Psi-monolog

Psi-monolog

Yazmak bir eylem midir yoksa bir iç döküş mü?
Mesleği yazmak olan herkes kalemi eline aldığında gerçekten hissettiği şeyleri mi dile getirir?
Yoksa hepimiz artık iş olsun diye yazmayı öğrendik mi ?
Yani bir aşk şiiri yazmak için illa aşık mı olmalıyız?
Ya da ince bir tel vurmak için hasretten, ayrılmak mı gerekir serden?

Ya bir yâre gebe değilse söylediğimiz hiçbir türkü,
Hiçbir söz kandırmıyorsa artık bizi,
Yani sevmekten uzak, sevilmekten uzak
Uzak bir yerindeysek tüm sevişmelerin,
Sadece sevişmek içinse tüm bedensel aktivitelerimiz
Ki inandıysak bir kere sevişmenin sevmekten geldiğine
Bir o kadar sevmeden sevişiyorsak buna rağmen
Kim suçlu, kim haklı sevgili okuyucu?

Zaten merak ederim hep mutlaka bir suçlu olmak zorunda mı bir aşkta?
Mutlaka bir kazananı olmalı mı oynadığımız oyunların?
Bazen sadece piyon olmak istersin içindeki şaha rağmen.
Bazen sıcak yaz rüzgarlarını özlersin, buz tutmuş yanlarına rağmen.
Bazense başka hiçbir şey istemezsin.
Sahip oldukların yeterlidir.
Hepinize fazlasına ihtiyaç duymadığınız anlar diliyorum sevgili okuyucu.
Aklınızda olanın yanınızda olması dileğimle…


***

Ben bu satırlara başlayamaya niyetlendiğimde
‘ Su bile yalnız yolunu buluyor ‘ diyordu radyodaki ses.
Yolu bulmak değil ki asıl mesele.
Yol zaten bulunurdu.
Bir yol kaça ayrılır hiç düşündün mü?
Virajlıdır, seni zorlar ama dikkatliysen hedefe ulaşırsın.
Düzdür, seni zorlamaz hedefe kolay ulaşırsın.
Kasislidir, yavaşlarsın ama ulaşırsın hedefe.
En kötü ihtimalle çıkmazdır girdiğin yol, başa dönersin nihayetinde.
Dönmek, başlamamaktan yeğdir sevgili okuyucu.
Başlamak ise bitirmenin yarısıdır.
Korkma,
Sonu ne olursa olsun o ilk adımı at.
Mutlaka buna değecektir.

Sevgiyle…

Paylaş

Görün bakın, dünyayı bir gün kesinlikle şiirler kurtaracak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir