Bir Dizi Önerisi: Peaky Blinders

Peaky Blinders Dizisinin Künyesi:

Tür: Suç draması

Senarist: Steven Knigt

Yönetmen: Otto Bathurts, Tommy Harper

Başrol: Cillian Murphy, Paul Anderson, Helen McCrory

Tema müziği bestecisi: Martin Phipps

Ülke: Birleşik Krallık

Dili: İngilizce

Sezon sayısı: 5

Bölüm sayısı: 30 (bölümleri listesi)

Gösterim süresi: 57 dakika

Yayın tarihi: 30 Eylül 2014 – günümüz

 

İngiltere 1. Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmıştır. Halk savaşın kendisinde açtığı maddi ve manevi yaraları sarıp, hayatın normal akışına devam etmek zorundadır. Hikâyenin geçtiği 1919 yılının Birmingham’ında yasa dışı faaliyet gösteren diziye de adını veren acımasız Peaky Blinders çetesi ve savaştan sonra yeni yeni grupların çıktığı dönemin karanlık ve puslu atmosferini iliklerimize kadar hissedebileceğimiz diziye gelin yakından bakalım. Hikâyenin merkezinde yer alan Peaky Blinders çetesi, şehirde gerek halkın gerekse polislerin bile şapkalarını çıkartıp selam durmak zorunda kaldıkları, at yarışı bahis işleriyle ilgilenen ve soygunculuk da yapan zamanın acımasız gangster çetelerindendir. Üyelerinin çoğunluğu Shelby ailesine aittir. Tahmin edebileceğiniz gibi zamanın rüşvetle dönen ortamında, onlar da kirli işlerini yapabilmek için polislere rüşvet yedirirler. Onlar için her şey yolunda giderken, yanlış bir soygun şehre, onların başına bela olacak yeni bir müfettiş gelmesine neden olur. Dizinin konusu sadece Peaky Blinders çetesiyle sınırlı değil dönemin savaş sonrası karmaşık atmosferi de tüm hatlarıyla hikâyeye yansıtılmış. Şehirde savaştan dönen askerler, çeşitli fabrikalarda düşük ücretle karın tokluğuna çalışmaktadır. Ülkelerine verdikleri hizmetin karşılığını alamadıklarını düşünen bu eski askerler, komünizm kışkırtıcılarının da emellerine ulaşabilecekleri kolay bir hedef haline gelmişlerdir. Bu askerleri kışkırtarak genel greve çağırırlar. Ülkeyi olası komünizm devrimi endişesi kaplar. Bir diğer yandan da Fenianlar (İrlanda Bağımsız Milliyetçiliği) şehirde aktif olarak yer edinen bir diğer örgüttür. İrlanda sorunları da ülkede tıpkı komünistler gibi hiyeranarşik grupların türemesine neden olur.

Yazmaya on beş yaşımda şiirle başladım. Bu şiirler, ilk gençliğimin romantik tepkileriydi. Daha sonraları yalnızca kalemin ve dilin değil, bir alan olarak kâğıdın da imkânlarını sonuna kadar kullanmaya gayret ettim. İnsanın sözcükle her şeye ulaşabileceğini düşünen bir insanım. Çünkü söz yoksa insanı bir araya getiren bir şey de yok. Bir yerimiz varsa bu dünyada, o da birbirimizin sesini duymamız gerektiği inancındayım. O yüzden hayatımızdan sanat ve edebiyat eksik olmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir