Tabletlerin İçine Hapsedilmiş Çocuklar

Çağ teknoloji çağı. Gelişen teknoloji hayatımıza sağladığı kolaylıklarının yanında kısa sürede birçok işi halletmemizi sağlayarak zaman kazanmamıza da olanak sağlıyor. Hayatımızın hemen her alanında yer edinmiş olan teknolojiden çocuklarımız da nasibini almış durumda.


Eline telefon, tablet vs. verilip bir köşeye oturtulan çocuk ilk olarak iletişim kurmaktan yoksun bırakılıyor. Günümüz geçlerindeki aktif iletişim yeteneğinin kaybolmasının en önemli sebepleri çocuklarla yeteri kadar iletişime geçilmemesi bence. İletişim kurmak sadece bilgi alışverişi yapmaktan ibaret değildir. Özellikle çocukla iletişim kurulurken asıl olan konuşmaktan öte onu dinlemek ve anlamaktır. Dinlemek çocuğun gelecektede sağlıklı iletişim kurabilmesini, kendisi hakkında olumlu duygulara sahip olmasını, kendisine önem ve değer verildiğini hissetmesini, kendi problemlerini çözebilme davranışını kazanmasını sağlar. Yeterince dinlenmeyen, iletişim kurulmayan sürekli eleştirilen, aşağılanan çocuklar bir süre sonra sessizce bir köşeye çekilip internetin göz kamaştıran dünyasına dalıyor. Sonra mı? Sonrası malum telefonların, tabletlerin içinde eriyip giden tazecik beyinler.

Diğer yandan internetin gizemli dünyasının özellikle de çocuklar için çok da masum olmadığı aşikâr. Çoğu zaman fiziken yanımızda oturan çocuğumuzun ruhen hangi dünyalarda kaybolduğunu fark etmiyoruz bile.

Çocuklarımızı tabletlerin içine hapsederek onların hayal gücünü de elinden alıyoruz bir nevi. Çok değil sadece 20 yıl önce çocuklar kendi hayal gücüne dayanarak kurdukları oyunları oynarlarken, günümüz çocukları, çoğunun karakter gelişimine olumsuz etkileri olan bilgisayar oyunlarının içinde kaybolmuş durumda.

Peki ne yapmalıyız, tüm bu teknolojik aletleri hayatımızdan çıkarmalı mıyız? Bunu yapmak oldukça zor. Ancak teknolojiyi kontrollü ve plânlı bir şekilde kullanarak ve çocuklarımıza da örnek olarak zihinleri daha berrak bireyler yerleştirmemiz mümkün.

Çocuklarımızı internetin tehlikeli kollarına emanet edemeyiz. Geleceğin özgün karakterli bireylerini çocukları tabletlerin içine hapsederek değil, onları dinleyerek, kendilerini ifade etme fırsatı vererek, yetenek ve ilgi alanlarını keşfedip onları yönlendirerek yetiştirebiliriz.

Saliha Durucan
Okur, düşünür ve yazar...