Sen Yoktun Bir Şey Yoktu

☕ 4 dk okuma
🎻 Edebi & Klasik Çalma Listesi Odaklanma ve dingin okuma için seçilmiş enstrümantal eserler • Sırayla kesintisiz çalar
  • 01
    Gymnopédie No. 1 Erik Satie • Klasik Piyano
    ▶
  • 02
    Valse Evgeny Grinko • Melankolik Şiirsel
    ▶
  • 03
    Nocturne Op. 9 No. 2 Frédéric Chopin • Romantik Klasik
    ▶
  • 04
    Tasavvuf & Huzur Ney Taksimi Geleneksel • Derin Ney Ezgisi
    ▶
  • 05
    Nuvole Bianche Ludovico Einaudi • Modern Neoklasik
    ▶
  • 06
    Comptine d'un autre été Yann Tiersen • Edebi Düşünce
    ▶
  • 07
    River Flows in You Yiruma • Lirik Akış
    ▶

 

Sen yoktun, bir şey yoktu.. Bütün dillerde yalan söyledim sana inanmak için… Mevlana İdris 

Adımlarım bana ait değildi. Kiracısıydım, yürüdüğüm yolların… Başkaları tarafından yapılmış, başkaları tarafından işletilen ve hikâyenin sonunda başkalarına devredilecek bir sokak lambasının altında bir süreliğine aydınlandım. Karanlığın konforuna alışmış düşüncelerim ışık tarafından rahatsız edilse de, bunu pek sorun yapmadım.

Önümden geçen gece bir dolmuşuna, beni sana götüreceği umuduyla, can havliyle atladım. Gitmek istediğim yeri ” ona ” diye belirttiğim için kendimi dolmuş şoförüne anlatamadım. Bu şoförle birlikte beni anlamayanlar Dünya’da bir kişi artmış, ben ise bir kişi daha azalmıştım. Dolmuşa elinde bir buket ” unutma beni ” çiçeği ile binmiş, orta yaşlı, kirli sakallı, saçlarının ön ve tepe kısmı açılmış gözlüklü bir abiden, hızlandırılmış romantizm dersi aldıktan sonra kendimi tabelaların kollarına attım. Sana dair bir iz aradım onlarda… Sen yoktun, bir şey yoktu, içimden yüze kadar saydım sana rastlamak için… Eğer sana rastlamak için saymam gereken bir sayı varsa, onu da saymaya hazırdım. Ama sen yoktun, bir şey yoktu, sokak sokak kayboldum seni bulmak için…

OKU  Hazırlık Ölüme

Başımı, senin omuzun hayal ederek yasladığım dolmuş camından şehri seyre daldım. Sinyallerin gece bir de bile uyumadığı, otobüs lambalarının 24 saat mesai yaptığı ve egzozların yeni doğmuş bebekler gibi hiç susmadan ağladığı bu şehirde insanlar üstüne beton örter öyle uyurdu. Sen yoktun, bir şey yoktu. Kirişler ve kolonlar ninni söylerdi onlara, uyumadan önce tavanla bakışır , ücretsiz terapilerini aldıktan sonra yavaş yavaş kendilerini gecenin koynuna bırakırlardı. Şehrin insanları uyumayı sevmez, uyanmaktan da has etmezdi. Onlar için en güzel şey, o an her ne yapılamayacaksa o idi. Şehrin insanları hep yorgundu. Ve üzgündü. Ve somurtkandı. Ve sen yoktun, bir şey yoktu. Bütün bildiğim kelimeleri unuttum, adını hatırlamak için…

Ani bir frenle tabelalardan sokağın ortasına atıldım. Şoförün söylediğine göre son duraktı burası. Ama sen yoktun, bir şey yoktu.. Bütün yollardan hesap sordum sana çıkmadıkları için. Yürüdüm, yürüdüm.. Bana ait olmayan adımlarla, ait olmadığım bu şehirde ve hatta ülkede ve hatta gezegende ve hatta galakside.. Sen yoktun, bir şey yoktu.. Bütün teleskoplardan hesap sordum seni keşfedemedikleri için… Sonra yürüdüm.. Sonra çok yürüdüm… Ama işte adımların bana ait değildi. Onları takip ettim. Nerede olduğumu bilmeden.. Nereye gittiğimi bilmeden… Her akşam uyudum. Her sabah uyandım. Bazen maaş bordrolarındaki rakamlara kaptırdım kendimi, bazen de prim günlerine… Ve hatta ben de inandım bir gün emekli olacağıma, yakın ve uzak gözlükler takıp, renkli haplar yutup, uzun soluklu bir hayat yaşayacağıma ve perhiz yapacağıma.. Ben de inandım hayata, yaşamaya , yaşamak zorunda olmaya… Ama sen yoktun bir şey yoktu, bütün dillerde acı çektim, seni anlatabilmek için…

✓ 24Okur Edebi ve Kültürel Yayın İlkeleri Güvencesi
Bu içerik; 24Okur Yayın Kurulu ilkeleri doğrultusunda doğrulanmış, edebi tahlil ve kaynak güvenilirliği standartlarına uygun olarak yayına alınmıştır.
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Onur Oruç
Onur Oruç
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı...

İlgili Yazılar

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar