Makul bir saat, hevesli anılar ve zambak çiçeğinin büyüsü…

Gerçek, uzak ara kaybolmuş şimdiki zamandan. Yaradanın zihnimize hediye ettiği çiçekli bahçelerini, seyrine düşkün iştahlı bir halimle seyrediyorum. Kokusundan tanıdığım bir çiçeğe, tebessümle yaklaşıp bir dize şiir okuyorum. Yaralı parmaklara şifa olacak ve basmaya kıyamadığım çim zemini, şifa niyetine bedenime teyemmüm ediyorum. Ruhuma damgalanmış günahın mürekkebini, yeşile boyayarak ifşa kuyusuna atıyorum. Boylu boyunca uzanıyorum. Kapatıyorum gözlerimi. Göçüyorum andan, kayboluyorum. Gönlümün paraşütlerini açmış, göğün katlarını sayıyorum. Kameriyi, Beyaz Cüceyi, Kara Deliği, Asteroit’i… Hepsini görüyorum.
Sayıyorum; Merkür’ü, Uranüs’ü, Jüpiter’i, Venüs’ü…
Ve dünyayı görüyorum. Ay’a tutunmuş, zemheriyi yaşıyor. Çapaklanıyor gözlerim, yorgun düşüyorum. İrtifa kaybediyorum yere çakılıyorum. Açıyorum gözlerimi, çok korkuyorum.

Geçmişim hatıralarımda kaldı, bugünü ve yarını konuşmaya ne dersiniz. Bugün için fikir yürütüp yarınlar için adım atalım. Ee hadi... ☘️☕

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir