmek için…”
“Unuttunuz mu peki?”
Acıklı ve titremekli bir ses tonuyla “Hayır” diyebiliyor.

  Mesele ne semtte, ne yerde, ne de kıtalar arası bir ülkede. Mesele gönül denen söz dinlemezde…

  Hayat ne garip değil mi? Çoğu şeye hakimiyetlik kurabiliyorken aşka  kuramıyorsun, öyle bir kavrıyor ki seni, kolay kolay bırakmıyor. Önce içinden çıkaracaksın buna gücün yetiyorsa, parçalayıp atacaksın…
Öyle yoldan geçen, bu derde düşmeyen anlayamaz ki bunun tarifini verelim. Sen de; diken, ben diyeyim; bıçak yarası. Aşk acıtıyormuş sebepsizce, huzursuzca, sıkışırcasına bir kutuya…

  Yenilmesi ve mücadele vermesi en zor meslek bu bence. Bunu diğerlerinden farklı kılan ise hakimiyet duygusu, karşı koyamama hissiyatı…
Kalp sever, akıl idare eder. Varla yok arası bir ârâflık söz konusu. Gözlerle anlaşılabilen, yürekle algılanılabilen özel bir meslek… Bu mesleğin de diğerleriyle ortak yönleri elbette var. Yokuş olan yolun sonunu göremezsin. Kalp gözüyle bakman gerek o yola ki becerebilesin çıkabilmeyi… Mücadele etmelisin ki, kıymetini bilip zorluklarını kavrayasın. Zamanla önüne çıkacak zorluklara pes etmeyip, daha da sıkı yapışmalısın işine, aşına, sevgine… Aşk da böyle işte. Tırnaklarınla kazıyarak geleceksin. Torpilsiz, kendi adımlarınla… Ondan sonra anlayacaksın işte aşkın kıymetini ve karşındakine olan dirayetini.

  Yıkılmam artık geldim karşına diyeceksin
Geldim kapına buyur edersen içeri
Geldim kalbine…
Düstursuz girilmez hiçbir haneye bunu da unutmayasın…
Nasipse olur elbet, ama neydi; “Kader, gayrete âşıktı”
Haydi kalalım edeplice, selâmetle…

 “Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır.”

(Fuzûlî)

Anlamı: Aşk derdiyle hoşnudum, ey doktor! Bana ilaç verme ki, benim helak olmam; senin derman olsun diye vereceğin zehrindedir.

Şiirler dokunsun gönlünüze, kalem ve kağıda anlatın derdinizi, şüphesiz en güvenilir sırdaştır kendisi... ٭

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir