Ab günü:

Elim hep mevsimlere kayar benim şimdiyi yazarım. Yazı, çiçekleri, gündüzün kavurucu sıcağını, gecenin ılık yaz havasını… Bir kış gelsin; etrafım kardan adamlarla örülür her cümlede üşürüm, kestane yerim belki de.

Yazmak benim büyük destekçim. Bunca zamandır sevdiğim her şeyi biriktirme eğilimi içindeydim; şarkıları, şiirleri, sözleri, sevgimi… En önemlisi de düşüncelerimi, zamanla solacak düşüncelerimi, yazmaya çalışıyorum. Gün geçtikle çoğalıyorlar.

Şimdi önümde bir dağ, tüm biriktirdiklerim.

Geçtiğim yolları gösteremem size ama gördüklerimi anlatabilirdim. Bu dağ arasından nasıl kurtulduğumu da.

Tabii ki gerçekten kurtulabilirsem. 

Bc günü:

Noktalama işaretlerine saygım sonsuzdur. Her zaman ait oldukları yere koyamasam da… 

İşte böyle devamını getirmek istemediklerime hemen üç nokta koyuyorum. Beklersem bir şeyler yazabilirim bu daha çok noktalama işareti demek. Ama diğer taraftan uzun cümlelersiz bir sayfa yazı yazamam, hatta söylemek istediğim bir cümleyi bile söyleyemem, bu yüzden virgülün yeri benim için hep ayrıdır. Ve bağlaçların yeri de benim için ayrıdır.

Aklımda ‘bu gidişlerine virgül yakışırdı’ cümlesi belirdi, bir yerde mi duydum yoksa uydurdum mu bilmiyorum. Burada dursun. Çoğunlukla daha önceden duyduğum şeyleri birbirine karıştırıyorum sonra nereye ait bulamıyorum. Hazır konu gidişlere gelmişken (2 cümle öncesinde)  toplu taşıma kadar insanı yoran bir şey yok. 10 dakikalık yol yarım saati aşıyor ve çoğunlukla ayaktasın. Kendi kendime konuşuyorum yol boyunca.

Keşke zihnimdekileri yazıya geçiren bir şey olsa tabii ki benim istediklerimi. Diğer türlü çok sağlıklı olmaz. Yanından geçtiğim duvar hakkında bile bir şey düşünüyorum. Eskiden düşüncelerimi kağıt parçalarına yazardım. Sonra onları düzenleyip yazacağım defterin arasına koyardım. Zamanla ya düşerler ya da daha acil bir iş için kağıdın arka tarafını kullanırdım ve yine kaybolmuş olurlardı.

Şimdi telefonuma yazıyorum. Notlarım kısmı bir hayli kalabalık. Çok daha pratik ve daha önemli veya önemsiz diye tercihlere girmiyorum. Sağ alt köşeye basınca yeni bir sayfa. Tercihler ve tercihlerim… başarılı olmadığım bir konu sanki ben neyi seçersem seçmediğim daha iyi bir yol izliyor. Bu yüzden ben neyi seçiyorsam siz diğerini seçin. 

Cç günü:

Günleri iki harfle adlandırıyorum çünkü tek harf çok anlamsız geldi biraz da yalnız.

Hem her gün bir önceki günden bir harf ile başlıyor. Yani bunun da bir anlamı olmalı. 

Her ne kadar kısa zamanda etkisi çok gözükmese de dün ne ekersem bugün onu yerim düşüncesine sahibim. Gayet tartışmaya açık bir konu. Tartışabiliriz hatta ilerleyen günlerde belki de Mn gününde bunun çok saçma bir fikir olduğunu söyleyebilirim. 

Belki de bu düşünceyi kenara bırakıp içimde birbirinden farklı ama birbirine yakın iki kişi olduğunu düşünebiliriz. Hangisi daha kolay geliyorsa.

Çd günü: 

Başlıkları yamuk yazma huyum var defteri, kalemi hangi açıyla tutarsam tutayım bu değişmiyor. Ama sonrasında cümlelerim ip gibi dizili neden böyle oluyor anlam veremiyorum. Bunu da hem farkındalıklarım hem de merak ettiklerime eklesem iyi olacak başka zaman üzerine düşünürüm.

Aklıma ne geldi bak. Bizim her yaptığımız attığımız adım kişiliğimize ya da yaşadıklarımıza ve bunun gibi şeylere işte ışık oluyormuş ya. 

Şimdi ben her seferinde ne kadar dikkat etsem de başlıkları yamuk yazıyorsam bu attığım ilk adımların hep yanlış olduğunu ve sonradan işleri yoluna koyabildiğimi gösterir. Yani bence göstermeli.

İlk adımlarımı ve sonuçlarını düşünüyorum.

Ve daha çok düşünüyorum.

4 Comments

  1. aykingo Cevapla

    Zaman algısını kaybetmiş bir insan olarak kendi zaman dilimine sahip bir insan görmek ne hoş. Kendiyle konuşmadığında kayboluyor insan. Kendimle konuşmayı bıraktığımda ipi kopmuş bir uçurtma gibi savrulduğum zamanları hatırlıyorum…

    Atılan ilk adımın yanlış ya da doğruluğunu varılan nokta söyler genellikle. Yanlış bir adımla başlamak da insanı doğru bir noktaya götürebilir. Bu yolculuk biraz sıkıntılı olur ama ulaşılan nokta genellikle hayal edilenden daha kıymetlidir. Hem yanlış adımın yanlış olduğunu anlamak ta kıymetli değil mi ?

    1. Birce Şişman Post author Cevapla

      Bizim zaman dilimimizde benim söyleyemediğim şeyleri bulup anlatmışsınız. Haklısınız her yanlış adım yanlış bir sonuca götürmez bizi ama her yanlış adımda ipi kopmuş bir uçurtmaya dönüştürebilir. Tabii yüksekten korkmuyorsak bu sorun oluşturmaz.

  2. Hüleyda S. Geçgel Cevapla

    Bir güzellik var, bir tını, bir belirsizlik
    Yaralanmış yaşamın içinde, acemice yol almışlık… Dile temayül edilemeyen ama kağıda kurgularcasına yazılan ödenmişlik…
    Yazılarımızda da üç nokta gerçekten bizim kurtarıcımız… Kalemine, yüreğine sağlık naif ve düşündürücü bir yazı olmuş ?

    1. Birce Şişman Post author Cevapla

      Yorumunuzu okuduktan sonra yüzümde anlaşılmış olmanın bıraktığı kocaman bir gülümseme kaldı. Çok teşekkür ederim düşünceleriniz için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir