Nesnenin Trajik Ve Psikoz Bir Anı

☕ 3 dk okuma
🎻 Edebi & Klasik Çalma Listesi Odaklanma ve dingin okuma için seçilmiş enstrümantal eserler • Sırayla kesintisiz çalar
  • 01
    Gymnopédie No. 1 Erik Satie • Klasik Piyano
    ▶
  • 02
    Valse Evgeny Grinko • Melankolik Şiirsel
    ▶
  • 03
    Nocturne Op. 9 No. 2 Frédéric Chopin • Romantik Klasik
    ▶
  • 04
    Tasavvuf & Huzur Ney Taksimi Geleneksel • Derin Ney Ezgisi
    ▶
  • 05
    Nuvole Bianche Ludovico Einaudi • Modern Neoklasik
    ▶
  • 06
    Comptine d'un autre été Yann Tiersen • Edebi Düşünce
    ▶
  • 07
    River Flows in You Yiruma • Lirik Akış
    ▶

Issız, serin bir bahar gecesiydi. Yıldızlar gökte dağılmış vaziyette; kimi ışıltılı, kimi mat, kimininse ışığı azalıp çoğalmaktaydı. Böylesine belirsiz bir gecede, ay ışığı pencereyi görünür hale getiriyordu. Odada, masanın üzerinde, kağıt ve kalem usul usul duruyorlardı. Duvarlar somurtkan, karamsar ve üzerinde asılı duran tablolar kıpırtısızdı. Odanın ışık görmeyen köşelerinde nesneler birbirine karışmış bir şekilde kapkara görünüyordu. Masa lambasının ışığı kağıdın üzerindeki kalemi karakalem çalışmasına benzer bir şekilde gölgelendirmişti. Masanın en uzak tarafındaki pencere açık bırakılmış odayı saçıp savuracak rüzgar için veli nimetti. Amansız rüzgar, her zamanki gibi odaya destursuz girecek, odada güçsüz gözüken ne varsa sağa sola savuracaktı. Yerden tavana uzanan sarmaşık desenli perde, rüzgarın etkisiyle odanın her köşesine dokunuyordu. Rüzgar narin ve hafif hafif esiyordu ki hırçınlaştı, bir anda etkisini artırdı. Odadaki nesneler neye uğradıklarını şaşırmıştı. Kağıdın üzerinde duran kalem gölgesiyle birlikte masanın bir köşesine yuvarlandı. Kağıtta şaha kalkar gibi oldu fakat kalem onu tutuyor, kağıdın üzerinde bir köşesiyle ağırlık oluşturuyor, masadan uçmasını engelliyordu. Kağıdın uçup ateşte kül olması bir anlıktı. O an için savrulup ateşte yanmak kaçınılmazdı. Odanın tavanında ateşin ışıkları raks ediyor, kuzinede odunlar ‘Çatır çutur’ sesleriyle yanıyordu. Kağıt ateşin kıyısındaydı fakat kalem, ağırlığıyla onu acı acı yanmaktan kurtarıyordu. Rüzgar durulmuş, perde hafif hafif sallanıyor, rüzgarın şiddetlendiği an tedirginlik yaratıyordu. Bir tarafta ısıtmayı sağlayan ateş, diğer taraftan serinleten rüzgar, kağıdın kül olmasına yol açacak en büyük etkenlerdendi. Kağıt mahcup, kaleme minnet borçluydu. Ne zaman pencere kapanacak, kuzinedeki ateş sönecek, o zaman rahat bir şekilde masanın üzerinde duruyor olacaktı. Yok olmayı ve acı çekmeyi bu kadar yakından hissetmek her ruhun kaldırabileceği bir yük değildir. Psikolojik olarak baskı oluşturan bu durum, terlettiriyor, terlendikçe nemli bir hal alıyor ve kağıt beyazlığını köşelerinden yitirmeye başlıyordu. İki yaralayıcı etken zamanı durduruyor, zaman geçmek bilmiyor, varlığının en kötü anlarını yaşatıyordu. Üzerindeki kalemin ağırlığı umut veriyor, kalemi teşekkürlerine boğuyor, şükranlarını sunuyordu. Günün aymasına az kalmıştı. Rüzgar sustu, dindi. Gökyüzü yavaş yavaş aydınlandı; yıldızlar belirginliğini yitirdi. Kuzinenin tavanına değen alevler yerini dingin korlara bırakmıştı. Odanın penceresi hala açıktı. Tertemiz bir havayı içeriye alıyor, odayı kasvetinden arındıyor, güzelleştiriyordu. Bu korkunç, ölümcül anlar son bulmuş; şimdilik feraha kavuşulmuştu.

✓ 24Okur Edebi ve Kültürel Yayın İlkeleri Güvencesi
Bu içerik; 24Okur Yayın Kurulu ilkeleri doğrultusunda doğrulanmış, edebi tahlil ve kaynak güvenilirliği standartlarına uygun olarak yayına alınmıştır.
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Recep Acet
Recep Acethttps://poetauthrecep.blogspot.com/?m=1
5 duyu organlarımla gözlemlediklerimi edebileştirirken kısa ve öz kalmakla idare ediyorum. Sanatsal yönüm, gündelik yaşantılarım içinde ağır basıyor ve bu şekilde bir şeyleri kaleme alabiliyorum.

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar