Bir Kasım sofrasına oturmuşum
Güneşi tutmuş gecenin, olası bir sabahından geldim bu sofraya
Önümdekiler, ömrümdekilerden arta kalan
Bir hayli doldu bu sofra

Bir Kasım sofrasına oturmuşum
Üzerimde soğuk kış akşamlarını ısıtan Paslı sobanın kokusu
Cebimde meteliğe kurşun atan bir boşluk
Kursağıma kadar doluyum

Bir Kasım sofrasına oturmuşum
Ellerimde buza kesmiş bir soğuk
Sokaklarım alabildiğine yalnızlık dolu
Kat’i bir yalnızlık bu kurtulamıyorum.

Bir Kasım sofrasına oturmuşum
Aslında tok olan Görgüsüz bir yolcu iştahıyla
Bilmem ki Tanrı ne için bahşetmişti bunları
Sahi haketmişmiydik biz bu sofrayı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir