Beşinci Mevsim

Güneşin yorgunluğunu hissediyorum;
bir türlü bitmeyen günlerden.
Uyuşmuş duygularım,
hissizleşen yüreğim.
Hangi aylar hangi mevsimdir bilmem,
zaten mevsimleri de pek bilmem,
Ama ortalık sıcaktan kavrulurken,
insanın yüreği hangi mevsimde üşüyorsa,
o mevsimde olmalıyız.
Penceremde büyüttüğüm bitkiler kurumuş,
her gün buğdayımdan paylaştığım kuşlar,
kapımın önünden yeri tokatlarcasına geçen insanlar…
Yüreğimin üşüdüğü bu mevsimde,
yalnızlığımı vurgulayarak terk etmişlerdi.
Evin sessizliğini bastırmak için aldığım muhabbet kuşları,
kirden pasaktan meydanda cirit atan karıncalar,
yatağımı paylaştığım kabuslarım,
gitmişlerdi.
Gürültülü sessizliklerim,
kalabalık yalnızlıklarım
ve cesur titreyişlerim kalmıştı bir tek.
Artık tabuttan farksızdı evim,
benim ölüden tek farkım;
kesik kesik nefeslerim.
Onun tabuttan tek farkı ise
içinde sadece bir ölüyü değil,
bir asrı,
bir yaşamı,
yaşanmışlıklarıyla,
zamanıyla,
mekanıyla
ve hiçbir zaman hayat belirtisi vermeyen kahramanıyla
taşıyor olmasıydı.

1 COMMENT

LEAVE A REPLY

Bir yorum girin
Adınız

Exit mobile version