Sayılı Günler: 5

264. gün: Yeni bir defter 

Dün gece hiç iyi uyuyamadım. Gece birkaç kere uyanıp durdum, tekrar uyumalarım zaman aldı ya da bana öyle geldi emin değilim. Sabah bir şeyler atıştırıp evi temizledim. bunlar daha iyi hissetmeme sebep oldu. Sonra Sevim teyzeye gittim. Sevim teyze bugün daha iyiydi, ona çok sevdiği limonlu kekten yaptım. İçine biraz portakal kabuğu rendeleyerek tabii ki. Küçükken bir pastane açma hayalim vardı, sonraları vazgeçtim tabii bu hayalden. Herkesin vardır herhalde böyle hayalleri. Zaten elim de pek yatkın değil tatlı işlerine, bir iki kekten başka bir şey denemedim. Böylece vazgeçmiş oldum. Gerçi şu an her şeyi izleyip öğrenebiliyoruz. O yüzden istersem öğrenirim diye geçiştiriyorum.

Sevim teyze ise yataktan kalkmıştı bugün pencerenin önündeki koltukta oturuyordu. Defne’nin yaptığı çorbanın muhteşem kokusu evi sarmıştı. Girer girmez aldığım bu koku küçüklüğüme götürmüştü beni. Yazları köye giderdik ve ben her seferinde hastalanırdım. Evi bu çorba kokusu sarardı. Denk mi gelirdi yoksa gerçekten iyi mi gelirdi bilinmez ama içtiğimde iyileşmeye başlardım. Beni fark eden Defne, annemin tarifi diyerek gülümsedi. Keki mutfağa bırakırken masanın üzerindeki tarif defterine göz attım. Özenle yazılmış bir sürü tarif, aralara alıntılar yazılmış sayfalar… Eskiden ben de defterlerimi böyle kullanırdım bir tane olurdu hep elimin altında. Ne yazmak istersem yazardım hatta çizmeye çalışırdım. Bazen içimi dökerdim bazen hatırlatmalar yazardım. Şimdi ise öyle yapmıyorum. 

Mesela sen sevgili defterim, sadece günlerimizi sayıyoruz seninle. Arada şiirler serpiştiriyorum ama o güne özel olanları. Başka defterlerime başka şeyler yazıyorum. Böyle daha düzenli sanki. Sevim teyzenin yanına gittiğimde tarif defterine hayran kaldığımı söyledim. O da ödünç alabileceğimi ve eğer istersem kendi defterimi oluşturabileceğimi söyledi. Yeni bir defter daha mı? Tabii o an hevesle olur dedim, gidip hemen aldım defteri çantama attım. Beklenmeyen bu hareketim Sevim teyzeyi gülümsetmişti. Şimdi gidip defterdeki tariflere bakacağım.

265. gün: Yazmak istemedim

266. gün: Yazmak istedim, yazamadım

267. gün: Yazmak istemedim

268. gün: Deve kuşu

Üçüncü defa yazmadan birkaç gün geçirdim sanırım. Başlarda çok yapıyordum bunu. Ama uzun zaman olmuştu. Neden böyle hissettim bilmiyorum ama bugün bile elime zor aldım kağıdı kalemi. Bazen olur ya çok fazla söylemek istediğin olunca ya hiç konuşamazsın ya da düzgün ifade edemezsin. Aynı durum işte, anlatabileceğimi düşünmediğim için yazmadım. Deve kuşu misali kafamı kuma gömdüm, birkaç gün öylece durdum. Bugün gelmemin sebebi kırmızı menekşemi öldürmeye teşebbüste bulunmam. Aklımı son okuduğum kitabın arasında unutmuş olmalıyım ki güneş en tepedeyken çiçeğe 1 haftalık su vermişim. Ama ufak bir dikkatsizlik sonucu gerçekleştiği için kendimi çok yargılamadan konuyu kapattım. Yoksa işin içinden çıkılmazdı. Bunu söylemek istedim.

269. gün: Dünün aynısı

Günleri yaşanmayan aylar geçiriyorum sanki. Zaman nasıl geçiyor anlayamıyorum. Dün ayın biriydi bugün on beşi yarın yirmisi… Bense hâlâ geçen aydayım. Her gün planlar yapıp başladığım günlerin, dünden farkı olmuyor.

Ama bugünlerde yeni bir işe giriştim. Kafamda her şeyi listeliyorum. Bazılarını yazıya geçirmeye bile başladım. Benimle ilgili olan her şeyi listeliyorum. Tüm en’lerimi, hiç’lerimi… Aklına gelen gelmeyen her şeyi listeliyorum. Bir de yeni sözcükler arıyorum. Sadece benim bildiğim -uydurduğum demek daha doğru olur-