Sarp Kalıntılar

Çocuklar ilkin anne babalarını severler;
büyüdükçe onları yargılamaya başlar,
nadiren de affederler.
-Oscar Wilde

Fabrika ayarlarına dönmek ister misin?

evet ama bilmiyorum,
eksikler, geçler, erkenler,
erdemler, olsunlar, deneyimler,
bilmiyorum aslında hayır.

Pekâlâ, eksilerini gezmek ister misin?

of ama bir anda… çok var gelmiyor aklıma
anne! beni bırak artık ayaklarım büyüyemedi,
duramıyorum üzerinde.
duymasın kadıncağız üzülür
baba! oturduğun koltuğun kol dayamacı değilim ben anladın mı,
eğer antlaşma istiyorsan önce ellerimi görmelisin,
zamanında çok salladım kör müsün nesin!
tamam baba tamam baba söz valla söz.

Biraz da artılarına bakalım mı?

ne artısı!
kalmadı hiç artı, çarpıldı hepsi!
sadece iki raf kitap kaldı,
kitapların üzerinde fosforlu renkli buğday başakları
içlerinde tümevarımlar, yergiler, övgüler,
ah evetler, çok doğrular, yok artıklar,
kocaman bir dünya oldular.
dünyanın merkezi de bendim tabi başka biri mi vardı sanki!
olsaydı onu koyardım her şeyin ortasına,
ayaklarım küçük benim.

Tamam, toparlayabilir misin?

saplandığım çukuru,
çukurda bulduklarımla nasıl yüzleşeceğimi bilmeden kazdım
ve nasıl yüzleşeceğimi bilmediğimden
üzerini kapadım, ben içinde kaldım.

Hayat ve hayatın içindekilerle, kendisiyle meselesi olan; cevaplanmamış soruları bulunan, kendi halinde biriyim. Tüm ruhu zengin insanlar gibi yalnızlıkla yoğruldum ve yalnızlıkta hissederek var oluyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir