Harlı Savurma

”Har vurup harman savurma!” Gündelik hayatta ne çok duyarız bunu öyle değil mi? Bir sürü elbisemiz vardır giyecek fakat bize bir hiç gibi gözükür. Bir sürü yemeğimiz vardır bize yetecek fakat bizi doyurmayacakmış gibi gelir. Yeni ayakkabılar, yeni mallar, yeni mülkler ve daha niceleri. Peki bu cümleyi duyduğumuzda neden aklımıza ilk gelen şey sadece para ile ilgili şeylerdir? Her zaman elimizde bulunmayan ve herkesi değiştirebilecek güçte olan para. Peki ya her daim bizimle olan içimizdeki güçleri de har vurup harman savuramaz mıyız?

Hak edilmeyen birisine gösterdiğimiz saygı, belki de içimizdeki en büyük güçlerden birisi olan aşkı yanlış kişiye göstermek, bizi önemsemeyenlere anlattığımız bir dolu laf, gösterdiğimiz şefkat ve tevazu…
İçimizdeki bu güçleri har vurup harman savurmak aslında bizi güçlü kılan şeylerdir. Bizi ayakta tutan şeylerin çoğunu saydığımızda mutluluktan pek bahsetmeyiz ama acılarımız hep bir kenardadır. Bazılarımız bu gücü çok harcadığını düşünür ve acıların kenarında kendisine de yer yaparak orada bir yaprak gibi sürükleniverir. Fakat nereye kadar sürüklenebiliriz? Un ufak olmuş kalp kırıntılarımızı nereye kadar saklayıp, onları göstermemek adına kendimiz olmaktan çıkabiliriz? Bir insana duyulan sevgiyi ona göstermedikçe, bu duyguyu göklere çıkartmadıkça nasıl anlayabiliriz bizim için doğruluğunu veya yanlışlığını? Yolda yürürken, bir sokak hayvanına şefkat göstermeye giderken nereden bilebiliriz onun bize olan tepkisini? Saygı duymadıkça, göstermedikçe kendimize olan saygımızı nasıl anlayacağız?

Ey insanoğlu! Uyan. Sen har vurup harman savurmadıkça sen olamazsın. Ne zaman ki bu har seni yakıyor, sakın telaşa düşme. Yeni bir sen olmanın başlangıcındasın demektir. Har vurup harman savur!