Göründüğü Kadar Tatlı değil

Şeker hayatımızın büyük bir çoğunluğunda bizlerle. İçtiğimiz kahvelerde, atışırmalıklarımızda, her birinin ayrı güzel göründüğü tatlılarda.. Peki bu tatlı arkadaşın vücudumuza etkileri de kendisi kadar mutluluk verici mi?

Şeker insanlar için olmazsa olmaz bir besindir aslına bakarsanız. Enerji için, fiziksel aktiviteler için ve vücutta salgılanan mutluluk hormonu için. Fakat burada bahsettiğimiz ‘şeker’ sebze ve meyvelerin içerdiği doğal şeker. Meyve ve sebzelerden doğal olarak aldığımız şekerin bizler için doğru miktarda tüketildiği sürece bir zararı yoktur. Beyazlatılmış şeker yani işlenmiş şekerlerin çoğunda gdo vardır. Vücut çok fazla işlenmiş şekeri tolere edemez. Ve işlenmiş şekerin hiçbir besin değeri yoktur. Sadece kalori kaynağıdır. Kokusu ve tadı harikulade olan o tatlılar, rengarenk iştah kabartan görünüşüyle bizi kendine çeken şeker ve çikolatalar aslında o kadar da masum ve tatlı değiller.. Son yıllarda artan obezite, depresyon ve başka birçok hastalığın temelini tatlı ve bir o kadar sinsi arkadaşımız şeker kazıyor desem ileri gitmiş olmam.. Her şeyin fazlası zarar. Şekerin ise bıraktığı hasarı sadece zarar deyip geçemeyeceğimiz kadar büyük.

Şeker kullanmıyorum ben, şeker diyetindeyim gibi cümleleri son dönemlerde sıklıkla duyuyoruz. Yavaş yavaş bilinçlenmeye başlayan toplum şekerin zararlarından uzaklaşmanın yollarını arıyor. Çayda ve kahvede şeker tüketimini bırakmak atılacak ilk adım oluyor genelde. Küçük bir adım olsa da başlamak her zaman avantajlı olmaktır. Burada bilmeniz gereken bir ayrıntı daha var. 1 haftalık, 1 aylık bir şeker molası hayatınızda mucizeler yaratmayacak. Vücudunuzda ve yaşam kalitenizde değişimleri gözleyebilmeniz için şekersiz bir hayatı, en azından şekeri azaltılmış bir hayatı yaşam tarzı hale getirmeniz gerekiyor. Bununla birlikte hafif tempolu egzersizler, meditasyon ve nefes egzersizleriyle hayatınızda kattığınız küçük alışkanlıklarla büyük değişiklikler yapabilirsiniz.

Peki işlenmiş şeker vücudumuza neler yapıyor?

Yüksek fruktoz içeren mısır şurubu (tatlandırıcı olarak sıklıkla kullanılır) tüketiminde tokluk hissini kontrol eden leptin hormonu duyarsızlaşıyor ve doyumsuzluk artıyor.
Yapılan 88 araştırmada bulunduğu üzere şekerli içecek tüketimi ile kilo artışının doğrudan ilişkili olduğu görüldü.
Fazla şeker tüketimi vücutta ve kalpte yağ birikimine sebep oluyor. Kolestrol problemlerini tetikleyebiliyor ve ilerleyen seviyelerde kalp krizine kadar gidebiliyor.
Bağışıklık sistemini zayıflamasında da oldukça etkili olan tatlı ve sinsi arkadaşımız şekerler vücudumuzda pek çok hasara yol açıyor.

Bu ve daha birçok zararı yapılan deneylerle desteklenen kanıtlara araştırmalar yaparak ulaşabilirsiniz. Bir anda tamamen şekeri hayatımızdan çıkarmak o kadar kolay bir durum değil. Aniden bırakınca yan etkileri de yaşamamız mümkündür. Azı karar çoğu zarar diyerek kontrollü ve nispeten azaltılmış şeker tüketerek ve düzenli egzersizler yaparak yaşamımıza devam edebiliriz. Sağlıklı günlere..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir