Hayat, Bir Damla Yağı Alkışlamak İle Öğrenilir Bazen…

Bakın size ne anlatacağım?

İlkokul üçüncü sınıf, zil çaldı annem almaya gelmiş, çarşıya çıkacak şekilde giyinmiş bir yerlere gideceğiz belli, tutuştuk el ele yürüyoruz, okulun bir sokak üstünde yeşil iki katlı bir bina var devlet binası imiş, tabi ben ne bileyim o zamanlar.

Yaklaştık  yeşil binaya, takım elbiseli bir abi yanımıza geldi, elindeki anahtarlıkta deste deste anahtarlar var, seçmeye çalışıyor,o an bile gözümün önünde…

Üç beş deneme sonrası doğru anahtarı bulup açtı kapıyı, ben hala neredeyiz ne oluyor bilmiyorum.

Girdik içeriye.

İçerisi naftalinle karışık kuru temizleme kokusu, tabi ben şimdi isim verebiliyorum o kokuya, ozamanlar nereden bileyim ben kuru temizleme islak temizleme neymiş.

İçeride ayakkabılar bir bölmede, kıyafetler, pantolonlar, büyükler için etekler, kazaklar, en üst rafta da okul çantaları vardı.

Ben izlerken içerisini, annem; ‘Buraya sana bayramlık almaya geldik’ dedi.

Takım elbiseli abi de; ‘Seç beğen bakalım istediğini alabilirsin’ dedi.

Muhtemelen kıpkırmızı olmuşumdur çünkü biri şeker uzatınca onu alırken bile çok çekinirim .

Sonra büyükler için olan kısma gittim, eteklerin asılı olduğu bölüme.

Takım elbiseli abiye ‘Anneler için de alabilir yormuyuz?’dedim.

Abi konuşmadan annem hemen atladı ‘Hayır bana gerek yok’.

Ben beyaz üstüne rengarenk puantiyeli bir etek tuttum annem için, başka hiçbir yere bakmadım, rafta sulu boyalar, defterler, hatta paten bile vardı.

Ben eteği bırakmayıp başka şeylere bakmayınca, annem almak zorunda kaldı,  sonra da benim için kazak ve bir pantolon aldık.

Takım elbiseli abi okul çantaları ve bir sürü boya  malzemesi olan yeri  işaret ederek ‘Onlardan da seçebilirsin’ dedi.

‘Yok.’ dedim.

‘Onları da başka çocuklara verirsiniz hepsini ben mi alayım?’

 Pembe winx li çanta üç gün rüyama girdi ama olsun…

Sonra büyüdüm ve idrak ettim ki meğer orası Kızılay’ın insanlara yardım için eşya topladıkları yermiş hiçbirisi yeni değilmiş, ama benim gözümde hala ne annemin o puantiyeli eteği eskir ne de pantolonla kazağım…

İyi ki bayramlarda mağaza, mağaza gezip marka bayramlıklar alan bir çocuk olmamışım, yeni eski marka kavramları iyi ki de bana herkes gibi yerleşmemiş…

Ve bunun gibi büyüyünce idrak ettiğim bir çok şey oldu.

Annem evde yağ tenekesi oyun oynatıyordu bana, yağ damlayınca ayağa kalkıp alkış yapıyorduk, ne heyecanlıydı, on saniyede bir damla yağ akıyordu, annem de ben de alkış yaparken nasıl mutluyuz bir görün!

 Yine sonra anladım ki meğer yağımız bitmiş annem o damla damla yağlar ile haftalarca yetinmiş…

 işte hayat bir damla yağı alkışlamak ile öğrenilir bazen…