Acıya Beş Kala

İşte yine kederdeyiz
Yine ayrılıklarda
Ayrık garı yollarda
Güneşin batıp doğmasına benzemeyen
Tarihin tekerrüründen uzak bir zamanda savrulan biziz.
Hal kalmadı bu bedende ölüp ölüp dirilmekten.
Kan yataklarına dönüşen gönülleriz artık
Sularımız rengini maviden kırmızı dönmüş gayrı.
Ne vakitte ayrıldın benden?
Can çekişirken ruhlarımız mı?
Yabancı diyarlardan gelen iki yabancı misali.
El alemin kötü mızraklarına bırakmamalıydın en derin yaralarımı.
Öfke ve nefretle tuz basmalıydın gönül ırmaklarıma.
Ben neyleyim aldığım her güzel sözlerde sen yoksan.
İyi miyim diye şüphe ediyorum kendimden.
Bir boşluğa yenilecek biri değilim.
Sana karşı çıkan herkesin alnına çatarcasına vardı sözlerim.
Ellerimden tutup düşürmemeliydin toprağa.
El birliğiyle toprak atmak zorunda değildiniz hayallerime.
Dikenli yollardan geçtik seninle.
Nerede kapanın dişlerinden kurtaran cesaretin.
Şimdi ışıklı bir yoldan geçiyorum
Sana geldiğim ilk günkü gibi parlak değil hiçbiri.
Tenimi incitir her biri bu sana dönüşüm değil.
Gözlerimi bağlayıp karanlığa gömdünüz beni.
Bir otobüsün dokuz numaralı koltuğuna bıraktın yalnız, tek başıma.
Işıkların gölgeleri üstümden geçerken sildin sildin mi gönlünden.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir