İmkânsızın Efsunu: Ağlatan Qafe

Tanrım! Bu ne ağır imtihan, ne dayanılmaz bir gece… Râyihası nakış nakış, Janset gibi berceste. İmkânsız efsunu görür gibi, bastırır göğsüne akordiyonu. An durur, saat durur ve dünyadaki tüm acılar son bulur. Şamil, başlar aşkın ritimlerini yaratmaya; gözyaşıyla, alev alev yanan ruyhuyla…

Çerkez diyarında küçük bir köyde,
Dünyalar güzeli Janset yaşardı.
Bazen bir melekti bazen bir ayde,
Kırlarda ceylanlar gibi koşardı…

Köyün en güzeli ay parçasıydı,
Beyazdan beyazdı ipeksi teni.
Civardaki güzellerin hasıydı,
Kendine bağlardı bir kez göreni…

Bir gün yolu düştü o küçük köye,
Yakışıklı, babayiğit Şamil’in.
Gözleri takıldı gördüğü şeye,
Meftunu olmuştu o an güzelin…

Şamil çok sevmişti güzel Janset’i,
Janset tutulmuştu yiğit Şamil’e.
Çok ağırdı bu sevdanın diyeti.
Sonu ayrılıktı sonu hep çile…

Babası Janset’i verdi zengine,
Şamil akordeon çaldı düğünde.
Büründü sevenler hüznün rengine.
Ağlatan bir şarkı doğdu bu günde…

Yürekler titreten ağlatan kafe,
Şamil’in hüzünlü melodisiydi.
Dillerden düşmeyen bu hüzzam beste,
Aslında sevdanın yürek sesiydi…

Şiir: Mehmet Çakır

Paylaş

Ben Gülsüm. Edebiyatçıyım. Yaklaşık bir yıldır 24Okur ekibiyle çalışıp, editörlük yapıyorum. Aynı zamanda felsefeye ilgim var.

One Comment

  1. Merve Alıcı Cevapla

    Günün müziği yanında Sitare şiirini hatırlattı bana. Şimdi derin bir huzurla etrafımda dönüyorum. Teşekkür ediyorum. ?❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir