18.5 C
İstanbul
Salı, Eylül 27, 2022

HARABAT

Karanlık bir sır yankılanır göklerde,
Karşılığı olmayan…
Ulaşmıyor akisleri sırrımın menzil-i maksûda,
Şehrâyinler düzenleseler de nevbaharda,
Şu benim mecruh gönlüm, hep sonbaharda…

Yağsın da üzerime baran-ı belâ,
Yeter ki gitmesin benden o bülbül-ü ra’nâ.
Açıldığı vakit karşımda dâr-ı ukbâ,
İsmini sayıklasam yeter, ey gûl-î sahra…

Şeş cihetten geçse de taarruza şule-i hazân,
Gönlüm hâlâ ism-î pâkine nalân,
Sıbgatullahı göremedim, ben kara nâdân,
Üftâde olmakmış senden bana kalan…

Bağ-ı hezar gibi ne ötüp durursun?
Sana vabeste ruhumu ne diye susturursun?
Attığında şu bî-kes’in üzerine bir kürek toprak
Seni unuttuğu her ânı,
Şule olsun cennet, gözlerini kurutsun…

SERMEST

                                                                      

Related Articles

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles