15.9 C
İstanbul
Salı, Ekim 4, 2022

Cahit Sıtkı Ve Ayna

PSİKANALİTİK KURAM VE METAFORLARI

Bu çalışmada öncellikle psikanalitik kuramdan ve bu kuramın edebiyata yansımasından bahsedilecektir. Diğer başlıklarda ise Türk edebiyatında bu kuramdan etkilenen şairlerin hangi metaforları neden seçtikleriyle ilgilenilecektir. Çalışmanın merkezi Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Yalnızlık” şiirini ele alsa da bunu destekleyecek örneklere de yer verilecektir. Çalışmanın diğer kısımlarında ise kimler ayna metaforunu kullanır, ayna metaforu hangi ruhsal problemin sebebidir gibi konulara da değinilecektir. Sonuç bölümüne gelindiğinde ise bu metaforun o insanların şiirlerini nerelere getirdiği, şiirlerinin boyutundan nasıl etkilendiğine değinilecektir. Ve bu şairlerin neden bu kuramdan yararlandıkları da sonuç bölümünde olacaktır. Cahit Sıtkı gibi “ayna” metaforunu kullanan şairlere de değinilecektir. Bu metaforu kullanan şairlerin hayatında ayna nasıl bir yer kaplıyor, bu da makalede önemli bir yer tutacaktır.

Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı gibi birçok şairimizde psikanalitik kuramın etkisini görmek mümkün. Bu kuram hangi metaforları beraberinde getirdi, ayna metaforunu kimler kullandı soruları detaylıca işlenecektir. Makalenin maksadı ise bu kuramı kullanan kişilerde görülen ruh halinin şiirine yansıması ve sıkça kullanılan “ayna” metaforunun kullanım çeşitlerini görmektir. Asıl mesele ise her birinin farklı ruh haliyle, farklı anlam yüklediklerini görmektir. Cahit Sıtkı Tarancı dairesinde bazı şairlerin de “ayna” metaforunu kullanım şekillerinin çeşidi incelenecektir. Ayna metaforu, edebiyatımızda oldukça yer kaplayan bir unsurdur.

Psikanalitik Kuram ve Edebiyat

Psikanaliz, ruh bilimi olarak literatürde geçer. İnsanların ruh durumunu çözümlemeyi amaçlar. “Psikolojik bozuklukları ele alarak tedavi yöntemleri bulmaya çalışan bir ilimdir. Psikanalitik edebiyat kuramı, sanatçının özellikle bilinçdışı ve bilinçaltı yönlerini açığa çıkarmaya çalışan bir kuramdır. Psikanalitik eleştiri, edebi eseri genel olarak sanatçının psikolojik yapısı ve bilinçaltı unsurları açısından inceler. ” Buradan da anlaşılacağı üzere yazarın psikolojisi hakkında birçok unsuru görmemizi mümkün kılar. Yazar buhranlarını psikanalitik kuram sayesinde açığa vurur ve bunları da metaforlar ekseninde yapar. Bu metaforların başında gelen aynadır.
“Edebiyat ile psikoloji bilimleri arasında birçok ortak nokta bulunur. Her iki bilimin konusu insandır. Edebiyat ile psikolojinin ortak kesişme noktalarından meydana gelen edebiyat psikolojisi, metnin yazarının, kişilerinin psikolojik yapısını ve okur üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlar. Psikanalitik yöntem, edebi eserden yola çıkarak sanatçının iç dünyasını ortaya çıkarır. Kişinin bastırılan, bilinçaltına itilen, açığa çıkarılamayan cinsel, duygusal, psikolojik isteklerin açığa çıkması olağandır.”

Cahit Sıtkı ve Yalnızlık Şiirinin Psikanalitik Boyutu

Psikanalitik kuramın arkasında yer alan ilim psikoloji olduğundan mütevellit bu kuramı kullanan şairlerin psikolojisine eğilmek şarttır. Söz konusu şair ise Cahit Sıtkı Tarancı’dır. Tarancı, çocukluğundan bu yana kendini hep yalnız hissetmiş aynı zamanda da çirkin. “Cahit Sıtkı’nın şiirlerine tesir eden en önemli husus, şairin dış görünüşüdür. Çirkin bir yaratılışa sahip olduğunu düşünen şair, aynadaki görüntüsünden hoşnut değildir. Bedensel görüntülerinden memnun olmayan kişiler sağlıklı bir ruhsal gelişim gösteremezler; özel hayatlarında ve sosyal ilişkilerinde sağlıklı iletişim içinde olamazlar. Yaratılışını çirkin bulur, bunu çevresi ve şiirleri ortaya koyar. Yalnızlık şiirine bakacak olursak, yalnızlığı tanımlama biçimi dahi buhranda olduğunun bir belirtisidir. “Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan, tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.”

“Yaşamı boyunca yalnızlıktan bir şikâyet içerisinde olan Cahit Sıtkı, her ne kadar ailesi ve arkadaşları tarafından sevilse de içindeki yalnızlığından kurtulamamıştır. “Cahit Sıtkı’nın yalnızlığı, daha anne karnından çıkıp dünyaya gözlerini açtığı zaman başlamıştır. […] Bir çocuğun büyüyüp anne şefkatinden uzaklaşması da yalnızlığa düşmesidir. 2 Nisan 1931 tarihli Servet-i Fünun’da yayımlanan ‘Anne Ne Yaptın?’ adlı şiirde, yavrusunu koynundan atan anneye sitem vardır” (Okur 1993: 276). Nihale yazdığı bir mektupta da bu şiiri için şiirinde ifade ettiği duygularının yoğunluğunu hâlâ yaşadığını ve kendisi gibi hiç doğmamayı ya da büyümemeyi tercih edenlerin çokluğundan bahsetmiştir (Enginün 2016: 59). Şair, âdeta anne karnına dönüş özlemi içindedir. “Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı? Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim? Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı; Karnında yaşıyordum, kâfiydi saadetim. ”mısralarıyla sitemkâr tavır takınmıştır.”

YALNIZLIK ŞİİRİ VE AYNA METAFORU

Yalnızlık şiirinde ayna metaforu kullanılmıştır, “Bir ayna parçasından başka beni kim anlar, bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde? Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar; aynalar da olmasa ne işim var yeryüzünde?” Kendisinin de dile getirdiği gibi aynalarla dostluk kurmuş, kendiyle barışmayı amaçlamıştır. Bunu ne kadar yapabilmiş bilinmez fakat kalabalıkta yalnız hissedip aynalara sarıldığı da aşikârdır. Aynalar, aslında yalnızlık ve kendiyle içten barışın simgesidir. Tarancı’ya göre ayna,
“Şiirlerinde ayna imgesine sıkça yer veren Tarancı’nın aynaya günlük hayatında da büyük önem verdiğini yakın arkadaşı Ziya Osman Saba şu cümlelerle anlatır: “Ben de bugün Türk şiirinin, aynalardan en çok, dikkati çekecek kadar çok bahsetmiş şairinin, aynalarla bir türlü alıp veremeyişinin sebebini daha o zamanlardan anlamış oluyordum. Aynı ruh kompleksi içinde yaşadığını işittiğim Ahmet Haşim gibi Cahit Sıtkı da fizik yapısından, kendi deyimiyle, dar kalıbından memnun görünmüyor; sabah, tıraş olurken aynada seyrettiği yüzünden sonra, bu yüzden, ancak küçük kızların, “hayatında ilk erkek”i olabileceğine inanıyor; akşam demlendiği meyhanenin duvarlarında belki aynalar da bulunuyor, bu aynalardaki hayaline gözü ilişince, belki bu yüzden de birkaç kadeh daha atmış oluyordu. Birkaç kadeh daha içmesine sebep olan aynalar, belki birkaç şiir daha yazmasına ve bu şiirleri kendisine ve hayata olan tepkisi ile doldurmasına da yol açacaktır.

Yakın arkadaşı Ziya Osman Saba da “ayna” ile ilgili tutumunu ele almıştır.

Türk Edebiyatı ve Ayna Metaforu

Ayna metaforunu kullanan birçok şairimiz vardır. Bunlardan biri de Necip Fazıl Kısakürek’tir. Şiirlerinde mistisizmi ön plana çıkaran bir şair olduğu için bu olağan bir durum olarak karşılanır. Ama Tarancı’dan farklı olarak psikanalitik boyuttan bakacak olursak, aynayı kendiyle yüzleşme olarak görmektedir. Şiirlerinde kullandığı üslup bunu düşünmeye iter bizleri. Yaptıklarının hesabını sanki aynaya vermektedir. Bu mısradan da de anlaşılacağı üzere, “Aynalar bakmayın yüzüme dik dik, işte yakalandık, kelepçelendik!

Ahmet Hamdi Tanpınar ise aynaları maziye benzetir. Aslında onun için umuttur aynalar. Bazen de hayallerini gizlediği yer. Ama onun şiirinde de tutarsızlık hâkimdir. Sonraki mısrada ise çukur, zindan olarak görür. “Bir hayal ufkudur, kalplerimize aynalar. Aynalar ki sessiz anlatır bize mazileri.”
Ahmet Muhip Dıranas ise Cahit Sıtkı gibi aynalarda gençliğini arayan bir yazarımızdır. Şu dizelerden de anlaşılacağı üzere “Gençliğimi kaybettim, birtakım odalarda. Kaybettiğim gençliğimi aradım.”

Sonuç

Makalenin amacı yalnızlık şiiri nezdinde diğer ayna metaforlarına eğilmektir. Her birinin farklı duygular içinde yazıldığı da apaçıktır. Biri hesap verdiği bir merci olarak görür diğeri kendini çirkin gösteren bir yansıma. Makalenin diğer bir amacı ise psikanalitik boyutlarıyla incelemektir. O da gençliklerine inerek yapılmış oldu. Türk edebiyatındaki önemi de vurgulandı. Sonuç olarak ayna metaforu psikanalitik kuramla iç içedir. Aksi düşünülemez. Her şairde manası farklıdır ve kendi hayatı çerçevesinde anlam kazanır. Hayatlarında aynanın somut bir değeri olmasa da ruhları için önemlidir. Türk edebiyatında ayna metaforunun önemli olduğu da bir diğer sonuçtur. Ve çalışmanın merkezindeki yalnızlık şiirinden çıkarılan bir diğer sonuç, “Tarancı’nın şiirleri bütünüyle dikkate alındığında psikanalitik çözümlemeler için birçok yönden veriler barındırdığı görülür. Şiirlerinde çokça tekrarladığı ayna imgesi de şairin ruh dünyasından kesitler sunar ve sanatçının ruhsal yaşantısının edebiyat metnine yansımasına örnek oluşturur.” Hayatlarının getirdikleriyle bu metaforu seçmişlerdir. Ruh hâlleri de bu durumu perçinleştirmiştir.

 

Kaynakça
Karabulut, Mustafa, “Psikanalitik Edebiyat Kuramı Bağlamında Edip Cansever’ in Şiirleri üzerine Bir İnceleme” Araştırma Tezi, Adıyaman Üniversitesi Araştırma Tezi, yayınlanmış, Kuramları Özel Sayısı, 2019
Şenkök, Yağmur, “Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirinde Ayna Motifi”, İstanbul Kültür Ün. Yüksek Lisans Tezi. Ocak 2015

Gut, Emine, “Şiire Adanmış Bir Yaşam: Cahit Sıtkı Tarancı’ nın Şiirlerinde Otobiyografik İzler”, Uluslararası Hakemli Kültür – Sanat- Mimarlık Dergisi, 2018

Tiken, Servet, “Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde ki ‘Ayna İmgesine Psikanalitik Bir Yaklaşım”, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 41 Erzurum 2009

Önceki İçerikSevgi
Sonraki İçerikMücrim

Related Articles

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles