Şarkılar Büyütür Yüreğin: Ahmet Kaya

Bir sürgünün resmidir o, yarım kalmış bir şiirin son mısrası.
Başkaldırısıdır bir türkünün, isyanın koyu kırmızı rengiyle sulandığı.
Kanının son damlasına kadar özgürlüğü yaşatmasıdır bir güvercinin.
Kardeş olmasıdır mahnıların, helbestlerin, isyanın ve özgürlüğün…

Ey özgürlüğün çocuğu, Ahmedom iki gözüm…

Özgürlüğün resmi bir ekim sabahı Malatya’da çizildi. Adıyaman’dan Malatya’ya iş için göç etmiş Kürt bir baba ile Erzurumlu Türk bir annenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Faşizm tohumunun ekildiği ve tomurcuk tomurcuk gelişim gösterdiği 57’nin Türkiye’sinde yaşamak elbette kolay olmayacaktı, olmadı da…


“Onlarla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda, herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: “Biraz seninle konuşacak beş dakika, kaçıyorsun hep”… Bana dedi ki: Rica ederim. Öyle bir ağrıma gitti ki: Ben de sana rica ederim dedim… Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim.”

Çıkardığı sayısız albümle müzikseverlerin gönlünde taht kurmayı başaran Ahmet Kaya’ya, 1999 yılında düzenlenen bir ödül töreninde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 10.5 yıl hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı ve aynı yıl içerisinde Türkiye’den ayrıldı.

Cumhuriyetimizin 75. yıl dönümünde daha güzel günleri yaşamak, cumhuriyeti daha özgür yaşamak, inanca saygının, düşünceye özgürlüğün olduğu cumhuriyetlerde yaşamak dileğiyle ve artık şarkı söyleyenlerin ve şiir okuyan insanların tutuklanmayacağı cumhuriyetlerde bir daha görüşmek üzere. (29 Ekim 1998)

Yıllar boyu hasret çekmeye mahkum edildi gurbet elde, canından çok sevdiği vatanının aşkıyla kavrulurken yüreği.

Firarilerin uzmanı olmuşum, bütün istasyonlarda afişim durur, beni bir çocuk bile vurur…

Ama o canından çok sevdiği vatanında hakkında yalan yanlış şeyler yazılıp çiziliyordu, belki de onu en çok bu üzüyordu, tek dostu, biriciği olan şarkıları ev sahipliği yapıyordu hüznüne.

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi, yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi.

Ve zifiri karanlık, soğuk bir kasım gecesinde o korkunç ayrılık gerçekleşir, vatan toprağını son kez doya doya avuçlayamadan, öpemeden,  koklayamadan…

Yıl 2000. Kasımın 16’sı… Kaya, Fransa’nın Paris şehrinde Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayata veda eder,  geride içinde hüznünü barındırdığı şarkılarını bırakarak…

İki gözüm yer yer özgürlük, yer yer isyan kokan şarkılarınla sen hep yanı başımızdasın. Kasetlerimiz, senin tok sesinle dolduruyor yüreklerimizi. Düştükçe yüreklerimizin tenhalarına şu sözlerin gelir aklımıza. Bir vedanın, bir ayrılığın en ince, en nahif hali dizilir dudaklara;

Doğum günün kutlu olsun
Mutlu ol senelerce
Sana boncuktan kuş yaptım
Konacak pencerene
Karakollar beni alır
Sorgular gecelerce
Hiç bekleme belki gelmem
Gelemem senelerce

20 yaşındayım. Mersin Üniversitesi psikoloji bölümü öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli yazma, karalama, çizme alanları ile çok ilgilendim, içli dışlı oldum. Ve bu hobilerimi -hele hele yazma- bu mecra ile birleştirip daha iyi ve daha güzel işlere imza atmak istiyorum. Daha çok okumak, okudukça yazmak ve yazdıklarımı paylaşmak sanırım beni en çok mutlu edecek şey olabilir :)

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir