Ahmet Kekeç Anısına

Unuttuğum bir şey mi var diye bakınırken bütün ilişkilerimin parçalanmış olduğunu gördüm. Ama her zaman bir tek şey apaçıktı: Kimi bir güzelliğe, kimi de bir karanfile omuz silkiyordu. Ben de işte bu duygusallığı aşamıyordum. Aşarsam, hangi tansık gerçekleşecekti. Bilebilsek… Her şey yalana daha çok benziyordu sanki.

Ahmet Kekeç

Doğrusunu söylemek gerekirse bu satırları yazmak benim için hayli zor. Geçtiğimiz sene bir ödev münasebetiyle tanımıştım kendisini. Onu bulmuş olmanın sevinciyle dolup taşmıştım. Şimdi ise ne kadar geç kalmışım onu tanımak için diyorum. Birkaç gün önce kendisini aramızdan uğurladık. Ebediyete göçtü. Bizlerse, bıraktığı cümleleri yaşatarak vefa borcumuzu ödemek istiyoruz.

Ahmet Kekeç, 1961 Malatya doğumlu yazar. Tabi ki bir yazardan çok ötesi, bir ağabey. Sizlere burada kitap künyesi tarzında bilgiler sunmak istemiyorum. Hangi okulları okuduğuna dair bilgileri her yayın organında bulabilirsiniz.

1980 sonrası öykücülüğümüzün öncü isimlerindendir Ahmet Kekeç. Öncüdür çünkü daha sonra bir kuşağın yoğun bir şekilde kullanacağı hem biçimsel hem de tematik birçok imkânları ilk kez denemiş, bilinç akışının, biçimsel arayışın nitelikli örneklerini vermiştir. Son İyi Şeyler adlı öykü kitabında kullandığı temalar ve bilinç akışı yöntemleri sonraki kuşağa yol göstermiştir.

Ama artık nereden başlanır, bilemiyorum, bildiğim her şey birkaç sözcüğü geçmiyor, oturup birkaç şeyi yazmak, büsbütün kurtulmak istiyordum, akşamdı ve çıkıp gidecek, sığınacak bir tek dostum olmadığını hatırladım.

Ahmet Kekeç

Kendisini bizzat tanıma şerefine ne yazık ki erişemedim. Ama cümleleri bana hep bir ağabey sıcaklığı hissettirdi. İlk okuduğum öyküsünde yalnızlaşan ve acı çeken insanları tanımıştım. Kaç cümlenin altını çizdim, kaçını ezberledim sayamam bile. Öyle cümlelerdi ki okuyan herkes kendinden bir parça bulabilirdi. Eline kalemi alıp öylesine oynatmamıştı. Kendisini hiç tanımayan, kilometrelerce uzaklardaki yüreklere dokunmuştu. Acılarımıza benzeyen acılar gördüğümüzde, yaslanacak bir duvar bulmuş gibi hissederiz. Ahmet ağabey benim için yaslanacak bir duvar olmuştu.

yüzünü çevirmiş, ilk kez anlamadığım bir tutkuyla ağlamıştı
demişti ki, her şeyde sevgisizlik
hep yanlış ilişkiler üzerine kurulu hayatın mantığı, bu korkunç sevgisizliği
üleşerek mi kavranıyordu

Ahmet Kekeç

Son iyi şeyler’i bitirdiğinizde hem bir öykü kitabı hem de şiir kitabı bitirmiş oluyorsunuz. Öyle şairane üslupla yazılmış ki hemen hemen her satırın altını çizmek istiyorsunuz. Nereden başlamalıyım Ahmet Kekeç’i tanımaya derseniz, kesinlikle cevabım bu kitap olur. Ve lütfen onu benim cümlelerimle değil kendi cümleleriyle tanıyın. Onu tanıdıkça kendinizi tanımaya başladığınızı hissedeceksiniz.

İlk öyküsü Atlas’ın ikinci sayfasında ” dün annemin mezarına gittim, kar yağıyordu ” diyordu Ahmet ağabey. Vakit geldi ve annesine kavuştu, bu sefer kar yağmıyor ama biz onu kaybetmenin üzüntüsüyle üşüyoruz. Ruhu şa’d, mekanı cennet olsun. Rahmetle…