Alıntılarla Oğuz Atay

12 Ekim 1934 tarihinde Kastamonu’da doğan Türk Edebiyatının usta Kalemi Oğuz Atay 13 Aralık 1977’de vefat etmiştir.

Yazarın ”Ben buradayım sevgili okuyucum sen neredesin acaba?” diyerek kaleme aldığı eserlerleri günümüzde oldukça popülerdir. Tutunamayanlar’ı yayımladıktan sonra TRT Roman Ödülü’nü kazanmıştır. Daha sonra Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken, Bir Bilim Adamının Romanı, Oyunlarla Yaşayanlar, Eylembilim ve Günlük adlı kitapları yayımlanmıştır.

Yazarın sevilen alıntılarını bir araya getirdik. Eklemek istediklerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.

“Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok.” (Tutunamayanlar)

”Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim” dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: “Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda…” (Tutunamayanlar)

”Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir “kitapları koruma derneği” kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli…” (Tutunamayanlar)

”İlk yalanı söyledikten sonra bir daha konuşmamalı insan.” (Tutunamayanlar)

”Beni anlamıyorlardı zararı yok. Zaten beni daha kimler anlamadı” (Korkuyu Beklerken)

”Yalnızlığı yaşayan insanların, kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.”(Korkuyu Beklerken)

“Her şeye yeniden başlamak mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için de birtakım yetenekler gerekliydi; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi mesela. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi.” (Korkuyu Beklerken)

”Hayalimde daha önce çok insan öldürmüş olduğum için bu son ölümler beni fazla sarsmadı.” (Korkuyu Beklerken)

“Sinirimden gülüyorum albayım. Çünkü sinirlerim artık gülmek için kafamın neşelenmesini beklemiyor.” (Tehlikeli Oyunlar)

”Seni görmek istiyordum kısacası. İnsan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmaya devam edebilir. Sen anlamazsın tabii. Anlamak için insanın bazı eksik yönleri olmalı.” (Tehlikeli Oyunlar)

”Biz her şeye hayret eden bir millet olduğumuz için albayım, sevinç ve şaşkınlıkla ellerimizi çırpıyoruz. Zaten biz her zaman alkışlarız. Beğensek de, beğenmesek de, oyumuzu versek de, vermesek de, her şeyi oyun sandığımız için durmadan ellerimizi çırparız.” (Tehlikeli Oyunlar)

”İnsanlık öldü. Belki de hiç yaşamamıştı. Belki de benim insanlığım diye bir şey yoktu. Ben hücremde yanlış hayallere sürüklenmiştim. Korkaklığımı insanlık sanmıştım. Yalnızlığı insanlık saymıştım.” (Tehlikeli Oyunlar)

”Her biri kendi kafasındaki dünyayı yaşadığı halde, hep birlikte oldukları için, aynı nedenlerle duygulandıklarını, aynı şeylere güldüklerini sanıyorlardı.” (Tehlikeli Oyunlar)

”Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.” (Tehlikeli Oyunlar)

“Önce şiirden anlamı kaldırdılar, sonra müzikte melodiyi öldürdüler… Sanatı öldürdüler.” (Oyunlarla Yaşayanlar)

”Coşkun: Birden senin sözün geldi aklıma ve birden ölüm filan anlamını kaybetti. Birden senin yanında olmak istedim. Yalnız bunu istedim. Ben de ölümcül bir hastalığa tutulsam dedim, bu hastalığa tutulduğumu bilsem dedim, bu ölümcül hastalık yüzünden her şey birden önemini kaybetse dedim, korkularımdan bile kurtulsam dedim… Ve artık her şey bana vız gelse dedim, hemen ona gitsem dedim.
Emel: Evet ?
Coşkun: İşte geldim. Ve seni seviyorum.” (Oyunlarla Yaşayanlar)

” Ölsem demiştim ya geçen gün. Siz insanlara inanmayın. Şimdi hiç ölmek istemiyorum.” (Günlük)

”Kimse dinlemiyorsa beni ya da istediğim gibi dinlemiyorsa, günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar sonunda bana bunu da yaptınız!” (Günlük)

”Galiba evde oturmaya o kadar alışmışım ki sanki evden çıkınca gerçek bir dünyada yaşamıyorum. Evin dışında her yer sanki aynı, sanki bütün insanlar birbirine benziyor. Ne acıklı değil mi?” (Günlük)

“Çünkü iyi yaşamak da ‘bilgi’ ye dayanır. Bunu da göstermeliyim sizlere. Çünkü ülkemizin insanları daha yaşamanın acemisidir. Onlara insan gibi yaşaması öğretilmemiştir henüz. Nasıl yaşamak gerektiği de sezdirmeden öğretilebilir onlara. Hayatın yaşamaya değer olduğu öğretilebilir. Güzel sanatların da, edebiyatın da ‘büyük ve güzel şeylerin’ de var olduğunu öğrenmeli insanlarımız.” (Bir Bilim Adamının Romanı)

“İnsan öğrendikçe, bildikçe evrenselleşir.”(Bir Bilim Adamının Romanı)