Yolculuk Var

Sakin kalmalıyım ağlamamalıyım..

Zaten ağlasam kendimi teselli edicek tek cümlem yok. Teselli olunamaz bir haldeyken ağlanır mı ki?

Ben bu aralar iliklerime kadar insanım. Önümde  çaresizlik ve acizlikten başka bir şey yok. Tesellisi olmayan ağıtlara karşı oluşumdan, bolca asık surat yüklüyüm. 

Konuşmak çözüm değilse susarım ki, bazen çözüm bulamama rağmen bir umut, susmadan konuşurum. Umudun bittiği yerdeki sessizliğim. Önümde, sessizlik ve sabır..

Yolculuk var. İnsanlığımdan uzaklara bir yerlere yolculuk bu. İnsanın kendini koruması, insanın kendini kendinden koruması. Mutlu olmaya çalışmaktan çok uzağım. Ne kadar insanlıktan kaçarsan kaç, insansın sonuçta. Gülümsemeye gücün yetmiyor bazen. Ama yine insansın ya işte, unutuyorsun, kapılıyorsun hayata. 

Önümde çaresizlik, acizlik, sessizlik var. Birde insanlığımdan koruduğum, üzsede unutmak istemediğim anılarım. Sabır silinik, varla yok arasında. 

Ben bu aralar iliklerime kadar insanım. Fark edilmek için oturdum buraya, oturdum sokağın en tenha kaldırımına. Daha görünür bir yere otur diyorlar, ben de oturdum ya işte diyorum.. 

Oturdum ya işte, tüm dünya karşımda. Görüyorum ben sizi ve fark ediyorum benim gibi yüzlercesini.

Tesellisi olmadan ağlayanlar var, şaşırıyorum. Nasıl kabul ettin de akıttın gözlerinden sicim sicim dertlerini? Herkes görüyor ya işte ağladığını, gözlerin konuşuyor ya, korkmuyor musun?

Yolculuk var, insanlığımdan uzaklara. Kara trene binmişim, koskoca vagonda tek başıma.

Karanlık çökmüş en sarı papatyanın üzerine. O heybetli dağlar karışmış geceye. Ağaçlar sıra sıra, esiyor sanki rüzgar. Ağaç gönülsüzce sallanıyor, gönülsüzlükten çıkan yelde hayır yok. Uçuruyor bekçinin, çürümüş çatısını. 

Yolculuk var, insanlığımdan uzaklara. Bir tilki ölmüş yol kenarında, karanlıkta belli olmuyor. İnsan neden insanlığından kaçmasın ki ölüm peşindeyken? Ölümün olduğu yerde, canın ister mi ne çalışmak, ne de yemek yemek? Kaçıyorum işte. Önümde acizlik, çaresizlik, sessizlik ve yalan var.

Uyusam uyku tutmuyor, uyumasam yol bitmiyor. Şehrin sınırından çıktı kara tren, nereye gittiğimi bilmez halde insanlığımdan kaçıyorum. Arkamı kolluyorum ara ara, ne takip edenim var ne de gitmeye niyetlendiğim bir yer. Açsam bezimi sersem bir göl kenarına, suya bıraksam ağırlığımı. Benden ne kalır bilmiyorum ama, ruh çıkınca bedenden, haberi olur mu kurtuluşumdan, kurtulduklarımın ? Ruhumla çıksam da  baksam et yığınına, gülümseyecek mi özgür kalınca ?