Vâveylâya İlk Mektup I

Bir araya gelmesi dağların

Ve tekrarlanan fışkısı bir kıvılcımın en ince yerinden

Onun ismi tekrarlanıyor dillerin ucunda

Dilimin ucu tane tane kaynayan yanardağ

Ne olursun yanaşma yamaçlarıma

Ne olur tekrar duyulmasın ismin en ücra köşelerimde

Yamaçlarım, bir yansımanı daha kaldıramaz

Sonra kızgın kayalara, fedakarlığın özlemini

senin siluetinden nasıl çıkarırım

Yârimin bir gölgesi daha değerse toprağıma

Yağmurların bıraktığı o yeşil alan

O ruh döngüsündeki kızışma

Beni sonsuzluğumdan yakalayacak

Biliyorum uğrayacaktır bu yolun sonu, ölümün çukuruna

İşte o zaman beklenmedik, göremediğimiz o zaman döngüsü

bizi en kıvrak yanımızdan yakalayacak

Kuzey Sentinel’e, Atlantis’e kadar izimizi süren o gölge

Aynada yalancı şahitlik yapmaya kadar varmış!

Mahkemeye yüzünü gösteren sahte yanım

Vücudumdaki yanıklardan habersiz

İsminin muhtevasından bihaber

Kulakları ardına kadar kesik, sağır

Gözleri bir yıldızın parlaklığından âmâ

Dilimin ucundaki o meyus gerçek

Vaveyla senden hiç bu kadar uzağa düşmemiştim

Parçaları evrenin göğsümde birer heyelan

Girme bu devrik yolun ağzından

Anla ne olur, kızılla çalkalanan bu girift gök taşmaya hazır

Sol yanım sancılanıyor, şahadeti sallantıda

Ve şakakları kanla boyalı şeytan doğuyor ardıma

Sanık âdemoğlu, davacı fânilik

Öleceksin diyor, öleceksin!

Yanımda savunucum, nefsim, avukatım

herkesi aynaya davet ediyor!

Sunulan kurban safderun ben,

Aynada konuşan mecnun seyyah

Halen dilinde yıldızların yarası

Gözünde onun silueti

Kulağı isminin gayrısına sağır

Diyor ki: kızıla çalan toprağa, kaynayan kayalara, yarılan denizlere karşı

Öleceğiz vaveyla, ne çare, öleceğiz!..

Küçüklükten beri hep bir şeylerin peşinden koşmuşumdur. Bazen kazanmak için bir topun peşinden, bazen söbelenmemek için en yakın arkadaşlarımdan kaçmış, bazen ise görünmek için çabalayıp ne kadar gayret etsem de babamın gözüne girememiştim. Yani kısacası bir şey hep eksik ve yarımdı, ama tamamlamanın anahatarı bende gibi bunun peşindeyim. Uzun yıllar geçti, belki çok şey değişti, 23 yaşıma geldim. Farklı şehirlere gidip, farklı kültürler gördüm. Ama beni kendine bağlayan İstanbul oldu, o yüzden İstanbul da ikamet ediyorum. Şimdi diyorsunuz, seni kendine Türkiye'nin en ücra bir kasabası bağlasaydı bu kadar cüretkar olur muydun. Cevabım, evet olurdum. Çünkü zaten 15 yaşımdan beridir gurbet ellerde ilim tahsili yaptım. Gittiğim yerlere mucizevi bir şekilde hemen alışır ve bana hemen ısınırlardı. Bu benden değil Allah'ın bir lütfuydu :) İstanbul da hafızlığımı bitirdikten sonra Samsun 19 Mayısta Arapça ve Üniversite tahsilimi gördüm. Şimdi ise bir şeylerin yönünü tahsis etmekle meşgulüm, ileride kendimi nereye koyacağım. İleride ki konumum ve fikir dünyam neresi olacak? Bunun gayretini veriyor arada kaçamak yaparak sizinle burada böyle muhabbet ediyorum. Sağlıcakla kalın, dua ile kalın, kendinize iyi bakın. Allah'a emanetsiniz.

4 Comments

  1. Büşranur Yalınız Cevapla

    Öleceğiz Vaveyla, ne çare, öleceğiz! Diyor şair..
    Sonra da şiirin başlığını Vâveylâya İlk Mektup koyuyor arkası geleceğinden biraz emin olarak ve çokça umut bağlayarak.
    İnsan öleceğinden emin ve hiç ölmeyecekmiş gibi umutlu..
    Yüreğinize sağlık, 2.mektubu umutla bekliyoruz…

    1. Mehmet Candemir Post author Cevapla

      Değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum, sizind yüreğinize sağlık. Bakalım ikincisi gelecekse bile sürpriz olsun 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir