Ülkemden Hikâyeler – 1

Ülkemizde vatandaşlar susmuştu. Ülkede dönen tüm pisliklerin sebebi bu suskunluktu. Geriye güzel hiçbir şey kalmamıştı. Taciz, tecavüz, hırsızlık, yolsuzluk, cinayet, adaletsizlik, berbat bir gelir dağılımı ve en önemlisi; Eğitimsizlik ve suskunluktu.

Aslı araştırılmayan ve asla sorgulanmayan bir dinin kisvesi altında dönüyordu tüm pislikler. Dinleri kötüydü demiyorum, ama dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlardı. Kötü olan toplumdu, bilmedikleri bir dilden neye çevrildiyse ona inanıyorlardı. Çeviriyi kimin yaptığı, niye yaptığı, dillere olan hâkimiyeti, kişinin niyeti asla sorgulanmıyordu. Hal böyle iken bir süre sonra bu kitap, toplumu yönetenlerin, başucu kitabı olmuştu. Asla okunmayan bir başucu kitabı. Okuduklarını iddia ediyorlardı ve işlerine nasıl gelirse, çıkarları hangi doğrultudaysa ona göre çevirip halka sunuyorlardı. Halk da inanıyordu.

Mesela kadına, kadın kimliği dışında her sorumluluk yükleniyordu. Hayatları çekilmez kılınıyordu, dövülüyor, kaçırılıyor, taciz ediliyor, tecavüze uğruyorlardı. Ama sözde bağırmıyorlardı. Bağırmadıkları için sessiz sedasız ve adaletsiz bir şekilde ölüyorlardı. Sonra unutuluyorlardı. O unutulan ve zulme uğrayan kadınlar sadece sevenlerinin boğazında bir yanma, gözlerinde gözyaşı olarak kalıyordu. Zaten din adamlarına ve ülkeyi yönetenlere göre kadına yakışan da gözyaşıydı. Kadın gülmemeliydi çünkü ayıptı. Kadına yakışan gülmek değil ölmekti!

Bu ülkenin kralının kızına küfretti diye kellesi vurulanlar da vardı, yoksul halktan birinin kızına tecavüz edip, ölümüne sebep olup hiçbir ceza almayıp, elini kolunu sallaya sallaya halkın ortasında dolaşanlar da. Kral ve ailesi ahlaklıydı, kralın ailesi gibi düşünenler ahlaklıydı ama geriye kalanlar ahlaksızdı. Çünkü diğer kadınlar tahrik ediyordu, saçı açık dolaşıyorlardı. Çünkü çok sebebi vardı tacizcinin, çok suçu vardı kızların. Onların dinleri, açık giyinenlere, örtünmeyenlere, öldürülmeyi, tecavüzü layık görüyordu. Ama gelin görün ki aslında dine göre yapılması gereken, yüz çevirip bakmaktı. Ne olursa olsun bir cana kıymamaktı.

Bir kadın, çocuğunun gözü önünde öldürülüyordu. Bir kadın, hiç tanımadığı, cezaevinden izinli salınan bir psikopat tarafından sokak ortasında öldürülüyordu. Bir kadın, eski sevgilisi tarafından yakılarak öldürülüyordu. Bir kadın, iş görüşmesine gittiği yerden aşağı atılıyordu. Biri vezirin himayesinde ortalıktan kayboluyordu ve kimse vezire bu kız nerede diyemiyordu. Bir anne yıllarca kızından haber alamıyordu, ne ölüsü vardı kızının ne de dirisi. Her gün, her yerde kadınlar ölüyordu. Kimi 10 yaşında, kimi 20, kimiyse 70 yaşında. Ölmüyor, öldürülüyorlardı! Öldürenler ortaya çıkınca yargılanmamak için bazı martavallar okuyorlardı; Açık giyinmişti, o saatte orada ne işi vardı sizce, bağırmadı rızası vardı, eskorttu, o da istiyordu. Bence hiçbiri istemiyordu tecavüze uğramayı ve ölmeyi. Hiçbiri bunları hak etmiyordu, ya sizce?

Hikâyemizin bir de bu kısmında dinleyin ve asıl meselenin açık giyinmekle, örtünmemekle, serilip serpilmekle alakalı olmadığını anlayın. Bu tefessüh etmiş ülkenin, kral destekli bir kurumunda, 8-10 yaşın altındaki, erkek çocuklara tecavüz edildiğini ve tecavüzcülerin hiç ceza almadığını, kralın yandaşları tarafından bu olayın kutlandığını anımsıyorum. Yine bu ülkede gün yüzüne çıktığı kadarıyla köpeklere, atlara, kedilere, tavuklara ve aklımıza gelmeyecek kadar, bu da olmaz artık diyeceğimiz kadar, olmayacak şeylere zarar vermiş güruhlara rastlıyorduk hatta rastlamıyor onlarla yaşıyorduk.   

Yani asıl mesele, kadın olmak değil, açık giyinmek değil, kirli zihinlerin yönetimi altında olmaktı. Yani asıl mesele susmaktı. Cumhuriyet ile yönetilen Çaçaronya, krallığa dönmüştü, yetki tek elde toplanmıştı. İşin kötüsü bu rezalet tüm halkın eseriydi. Kimisi destek olduğu için suçluydu, kimisi sessiz kaldığı için ama herkes suçluydu.

19 Comments

  1. Naime Cevapla

    Her cümle sonrasında buruk bir baş sallaması ile bitirilen yazı olmuş. Keşke yazılanlar sadece yazıda kalsaymış, dedirten gerçeklerle tekrar yüzleştik. Kalemin susmasın, susanların/susturulanların sesi olsun.

  2. Firdevs Baran Cevapla

    Kalemin çok samimi , içten bir o kadar da cesur. Ülkenin durumunu özetleyecek mükemmel bir yazı tebrik ediyorum. Kalemin de yolun da açık olsun dilerim günü geldiğinde sesini çok daha büyük kitlelere duyurabilen bir yazar olursun. Başarılarının devamını dilerim…

  3. Elif Cevapla

    Tek kelimeyle harika. Eline, emeğine, kalemine, yüreğine sağlık çok güzel olmuş. Çok doğru noktalara değinmişsin.

  4. Kuzgun Poyraz Cevapla

    Öncelikle güzel bir bloknot olmuş emeğinize sağlık ben nacizane bir fikirde bulunmak istiyorum. Genel olarak bence eksik olan nokta sadece bu yazınızda değil bizim toplum yapımızda da ve kurumlarımızda da, sadece olan olaya, olguya veya şeylere bunlarla birlikte onların getirdiği etkilere bakılıyor birazda onların sebeplerin ve onların oluşum aşamalarına bakılsa aslında daha da sağlıklı sonuçlar için çaba sarf edilmiş olur. Kozmopolit bir toplum yapısında sadece kendi değerlerimiz üzerinden atılan adımlar bir o kadar yapılan yanlışlar kadar sürecin iyileşmesini zorlaştırıyor. Tekrardan bu yararlı yazınız için tebrik ederim..

    1. Cihan Kaymaz Post author Cevapla

      Okuduğunuz için çok çok teşekkür ederim. Haklısınız sebeplerine değinmedim ama bir sonraki yazımda buna dikkat edeceğime emin olabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir