Dandini Dandini Dastana, bostana giren danaların kovulmasını anlatan yaygın bir ninni kalıbıdır. İncelenen folklor kaynakları onu tek bir kişinin belgelenmiş hayat hikâyesine bağlamaz. Açılıştaki ses tekrarları, gündelik bir köy sahnesi ve çocuğa yönelen ezgili söyleyiş birlikte değerlendirilmelidir; sözcüklerden gizli bir olay çıkarmak için ayrıca kanıt gerekir.
Uykuya çağıran bir sesin içinde bostancı, dana ve lahana bulunması ilk anda tuhaf gelebilir. Fakat ninni, bebeğe yalnız uyumaktan söz eden bir metin değildir. Söyleyenin çevresindeki hayat da sesin içine girer. Küçük bir tarla olayı, aynı anda söylenebilir, hatırlanabilir ve değiştirilebilir bir parçaya dönüşür.
Türk ninnileri içinde bu kalıbın yeri
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Halk Edebiyatı maddesi, ninniyi çocukları uyutma amacıyla kendine özgü ezgilerle söylenen manzumeler arasında ele alır. Nida, hitap ve terennüm gibi başlangıç unsurlarını da belirtir. Buradaki terennüm, sözün yalnız sözlük anlamıyla değil, ezgili söylenişiyle de iş görmesini düşünmemize yardımcı olur.
Aynı maddede, Dîvânü lugāti’t-Türk’teki ninni karşılığına da değinilir. Ancak ninni türünün eski oluşu, bugün bildiğimiz her dizenin aynı tarihte mevcut olduğunu göstermez. Türün geçmişiyle belirli bir söz biçiminin kayda geçtiği zamanı ayırmak gerekir. Bu ninni için kesin bir ilk yıl, söz konusu genel tarih bilgisinden çıkarılamaz.
Derlemelerde görünen birden fazla biçim
M. Kemal Özergin’in 1975’te yayımlanan Ninniler derlemesi, 1970’te öğrencilerinin farklı yerlerde topladığı örnekleri içerir. Ankara-Akdere, Mudanya, Kilis ve Yeşilhisar bölümlerinde bostan sahnesi veya benzer başlangıçlar görülür. Aynı söz dünyası, farklı kişilerden ve farklı söyleyişlerle kaydedilmiştir.
Mudanya ve Yeşilhisar örneklerinde başlangıcın yazılışı ve ardından gelen sesleniş değişebilir. Kilis’teki bir örnek aynı bostan olayına başka bir girişle ulaşır. Bu çeşitlilik, tek bir basılı metni bütün söyleyişlerin değişmez aslı saymayı güçleştirir. Kayda geçirilmiş her örnek, belirli bir aktarımın izidir.
Bu kayıtların tarihi, ninninin 1970’te yaratıldığını anlatmaz. O tarihte birinden dinlenip yazıya geçirildiğini gösterir. Sözlü bellekte daha önce ne kadar süre dolaştığını belirlemek başka kaynaklar gerektirir. Derleme tarihini doğum tarihi gibi kullanmak, geleneğin kayıttan önceki hayatını gözden kaçırır.
Dandini dastana ne demek? Köken sorusuna yaklaşmak
Âmil Çelebioğlu, 1987 tarihli Ninnilerimiz makalesinde, benzer girişleri özel ifade kalıpları, nidalar ve terennüm unsurları arasında sıralar. Bu sınıflandırma, açılışın ses örgüsüne dikkat çeker. Ninninin her hecesinin ayrı bir olay, kişi veya eşya adı olması gerekmeyebilir.
İncelenen bu kaynaklar, dastana biçimini kesin biçimde belirli bir dilden türeten bir etimoloji sunmuyor. Destan sözcüğüne benzemesi, aralarında tarihsel ilişki kurmak için tek başına yeterli değildir. Böyle bir öneriyi doğrulamak için eski kullanımların, ses değişimlerinin ve aktarımın gösterilmesi gerekir; benzer sesler yalnız araştırma sorusu oluşturabilir.
Sözlük anlamı olmadan iş gören ses
Bir açılışın açıklamasını yalnız kelime karşılığında aramak, ninninin söylenişini eksik bırakabilir. Tekrar edilen heceler, söyleyene bir başlangıç sağlar; ardından gelecek parçaya hazırlanma imkânı verir. Bebeğe yönelen ses de böylece kesintisiz sürebilir. Burada anlam, tek tek sözcüklerin yanında hareket ve ezgiyle kurulan ilişkide bulunur.
Bu durum ninniyi anlamsız saymayı gerektirmez. Açılışın sesle iş görmesiyle sonraki bölümün anlaşılır bir olay anlatması birlikte mümkündür. Dinleyici bir yandan tekrarın düzenini, diğer yandan bostanda olanları duyabilir. Ninni, açıklayıcı bir düzyazı cümlesinin karşılamak zorunda olmadığı ihtiyaçlara cevap verir.
Bostancı ve dana: Küçük sahnenin dramatik yapısı
“Danalar girmiş bostana”
Özergin’in derlemesinde de bulunan bu kısa dize, yalnız üç kelimeyle bir durum kurar. Korunması gereken ekili bir alan vardır ve hayvanlar oraya girmiştir. Ardından gelen kovma isteği, olayın tamamlanmadığını gösterir. Birinin müdahalesi beklenir; böylece küçücük anlatıda bile hareket ve gerilim oluşur.
Bostancı, sahnede yalnız adı geçen biri değildir. Kendisinden bir iş yapması istenir; söz, bu kişiye doğru yönelerek ilerler. Dinleyen çocuk ise konuşmanın doğrudan tarafı olmadan bir sahnenin tanığı hâline gelir. Ninniyi söyleyen ses, bir anda bostancıya seslenebilir ve sonra yeniden çocuğa dönebilir.
Neden özellikle bostan ve lahana?
Bu kelimeler, gösterişli olaylardan önce gündelik geçim çevresini düşündürür. Yetiştirilen ürünün hayvanlar tarafından yenmesi, emek verilen şeyin kaybı anlamına gelebilir. Anlatının anlaşılması için bir hükümdara veya büyük kahramana ihtiyaç yoktur. Sınırı aşılan ekili alan ve onu koruma isteği, sahneyi tek başına kurar.
Lahanayı mutlaka çocukla, danayı belirli bir toplumsal grupla ve bostancıyı bir yöneticiyle eşleştirmek ise başka bir yorum düzeyidir. Böyle bir okuma önerilebilir, fakat ninninin doğrulanmış çıkış nedeni gibi anlatılamaz. Metafor aramak, bulunan her bağlantının tarihsel olarak amaçlandığı anlamına gelmez. Açık sahne de başlı başına anlam taşır.
Koruma isteğinin uyku çevresindeki yeri
Sahnenin bir şeyi koruma etrafında kurulması, çocuğa seslenen kişi açısından düşündürücüdür. Ürünün zarar görmemesini isteyen sözle bebeğin bakımını üstlenen ses arasında bir yakınlık okunabilir. İkisinde de kırılgan olanın gözetilmesi önem kazanır. Bu ilişki, metne yönelik bir yorumdur; belirli bir ilk annenin niyetini bildiğimiz iddiası değildir.
Ninnideki emirlerin bulunması da bütün söyleyişin sert olması gerektiğini göstermez. Bir sözün ne yaptığıyla hangi sesle söylendiği farklı sorulardır. Aynı cümle oyunlu, yumuşak veya aceleci biçimde dile gelebilir. Metni kâğıttan okumak, söyleyenin o andaki ses tonunu tek başına geri getiremez.
Sonu anlatılmayan olay
Bostan sahnesinde müdahale istenir, ancak bu kısa biçim hayvanların gerçekten kovulup kovulmadığını uzun uzun açıklamaz. Hikâyenin bütün sorularına cevap verilmesi gerekmemektedir. İstek söylendikten sonra ses yeniden başlangıca dönebilir veya başka bir parçaya geçebilir. Bu açıklık, ninninin anlatıyı tamamlamaktan farklı bir amaçla söylendiğini düşündürür.
Bir masalı dinleyen kişi, olayın nasıl biteceğini merak edebilir; ninni dinleyenle kurulan ilişki ise aynı beklentiye dayanmak zorunda değildir. Söyleyenin sesini sürdürmesi, olayın sonucundan daha önemli hâle gelebilir. Böylece küçük hikâye, tek başına bitirilmesi gereken bir öykü olmaktan çıkar; devam eden seslenişin malzemesi olur.
Ses tekrarları, heceler ve hatırlama
Açılıştaki iki aynı sözcük, benzer seslerin geri dönmesini sağlar. Sonraki bölümde bostan ve ürünle ilgili kelimeler, başka bir ses yakınlığı kurar. Bu düzen, çok uzun açıklamalar gerektirmeyen parçaların birbirine eklenmesine elverişlidir. Ninniyi söyleyen, her seferinde baştan karmaşık bir olay örgüsü oluşturmak zorunda kalmaz.
Başlıktaki kalıp dokuz hecelidir; alıntılanan satırın heceleri ise üç, iki ve üç olarak sayıldığında sekize ulaşır. Bu küçük fark, ninniyi her satırı mutlaka eşit sayıda hece taşıyan bir metin gibi okumamayı sağlar. Ezgide bir sesin uzaması veya kısa söylenmesi ayrıca değerlendirilmelidir; yazılı hece sayısı müzikteki süreyle aynı şey değildir.
Değişen söz, tanınan çerçeve
Başlangıç korunup sonraki parçalar değiştiğinde dinleyici yine tanıdık bir ninniyle karşılaşabilir. Tanınmayı sağlayan şey, bütün dizelerin sabit kalması kadar ilk seslerin ve söyleme durumunun hatırlanması da olabilir. Bu nedenle küçük değişiklikleri yalnız hata olarak görmek yetersizdir. Bazıları, sözlü aktarımın ve o anda söylemenin izlerini taşır.
Özellikle çocuğun adı veya ona yönelik bir hitap değiştiğinde, ortak kalıp kişisel bir ilişkiye yerleşir. Önceden bilinen söz, o çocuğa söylenen söze dönüşür. Geleneğin devamı burada yalnız eskiyi aynen korumak değildir; ortak malzemeyle yeni bir yakınlık kurmak da aktarımın parçası olabilir.
Annelerin sessiz çığlığı mı? Ninniyi söyleyenin dünyası
Songül Çek Cansız’ın bağlam merkezli incelemesi, ninnileri söyleyen kadının sosyal ve fiziksel çevresiyle birlikte ele alır. Ev, çalışma ortamı ve çevrede kimlerin bulunduğu, icranın biçimini etkileyebilir. Bu yaklaşım, ninniyi yalnız bebeğe ait bir ürün gibi değerlendirmeyi aşar; söyleyen kişinin yaşantısını da hesaba katar.
Ancak her ninniyi bastırılmış bir isyanın şifresi saymak, farklı duyguları tek açıklamaya sıkıştırır. Söyleyen kişi sevgi, yorgunluk, umut veya sitem duyabilir; bunların birkaçı aynı anda da bulunabilir. Bu belirli ninninin gizli bir ayaklanmayı anlattığına ilişkin kanıt, incelenen kaynaklarda ortaya konmuyor. Dramatik bir başlık, bu boşluğu doldurmaz.
Çocuğa söylenen sözün yetişkine de ait oluşu
Bir yetişkin ninni söylerken kendisinin de tanıdığı seslere dönebilir. Çocukken duyduğu kalıp, yıllar sonra başka bir çocuğa yönelir; böylece aynı kişi hem geçmişin dinleyicisi hem bugünün söyleyeni olur. Ninninin aile belleğindeki yeri, yalnız saklanan sözlerde değil, bu değişen konumlarda da aranabilir.
Bu belleği bütün aileler için aynı biçimde yaşanmış sayamayız. Bazı insanlar ninniyi yakınından, bazıları okuldan veya bir kayıttan öğrenebilir. Ortak bir ninniyi bilmek, herkesin aynı çocukluk deneyimine sahip olduğunu göstermez. Kültürel yakınlık, birbirinden farklı hatıraların aynı ses çevresinde buluşmasını da içerebilir.
Günümüzde ninni: Görüşmeler ve kayıtlar
Arslan Kılıçoğlu ve arkadaşlarının 2022 araştırması, Konya’da en az iki çocuğu bulunan 30 anneyle görüşür. Katılımcılar ninniyi uykuya hazırlık, sevgiyi gösterme ve kültürel aktarım gibi amaçlarla ilişkilendirir. Bunlar belirli bir grubun deneyim ve görüşleridir; tek bir ninninin bütün çocuklarda aynı sonucu vereceğini kanıtlayan deney değildir.
Bu ayrım, ninni hakkında konuşurken işlevle kesin etkiyi birbirine karıştırmamayı sağlar. İnsanlar bir şeyi sakinleştirmek amacıyla söyleyebilir; bu amaç ile her koşulda gerçekleşen sonuç aynı değildir. Kültür incelemesi, bu sesin gündelik hayatta nerede kullanıldığını anlatabilir. Bunu yapmak için ninniye sınırsız gelişim veya sağlık yararı yüklemek gerekmez.
Mircan Kaya’nın platform kaydı, eseri Bizim Ninniler 2023 albüm başlığı altında sunar. Böyle bir yayın, sözlü geleneğin ses kaydı olarak da ulaşılabilir olduğunu gösterir. Albümdeki yorumla bir evde söylenen ninni aynı icra ortamına sahip değildir; biri kaydedilmiş biçimi tekrar sunarken diğeri o anki karşılaşma içinde değişebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Dandini Dandini Dastana’yı kim yazmıştır?
İncelenen kaynaklarda ninninin tek ve kesin bir ilk yazarı belirtilmez. Farklı yerlerden derlenen biçimler, sözlü aktarımın birden fazla söyleyişini gösterir.
Dastana sözcüğünün anlamı kesin olarak destan mıdır?
Burada kullanılan folklor kaynakları bu eşitlemeyi doğrulayan bir etimoloji sunmaz. Açılışı terennüm ve kalıp söz işleviyle değerlendirmek, kesin köken iddiasından daha sağlam bir başlangıçtır.
Ninni gerçekten gizli bir isyan hikâyesi mi anlatır?
İncelenen derleme ve çalışmalarda bu ninniye ait doğrulanmış bir isyan olayı gösterilmiyor. Bostancı ve dana sahnesine toplumsal yorum getirmek mümkündür, ancak yorumla belgelenmiş köken ayrılmalıdır.