Eskiler Çekiyor Canım

Sobanın üstünde dizilmiş kestaneler
Evi sarmış yine sıcak yemek kokusu
Babamın eve gelirken aldığı
İki ekmek bir kilo portakal
Bekliyor yemek için soyulmayı
Hatırı hâlâ sırtımda yazılı
Annemin nasırlı ellerinden çıkmış kırmızı kazağın
Ellerimin, içinde kaybolduğu avucuyla
Okşuyor yeni yıkanmış saçlarımı
Damağımda ise tarçınlı bozanın tadı
Televizyonda Şahane Pazar
Kalabalık evimizde gülüşmeler, kahkahalar
Özleyeceğimizi bilmediğimiz günlerde
Tatlı bir ödev telaşım var
Sobada demlenmiş çayın fokurdayışı
Bir denizin köpük köpük dalgalanışı
Zemheride amansız kar yağışı
Durmadan devam ediyor
Dışarıda beyaz bir manzara
Adımızın baş harfini yazıyoruz camlara
Gündüz yaptığımız kardan adam
Çoktan devrilmiş yola
Üşüdüğüm
Anneme sokulup uyuduğum
O güzel gecelerin soğuğu
Kabukları yanmış portakalın kokusu
Babamın duvardaki gölgede yaptığı kuşu
Anımsıyor özlem dolu kalbim
Şimdi çocukluğum hasret kokulu bir rüzgar
Saçlarımı uçuşturarak geçiyor gözlerimden
Ufalanmış anılarım zihnimin dehlizlerinde
Kulaklarımda çalan hep aynı şarkı
Hiçbir şeyde yok eskilerin tadı
Rüyalarımsa çoktan sızmış yer yatağına
Bir ninninin hasreti kaçırıyor uykularımı
Kollarım annemin sıcaklığına muhtaç
Saçlarım, ellerine
Dünlere çeliniyor aklım
Artık eskiler çekiyor canım

İçine dünyaları sığdırdığınız yumruk kadar kalbinizin kırılışı bir "si" notası. Solfejdeki en ince ses. Ben bunu bir bercesteye işliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir