21.9 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 28, 2022

Dorian Gray’in Portresi-Oscar Wilde

Oscar Wilde’nin tek romanı:Dorian Gray’in Portresi

Oscar Wilde sanat hakkındaki görüşünü Lord Henry’nin ağzından ”Sanatçı güzel şeyler yaratmalıdır ancak onlara kendi yaşantısından bir şeyler katmamalıdır.” şeklinde belirtmiş olmasına rağmen neredeyse oluşturduğu her karaktere kendinden bir şeyler katmış sanki.

Hatta karakterlerden ”Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir.Lord Henry dünyanın ben olduğumu sandığı kişidir.Dorian ise benim olmak istediğim kişidir belki başka bir çağda…” diye bahsediyor.

Kitaptan birazcık bahsedecek olursak;

Dorian gençliği ve güzelliğiyle insanları büyüleyen bir genç adam.Ressam Basil’in gözünde tapılacak kadar güzel ve bağımsız sanatını zapt edebilecek kadar güçlü.Basil onun için ”Yalın ve güzel bir tabiatı var.” diyor.Basil’in hissettikleri ve düşünceleri beni Dorian’ı gözümde canlandırmaya çok kez sürükledi.Ama asla bir yerde duramadım.

Kitapta Dorian güzelliğini Basil’in portresiyle fark etmiş gibi görünüyor.Ama kesin bir ifade olmadığı için ben zaten farkında olduğunu düşünüyorum.Çok genç ve her konuda çocuksu bir kibre sahip olan Dorian tabloyu gördüğünde büyüleniyor.Ve yaşlandığında bu güzelliğini kaybedeceği için tabloyu kıskanıyor.

Ve bir dilekte bulunuyor. ”Kendisi hep genç kalsın yaşlanan portresi olsun.Kendi güzelliği hiç lekelenmese tablodaki yüzü tüm tutku ve günahlarının yükünü üstlense…

Dorian’ın dileği gerçekleşecektir.Yıllar ilerledikçe Dorian her türlü hazza yelken açmış,kötülük ve günahlarla yüklü bir hayat sürdürmüş ama fiziksel açıdan hiç değişmemiştir.Buna karşılık portresi her geçen yıl yaşlanır ve her günahla biraz daha çirkinleşir.

Öyle bir an gelir ki tablo çirkin bir şeytanın portresine dönüşür.Lanetten kurtalmasının tek yolu onu etmektir..

Birçok duyguyu içinde barındıran fantastik olaylarla kurulu romanda altı çizilecek onlarca cümle var.

”Bir etki yarattınız mı düşman kazandınız demektir.Sevilmek için sıradan biri olmak gerek.

Her birimiz cenneti de cehennemi de içimizde taşıyoruz.

+Bu gece günceme yazacağım. -Neyi? +Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.

-Sahiden kötü bir etkiniz mi var,Lord Henry? Basil’in söylediği kadar kötü bir etki mi? +İyi etki diye bir şey yoktur,Bay Gray.Her etki ahlaka aykırıdır;bilimsel bir bakış açısıyla ahlaka aykırıdır. -Neden? +Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir.O,artık kendi doğal düşünceleri ile düşünemez ya da kendi doğal tutkuları ile yanmaz. Erdemleri onun için gerçek değildir artık.Günahları,eğer günah diye bir şey varsa,ödünç alınmıştır.Başka birinin müziğinin yankısına ona yazılmamış bir rolün oyuncusuna dönüşürler.

Bir kişiliği mahvetmek istiyorsan tek yapacağın iş onu düzeltmeye çalışmaktır.

Bana sorarsan kadınların bizden istedikleri şey başlangıçta bize vermiş oldukları şeylerdir,diye yanıtladı.Onlar bizim benliğimizde sevgi yaratıyorlar.Bunu bizden istemeye hakları var.

Keşke aşık olabilseydim,dedi Dorian Gray sesinde derin bir acıyla.Ama tutkuyu yitirmiş,arzuyu unutmuş gibiyim.kendime fazla dönüğüm.Kendi kişiliğim benim için bir yük haline geldi.Kaçmak,uzaklara gitmek,unutmak istiyorum.

İnsanoğlu kendini fazla ciddiye alıyor.İnsanlık tarihinde işlenen ilk günah budur.Mağara insanı gülmeyi bilseydi,tarih çok farklı gelişirdi.”

Related Articles

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles