Borderline’ı Anlamak

Borderline Kişilik Örgütlenmesine Sahip Kişiler Nasıldır?

Borderline kişilik örgütlenmesi olan kişiler psikozdan çok değersizliğin, önemsizliğin, kimsesizliğin sınırında yaşarlar. Erken nesne ilişkilerinde tekrarlayan şekilde kendilerini değersiz, önemsiz ve yük gibi algılamışlar; terk edilme ya da dışlanma korkusu içinde kalmışlardır. Şimdi de her an kendisine değer verilmeyeceği, istenmeyeceği, yük gibi algılanacağı ya da terk edileceği korkusu içindedirler.

Bundan dolayı hep değer verildiği, önemsendiği ve terk edilmeyeceği konusunda temin edilmek ve sürekli ilişkide olduğu kişilerin kendisine iyi davrandığını, kendisini önemsediklerini, değer verdiklerini deneyimlemek isterler. Ancak böyle olumlu bir nesne ilişkisinin varlığında kendisini dengeli, anlamlı ve iyi hissedebildiği için ya olumlu bir nesne ilişkisini ayakta tutmak için çılgınca çaba harcarlar ya da bundan vazgeçip boşluk, anlamsızlık ve öfke ile harmanlanmış depresif bir ruh haline geçerler.

Borderlinelarda Sık Görülen ve Başkalarına Tuhaf ve Anlaşılmaz Gelen Davranışlar Nelerdir?

● Duyguların çabuk değişmesi, oldukça iyi ve keyifli hissederken birden üzgün veya öfkeli olmak ya da üzgün ve kederli iken çabucak mutlu olmak

● Beraber olduğu kişilerin kendisini terk etmesini engellemek için çılgınca çabalar harcama, ayrılığı kabullenememe ve her ne pahasına olursa olsun engelleme çabalarının olması

● İnsanları kolaylıkla çok beğenip kolay nefret etme

● Yersiz ve yoğun öfke ya da öfkenin denetlenememesi

● Yineleyici intihar girişimleri, tehditleri ya da kendini yaralama ( Kendisine yeterince iyi davranmayan, sevmeyen, ilgilenmeyen insanları cezalandırmak onlarda vicdan azabı uyandırmak da isterler. İntihar ederek onları kendisine karşı ilgisiz davrandıkları için pişman edecek, onların kendilerini kötü biri olarak algılamalarını sağlayacaktır. Kendi iç dünyasında onlar intiharına neden olduğu için kötü, kendisi kötülüğe maruz kalmış, mağdur kahraman olacaktır.)

● Nasıl bir insan olduğuna, nasıl kişilik özellikleri olduğuna; nasıl yaşamak istediğine, hangi işi yapmak istediğine dair fikirleri sık sık değişmesi (Borderline bir kişinin hayatını dışarıdan gözlemleyen biri, büyük zikzaklar çizdiğini, birbiriyle uyuşmayan çok farklı yaşam biçimleri seçtiğini, yaşam tarzının arkadaşlarının, siyasi görüşlerinin sık sık değişebildiğini gördüğünde büyük bir şaşkınlık yaşayabilir. Bunun nedeni de kimlik bütünlüğünün gelişmemiş olması ve kendisini elinden geldiği kadar olumlu biri olarak algılama çabasıdır. Bir arkadaş çevresi ya da bir uğraşı ona iyi hissettiriyor kendisini daha değerli algılamasına yol açıyorsa onu çabucak yüceltir ve o grubun bir parçası haline gelir.)

● Kronik boşluk ya da can sıkıntısı duygusu

● Kontrol edemediği şekilde para harcamak, ödeyemeyeceği alışverişler yapmak, yeni tanıştığı insanlarla ilişki kurmak, tehlikeli araba kullanmak, kumar oynamak, çok düşünmeden iş kurmak, ani önemli kararlar vermek gibi örneklerde olacağı gibi kendisine zararlı olabilecek şekilde dürtüsel davranışların olması

● Dışsallaştırma: Başlarından geçen olaylarda kendi rolleri yokmuş gibi her şeye pasif bir şekilde maruz kalıyormuş gibi anlatması (Davranışlarının nedeni olarak hep dışarıdaki nedenleri göstermeleri kendilerinde kusur bulmaya tahammül edememeleridir. Kendilerini kolayca değersiz, aptal, yetersiz hissedebildiklerinden bir savunma olarak kendilerini sorgulamamaya, başlarına gelen olaylarda kendi rollerini düşünmemeye çalışırlar.)

Borderline Kişiler, Neden Kolaylıkla Beğenip Kolay Nefret Ederler?

Borderline kişilerin yeni tanıştıkları ve çok da tanımadıkları insanları çok hızlı bir şekilde aşırı beğenip sonra da o kişiden uzaklaştıkları hatta nefret ettikleri görülebilir. Oldukça tutarsız gelebilecek bu davranış örüntüsü borderline kişilerin kendilik ve nesne tasarımlarının bütünlüklü olmamasına bağlıdır ve bunun doğal bir sonucudur. Borderline birinin kendisine ait olumlu kendilik imgelerini ayakta tutmaya ihtiyacı vardır. Kendisini anlamlı, değerli hissedebilmesi için başka birinin ona değer verdiğini deneyimlemeye ihtiyaç duyar. Bir insan ona değer verip ilgilendiğinde, kendisini çok iyi hissettiği için de o kişiyi çok değerli biri olarak algılar ve o kişide beğenilebilecek neler bulursa onlara aşırı değer verir. O kişi kendisi ile ilgili iken mümkün olan her şeyi yüceltirken o kişi ilgisiz olduğunda ya da uzak davrandığında artık kendisini değersiz hissettiren bu kişiye öfke duyar ve onu değersizleştirmek için kusur arayıp bulur. Hatta daha önce yücelttiği şeyleri bile değersizleştirebilir. Aynı anda bir insanı olumlu ve olumsuz yanları ile bir arada göremediklerinden de olumlu algılarken aşırı abartılı bir algıları, olumsuz algılarken de aşırı abartılı bir kanaatleri olur.

Doğan Şahin, borderline kişilik bozukluğunu şöyle açıklar: Olgularında kimlik bütünlüğünün oluşmamasına bağlı olarak, kendini algılayışında ve davranışlarında belirgin bir dengesizlik ve tutarsızlık bulunur. Nasıl bir insan olduğuna ilişkin sorulara ya anlamlı yanıtlar veremezler ya da farklı zamanlarda farklı kendilik parçalarının etkinleşmesine bağlı olarak birbiriyle tutarsız tanımlamalar yaparlar. Bazen aynı görüşme içinde bazen de daha aralıklı olarak hem kendilerini tanımlayışları hem de tutum ve davranışları arasında belirgin tutarsızlıklar gözlemlenir. Kendilik tasarımlarının olduğu kadar nesne tasarımları da bütünleşmemiştir. Hayatındaki önemli kişilere dair düşünce ve duyguları anlamlı bir bütünlük oluşturamayacak denli yüzeysel ve dağınıktır. Annesi, babası ve kardeşlerinin nasıl kimseler olduğuna ilişkin sorulara yanıt verirken ya da onlardan bahsederken ya görüşmecinin zihninde bir kişiyi canlandırmaya el vermeyecek ölçüde bilgiden yoksun veya dağınık bilgiler aktarırlar ya da tutarlı bir kişilik çizseler bile, bir süre sonra bununla hiç uyuşmayan ve tam tersi özelliklerinden söz ederler.Kimlik dağınıklığı olan kişilerde sıklıkla kronik boşluk duygusu ve can sıkıntısı ile yalnızlığa ve terk edilmeye tahammülsüzlük bulunur.  Kendilik tutarlılıkları ve kendilik değerleri başkalarının varlığına bağlı olduğu için, yalnızlığa tahammül edemezler ve zorlayıcı bir tarzda sosyal olma ihtiyacı hissederler. Bu durum nesne sürekliliğinin olmamasına bağlıdır. Dolayısıyla ancak tutarlı değerleri olan yapılaşmış bir grup içinde, bu grubun bir parçası olarak tutarlı bir kimlik ve kişilik sergileyebilirler. Kendilerini ait hissettikleri bir grupta o grubun ortak kimliğini benimseyerek eksik kimlik duygularını giderebilirler. Çeşitli siyasi, dini ve hatta etnik çevrelerin en militan ve en tutkulu taraftarları genellikle kendi şahsi kimlik sorunlarına bu tarzda çözüm bulmuş kimselerdir.  Bu kişiler gerek grup içinden gerek grup dışından gelen eleştirilere öfke ile yanıt verirler. Gruptaki farklı yaklaşımlara karşı da dışlayıcı ve ötekileştirici tutumlar alırlar.

Yazmaya on beş yaşımda şiirle başladım. Bu şiirler, ilk gençliğimin romantik tepkileriydi. Daha sonraları yalnızca kalemin ve dilin değil, bir alan olarak kâğıdın da imkânlarını sonuna kadar kullanmaya gayret ettim. İnsanın sözcükle her şeye ulaşabileceğini düşünen bir insanım. Çünkü söz yoksa insanı bir araya getiren bir şey de yok. Bir yerimiz varsa bu dünyada, o da birbirimizin sesini duymamız gerektiği inancındayım. O yüzden hayatımızdan sanat ve edebiyat eksik olmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir