16.9 C
İstanbul
Salı, Ekim 4, 2022

Bilinmeyene Mektuplar VI

Sevgili Diran,

İkimizin de ortak bir noktası var, biliyorsun. Bu nokta üstünde sen ve ben asla ilerleyemiyoruz. Bu yolu kapatan nedir? Benliğim mi? Senin durgun ruhun mu? Öylece mektuplarını okurken, başka bir tanesi geldi önüme. Kendimi bile göremediğim zamanlar, pencere kenarındayken bir ayna oluyor elime gelen mektupların. Cama daha derin, daha “diran” bakıyorum. Tarifi zor olan bu mektuplar en basit şekliyle ruhumdaki bir çiçeğin büyümesine yol açıyor oracıkta. Yaklaşma diyemiyorum, elimde sımsıkı tutuyorum adeta. Böylesine güzel miydi bir ruha saatlerce bakmak? Sen, bir beni bilirsin, ben de beni anlatan bir seni. İşte öyle bir sen, gözlerinin ardında gördüğüm bir adet ben. Bilmiyorum bu ruh kimdir? Ve nasıl böylesine dokunur bir insanın kalbine? Bilmiyorum, sevgili Diran. Geçen bunca zaman boyunca sadece mektuplarını bekledim. Kendini anlamanın nasıl bir duygu olduğunu bana sen gösterdin. Lusin nasıl biridir? Lusin neye üzülür? Belki de bir ışık tutmak istedin yoluma, bir şairin bulutu olmak istedin. Öyle de oldu. Bu ormanın içinde şairine, “Seni yaşatacağım.” dedin. Saat gece üçü vururken, bir şair duvar kenarında ağladı o gün. Gölgene baktım saatlerce, ellerini uzatıyor gibiydin. “Seninle sonsuza kadar yaşayacağım.” dedim. Ellerin bir yıldız gibi parıldıyordu. Gökyüzünden mi topladın o tomurcuklarını? Bilmiyorum sen kimsin, Diran. Ve ne içinsin? Ruhun sadece bir yıldıza bakar, bedenin ise sanki ışık. Böylesine karanlık bir şaire, nasıl böyle aydın bakarsın? Işıklar kapatıldığında ne olacak bu benliğe? Oysa yolum sana aitti. Çiçeklerle süsleyeceğine inanan bir şaire… Buradayım, Diran. İşte tam karşında… İlk kar yağarken döküyorum her bir cümlemi. Bilemezsin kaç gündür kağıt değiştirdiğimi ve seni beklediğimi. İşte buradayım, Diran. Tüm sıcak kelimelerimle, bir ayna olmaya geldim varlığına. Artık sadece ışık tutmayacaksın, bir ışık olacaksın. Gökyüzü kendini kapattığında ellerinde olmuştum o gün. Öylece defterimi açmış, yüzünü çizmeye çalışıyordum. Kendi acılarımı astığım o sokakta görmüştüm seni. İlk yıldızımız o gün kaymıştı bize. Acı resimler yok oluyordu hızla. Yağmur durmuyordu ve saçları yağmurlu kıza doğru geliyordu. Solmuş yaprağım sana doğru bükülmüş, saklanmak istiyordu. Bir taşa takıldı ayağın o an, önüne bakarak yürümeye devam ettin. Biliyordum ki, beni yazarken satırlarına, bir sen olduğunu unutmuştun içinde. Kelimelerin kendine dokunmuyordu ki. Belki de daha fazla yazmalıyız, Diran. Bu şehir gözyaşımdan bir göl yapana kadar, beni bırakmayacak. Ve sen de boğulurken izlediğim yıldız olacaksın.

”Gülümsüyorum, Lusin. Gözlerinde yıllar öncesi ölen bir şairin ruhu var gibi. Hepimiz tek bir ruhun parçası değil miyiz zaten? Yüreklere dokunmaktı tüm amacın, biliyorum. Yapamasan da sorun değil, yıldızım. Belki yıllar sonra bir yüreği bulur kalemin. Sen bendin, ben de sen. Yalnız değildik, diyeceksin. Zaman sadece ölüm için vardır. Ruhlar için değil. Bu yüzden kaldır başını ve yıldızıma bak. Senin için parlıyor olacağım.” demiştin.

İşte buradayım Diran. Kırık ellerimle, yaşamak istercesine uzatıyorum sana. Tutuyorum o ellerini, yaşatmak için söz verdiğin ellerine. Tut beni bu çemberde, bir lamba altında söyleyeyim sana o güzel cümlemi. Dokunsun her bir yerine ve aydınlatsın bu karanlık şehri. Bir melodiye asılı kalalım, saatlerce anlat bana yıldızını. Onunla nasıl parladığını ve karanlık olunca hangi acıdan saklandığını… Sadece bana anlat. Bir süredir gözlerim kapalı bu hayata. Dönüp dolaşan bir şairim. Ne için böyle dururum olduğum yerde? Bir adım atsam düşeceğim sanki. Öyleydi ya beni izliyordun belki de saatlerce. Bilirsin hangi noktada asılı kaldığımı ve kimselerde olmadığımı. Mürekkebin tüm siyahlığını kendime aldığımı ve bu siyahlıkta sadece sana yazdığımı… Sevgili Diran, saatlerce beni yazdığını biliyorum o kağıtlara, yazmak sadece sende değil artık. Bir kağıtta yanmaya geliyorum. Bir sana, tek sana…

İşte buradayım, sevgili Diran.
Tutmak istediğin ellerimle, yaşayacağım.

 

O an bir yıldız kayar gökyüzünde sana ait,
Yolunu buldun dercesine.
O an bir el tutulur gökyüzüne,
Yolumu buldum dercesine.

Önceki İçerikGece
Sonraki İçerikNehirkent : İlm-i Tarif

Related Articles

1 Yorum

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles