Günümüz Kitaplarının Yitik Malı: Tema ya da Başka Bir Deyişle Ana Fikir

Okuduğumuz kitaplardaki kaliteyi etkileyecek en önemli unsurlardan biri kitabın ana fikri ve onun iyi biçimde yansıtılmış olmasıdır. Ki bence bir kitapta aranacak en önemli özellik budur. Herkesin sevdiği bir kitap türü vardır; psikoloji, tarih, polisiye ya da genel çerçevede klasik kitaplar. Bu kitap türlerinin arasında en çok bu özelliğe muhtaç olan, bana göre, klasik tarzdaki kitaplardır.

Klasik, vaktin geçmesiyle değerini yitirmeyen eserler olarak tanımlanır. Bunula beraber “klasik kitaplar halk arasında kabul görmek suretiyle oluşmuş bir kitap grubudur “ da diyebiliriz.


Konumuza dönecek olursak, temaların en çok öne çıktığı yer romanlardır. Bir romanı roman yapan ne kadar konusu ise, bir o kadar da temasıdır. Konuyla temayı ayıran en temel özellikse; konu zahirdir, giriş-gelişme-sonuç bölümleriyle tamam olur. Dolayısıyla bir konu oluşturmak kolaydır . Bunun aksine tema gizlidir (satırların arasına gizlenmiş manadır). Tema konunun içine öyle oturtturulmalıdır ki ne konuyu bastırmalı ne de konunun içinde kaybolmalıdır. Bu sebepten tema oluşturmak kolay değildir. Herkesin aklında bir hikaye olabilir ancak o hikayenin bir önermesi yoksa değeri de yok demektir. Zira bir hikaye oluşturmanın temel amacı bir mesaj vermektir. Sonuç olarak kitap konu olmadan, konuda tema olmadan olmaz. O halde iyi bir kitap yazmak istiyorsak iyi bir tema oluşturmalıyız ve bunu konunun içine iyi bir şekilde oturtmalıyız.


Klasik kitapların her yer ve zamanda sevilip okunmasının sebebi de çok iyi kurgulanmış konuları ve bunların içine yerleştirilmiş güzel temaları olmasıdır. Örneğin George Orwell’ un Hayvan Çiftliği kitabını ele alalım . Bu kitapta anlatılan kısaca şudur: Çiftlik hayvanları sahiplerinin kendilerine yüklediği ağır işler ve sonucunda aldıkları az bir mükâfat karşısında bir isyan başlatırlar ve çiftliğin yönetimini ele geçirirler, idareci olarak da domuzları seçerler. Domuzlar ilk başta herkese eşit davranıp çalışmalarının karşılığını vermekle beraber bir süre sonra bu iş değişir (her yer ve zamanda olduğu gibi!). Hayvanlar en başta aldıkları kararların inceden inceye değiştiğini  fark edemezler (aralarında sadece -yönetici domuzlar heyetinden- bir domuz fark eder. Diğer domuzlar onu fazla demokratik bulmuş olacaklar ki  çiftlikten kovarlar. Hem de onu hain ilan ederek!) aradan uzun zaman geçip domuzların da artık kendilerine önceki sahiplerinin davrandığı gibi davrandığını gören hayvanlar durumu anlarlar ama nafile, zira iş işten geçmiştir… Kısaca konu böyle. Bana göre burada ki, ki buradan birçok tema çıkarılır ama ben Orwell’ın doğrudan yaptığı göndermeyi değil de daha derinde anlatmak istediğine değinmek istiyorum, tema şudur; aslında komünizm diye bir şey yoktur. Zira tarih bize komünizm adıyla kurulan her oluşumun bir süre sonra kapitalizme dönüştüğünü göstermiştir. Buna göre komünizm tamamen bir hayal ürünüdür, gerçekleştirilmesi imkansız bir sistemdir.


Örneğini verdiğimiz kitap teması açıktı, yani konuyu okuyup anlayınca kolayca anlaşılan bir teması vardı. Bu vb. kitapların teması kolayca anlaşıldığından dolayı okumasıda bir o kadar zevk verir. Bu sebeple naçizane düşüncem odur ki kitap yazarken bu hususa özellikle dikkat etmek ve ehemmiyet vermek gerekir…

Emir Çakır
Sakarya' da oturuyorum İstanbul'da Atatürk Üniversitesi İlahiyat fakultesi'nde okuyorum. Okurum umarım bir gün yazar da olurum.