Aramızdaki En Kıdemli Derbeder- Galata

Heybetli, asil ve mağrur. Herkese tepeden bakan, yıkılmadan eskimeden ve eksilmeden dimdik duran Galata kulesi.

1500 yıl önce gemiler için fener kulesi olarak yapılmış.
Sonra başka biri eline geçirmiş esirler için zindan yapmış.
Esirler bırakmış kendini gövdesinde o içine atmış.
Başka biri yangın kulesi yapmış. Yangın habercisi iken 2 kere cayır cayır yanmış yine yıkılmamış.
Biri gelmiş rasathane yapmış. Deprem habercisi iken 2 deprem görmüş, yara almış, yıkılmamış.
Bir fırtına çıkmış kubbesi uçmuş, 5 savaş görmüş, 15 yara almış, yıkılmamış.

İncir Reçeli 2

Eskiden İsa kulesi olarak bilinen bu kulenin net bir tarihi,kesin bir hikayesi yok. Fakat adına onlarca şarkı ve şiir yazılan bu kulenin dillere destan efsaneleri var..

Galata Kulesi’ne çıkan çiftler evleniyor efsanesini hepimiz biliyoruzdur. Peki bu efsane nereden mi geliyor?
Roma tarihine dayanan bu efsaneye göre birbirini gerçekten seven çiftler kuleye beraber çıkarlarsa mutlaka evleneceklerine inanıyorlardı.Fakat kızın veya erkeğin daha önce kuleye hiç çıkmamış olması gerekmekteydi. Bu dönemde yaşayan bir çift.. Birbirlerine deliler gibi sevdalı. Fakat aileleri razı değil bu birlikteliğe. Son çare olarak Galata’ya çıkmayı düşünmüşler. Fakat genç adamın içini tedirgin eden bir şey vardı. Delikanlı bu kuleye daha önce çıkmıştı,başka bir kızla üstelik. Sevdiği kıza bu durumu söyleyememiş. Umutsuzca, içinde büyük bir tedirginlikle bir gece çıkmıştı sevdiği kızla kuleye. İşte tam kuleye çıktıkları an gök kubbe adeta yarılmış ve o güne dek görülmeyen bir şiddette yağmur yağmaya başlamış. Ne yapacaklarını şaşıran aşıklar çaresizce kaçmışlar kuleden. Genç adam bu durumun üzerine olanları anlatmış sevdiği kıza ve bir daha birleşmeyecek şekilde ayrılmışlar. O günden beri kuleye çıkan aşıklar, daha önce başkasıyla kuleye çıkarsa tılsımın bozulacağına inanmıştır.

Nazlı Kız Kulesine olan imkansız aşk..
Başka bir efsaneye göre birbirine aşık iki kule aralarındaki boğaz yüzünden asla birleşemiyor. Hezarfen Ahmet Çelebi’nin bir gün Galata’dan Anadolu yakasına uçmak isteği bir umut olmuştu kuleler için.. Galata, yazdığı güzelliklerle dolu mektupları verip Kız Kulesi’ne doğru yolculadı Hezarfen Ahmet çelebi’yi. Bütün gücü ve heybetiyle uçarak Kız Kule’sine ulaştırdı Hezarfen Ahmet Çelebi mektupları. Bu mektupları alan Kız Kulesi ihtişamına ihtişam katarak varlığını ve sevgisini sürdürmeye devam etmiş…

“Baba öyle intihar edilmez, böyle edilir.”
Maalesef bu efsane veya bir rivayet değil, gerçek bir hikaye.
Melankolik bir şair olan Ümit Yaşar Oğuzcan yaşamı boyunca 24 kez intihar girişiminde bulunmuş,her defasında bir şekilde kurtulmuştur. Hatta babası bir intihar denemesinden sonra oğluna şu şiiri yazar;
Bak dünya ne güzel, bu sitem niye,
Ettim ben adımı sana hediye.
Mutluyum ey oğul babanım diye,
Çarptırma hicvinle cezaya beni.”
Oğlu Vedat doğduktan sonra da intihar teşebbüslerine devam eden Ümit Yaşar Oğuzcan’ın sürekli devam eden bu durumu evde büyük bir huzursuzluğa neden olmaktadır. Bu şekilde büyüyen Vedat 17 yaşına gelince intihar fikri kafasında oluşmuştur bile. Belki de babasına bir ders vermek isteyen Vedat 17 yaşında hayatına son vermek için çıkar Galata’ya. Bırakır kendini aşağı. Babasının 24 başarısız girişiminin aksine Vedat ilk denemede hayata veda etmişti. Olayı daha da acı kılan durum ise Vedat’ın elindeki intihar notuydu.
“Baba öyle intihar edilmez, böyle edilir.”
Bunun üzerine Ümit Yaşar Oğuzcan oğlu Vedat’ın ölümü için Galata Kulesi adlı şiiri yazar.

GALATA KULESİ
6 Haziran 1973, pırıl pırıl bir yaz günüydü,
aydınlıktı, güzeldi dünya,
bir adam düştü o gün galata kulesinden.
kendini bir anda bıraktı boşluğa;
ömrünün baharında, bütün umutlarıyla birlikte paramparça oldu.
bir adam düştü galata kulesinden;
bu adam benim oğlumdu gencecikti Vedat,
ışıl ışıldı gözleri, içi,
bütün insanlar için sevgiyle doluydu
çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
kendini bir anda bıraktı boşluğa,
söndü güneş, karardı yeryüzü bütün zaman durdu.
bir adam düştü galata kulesinden
bu adam benim oğlumdu; açarken ufkunda güller alevden,
çıktı, her günkü gibi gülerek evden,
kimseye belli etmedi içindeki yangını
yürüdü, kendinden emin sonsuzluğa doğru.
galata kulesinde bekliyordu ecel,
bir fincan kahve, bir kadeh konyak,
ölüm yolcusunun son arzusuydu bu,
bir adam düştü galata kulesinden;
bu adam benim oğlumdu.
küçücüktü bir zaman,
kucağıma alır ninniler söylerdim ona,
uyu oğlum, uyu oğlum, ninni.
bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat.
6 haziran 1973 galata kulesinden bir adam attı kendini;
bu nankör insanlara bu kalleş dünyaya inat,
şimdi yine bir ninni söylüyorum ona,
uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat.

Bunlar ve daha nice hikayeler.. Duruşu görüntüsü ve hakkında söylenenlerle yüzyıllardır insanları kendine hayran bırakıyor Galata. Rivayete inanıp çıkın Galata’ya, belli mi olur… 🙂