Eledim Eledim Höllük Eledim, Erzurum yöresiyle ilişkilendirilen bir halk türküsüdür. Anne ile büyüttüğü çocuk arasındaki bağı anlatır. Rivayette anne oğlunu asker eder ve dönüş haberi alamaz.
Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü evlat edinilmiş oğlun cephede şehit olduğunu aktarır; tarihî belge kişi adı vermez. Bu yüzden ağıtın duygusunu tarihî olgudan ayırıyoruz. (Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Mehmet Öncel, Türk Halk Müziği)
Türkünün başlığındaki höllük, geleneksel bebek bakımında kullanılan elenmiş, çoğu zaman ısıtılmış toprakla ilişkilidir. İlk dizedeki bu gündelik iş, bebeği büyütme ve asker olarak uğurlama cümlelerinin yanına gelir. Böylece bir anne hayatının iki ucunu—beşikteki çocuk ile artık geri gelmeyen yetişkini—aynı ağıt içinde birbirine bağlar.
Höllük Nedir? Anadolu’da Bebek Kundaklama
Höllük veya öllük, Anadolu’nun bazı yörelerinde bebeğin altına konan ya da kundaklama sırasında kullanılan elenmiş toprağa verilen addır. Erzurum’dan derlenen anlatılarda toprağın hazırlanması, ısıtılması ve bebeği korumak amacıyla kullanılması gündelik bakım bilgisinin parçası olarak aktarılır. Uygulama yöre ve aileye göre değişebildiği için tek bir yöntemi bütün Anadolu’ya mal etmemek gerekir.
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, höllüğe yatırılan bebeklerde enfeksiyon ve tetanoz gibi ciddi sağlık sorunlarını ele alır. Bu, geçmiş kuşakların bakım deneyimini küçümsemek için değil, geleneksel uygulamanın tarihî anlamı ile günümüzdeki tıbbi güvenliği ayırmak için önemlidir. Bir türküyü açıklarken yöntemi güncel bakım tavsiyesi gibi sunmamalıyız. (Metehan Özen ve Bilge Özgör, “Höllük; Bir Anadolu Gerçeği”)
Türküde “eledim” fiili, toprağı elekten geçirme işini söyler. Bu ayrıntı, sahneyi soyut bir annelik övgüsünden çıkarıp el emeğine ve ev içindeki gündelik zamana bağlar. Beşik, kundak ve bebeği bezleme işi, bakımın tekrarlanan ritmini duyurur. Sonraki dizelerde aynı çocuk büyüyüp askere gittiğinde bu ritim birden kesilir.
Höllük sözcüğünün türküdeki gücü, dinleyicinin onu bir sözlük maddesinden daha geniş bir hatırayla duymasından gelir. Yaşlı kuşaklar için evde hazırlanmış toprak, beşik ve kundak deneyimini çağırabilir; genç dinleyici ise kelimeyi ilk kez araştırarak öğrenebilir. Her iki durumda da kelimeyi açıklamak, türkünün ilk dizesini anlaşılır kılmanın temel adımıdır.
Bununla birlikte, türkünün yalnızca bir bebek bakım aracı hakkında olduğu söylenemez. İlk dize geçmişteki annelik emeğini kurar; sonraki dize çocuğun büyüdüğünü, asker edildiğini ve dönmediğini söyler. Höllük bu anlatıda çocukluk ile kaybı birbirine bağlayan başlangıç imgesidir. Türkünün asıl duygusal hareketi, bakımın yıllar boyunca sürmesi ve bekleyişle yarım kalmasıdır.
“Höllük ne demek?” aramasına kısa cevap, bebek bakımında kullanılan elenmiş toprak olduğudur. Ancak kelimeyi “bebeğin altına serilen toprak” diye tek cümleye sıkıştırmak, yöresel uygulamaların farklılığını görünmez kılar. Etnografik anlatılar, hazırlanma ve kullanım biçimlerinin zaman, iklim, malzeme ve aile alışkanlıklarına göre değiştiğini gösterir. (Acta Turcica, öllük/höllük kullanımı)
Günümüzde bu tarihi anlatırken iki aşırı uca düşmemek gerekir. Uygulamayı romantik bir geçmiş özlemiyle idealize etmek, sağlık risklerini örter; onu yalnızca bilgisizlik diye nitelemek de ailelerin bakım koşullarını ve dönemin imkânlarını siler. Türkü, uygulamanın klinik değerlendirmesini yapmaz. O, höllük eleyen elin sevgi ve emekle ilişkisini duyurur.
Büyüttüm, Besledim, Asker Eyledim: Bir Annenin Zamanı
İkinci bölümde konuşan anne, çocuğun hayatını birkaç fiille özetler: büyütmek, beslemek ve asker etmek. Bu sıra, uzun yıllara yayılan bakımın kısa bir söz dizisine sığdırılmasıdır. Ninni ve beşikle başlayan hayat, askerlik eşiğine kadar gelmiştir; fakat yetişkinliğe geçiş, anne için kavuşma değil ayrılık getirir.
“Gitti de gelmedi” düşüncesi, türküdeki bekleyişin merkezindedir. Söz, oğlun nerede ve ne zaman kaybolduğunu açıklamaz; onun yokluğunu ve annenin cevapsız sorusunu bırakır. Bazı icralarda “yavrum”, bazılarında “canan” gibi hitap farklılıkları görülebilir. Varyantlar, sözlü aktarımın bir parçasıdır; tek bir metni bütün icraların değişmez sürümü saymak doğru olmaz.
Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün sayfası, türküyü evlat acısı ve cephede şehit olan oğul anlatısıyla açıklar. Ancak oğlun adı, askerlik birliği, tarih veya bağımsız arşiv belgesi verilmez. Bu nedenle metni biyografi değil, yerel rivayet olarak anıyoruz. (Erzurum KTB, “Eledim Eledim Höllük Eledim”)
Mehmet Öncel’in 2022 tarihli halk müziği kitabı Mevlüt Çavuş’u Birinci Dünya Savaşı’nda askere giden oğul diye anlatır. Annesinin okuyamadığı mektupları komşular seslendirir, ardından ölüm haberi köye ulaşır. Kitap askerî arşiv veya sözlü kaynak künyesi vermediğinden, ayrıntıları türkü çevresindeki anlatı olarak değerlendiriyoruz. (İZÜ açık arşivindeki kitap künyesi; tam metin)
Rivayetlerin ayrıntıları aynı değildir. Bir kaynak evlat edinilmiş oğuldan söz ederken başka bir kitap Mevlüt Çavuş adını ve mektup sahnesini ekler. Bu farklılıklar, anlatıların türkü çevresinde nasıl genişlediğini gösterir; fakat tek başına hangisinin tarihî olarak doğru olduğunu kanıtlamaz. Repertuvar künyesi, türkünün yöresini ve derleme bilgilerini verir; annenin kimliğini açıklamaz.
Bu ayrımı korumak, türkünün duygusunu azaltmaz. Tersine, okurun hem kültürel hafızaya hem de tarihî kanıta aynı anda saygı duymasını sağlar. Bir anne oğlunu büyütmüş ve kaybetmiştir anlatısı, türkünün sözlerinde zaten güçlüdür. Bunu gerçek bir askerin arşivlenmiş hayatı diye sunmak için ayrıca doğrulanabilir kaynak gerekir.
Anne-oğul bağı, burada sahip olma duygusundan çok bakım emeği ve kayıp üzerinden çizilir. Çocuk, önce beşikte sarılan bir bebektir; sonra asker olarak evden ayrılır. Aradaki yıllar birkaç fiille anlatılır, çünkü ağıt uzun bir biyografiyi değil, ayrılığın bugünde bıraktığı izi duyurur. Dinleyici o kısa sözlerin içinde kendi aile hafızasını bulabilir.
Erzurum Ağıtları, Repertuvar ve Sözlü Aktarım
Repertuvar kaynakları, türkü hikâyesinden daha somut bir künye verir. Nota fişi eseri Erzurum’a, Muharrem Akkuş’a ve derleyen/notaya alan Yücel Paşmakçı’ya bağlar. Repertuvar numarası 201’dir. Bu bilgiler kurumsal kayda geçen biçimi tarif eder; ilk söyleyeni kesinleştirmez. (TRT repertuvar nota kopyası; eser künyesi)
Repertuvar sitesindeki konu alanı ağıt, askerlik ve anne sevgisi başlıklarını bir arada verir. Böyle bir sınıflandırma, türkünün dinleyicide uyandırdığı ana temaları anlamaya yarar. “Şehitlik” kategorisi bulunması, anonim sözlerin belirli bir askerî kayıp olayına bağlandığını ispatlamaz. Sınıflandırma ile tarihsel doğrulama farklı işlemlerdir.
Türkülerin derlenmesi, sözlü müziği notaya ve kurumsal arşive aktarmak için yürütülen bir kayıt sürecidir. Derleyici, kaynağın söylediği melodiyi ve sözleri belirli bir zamanda işitir; notaya alır ve repertuvara sunar. Bu işlem, eserin dolaşımını korumaya yardım eder. Ancak derleme anından önceki bütün icralar, yerel adlandırmalar ve anlatılar otomatik olarak kayda geçmiş olmaz.
“Ağıt” sözcüğü de farklı anlam katmanları taşır. Dar anlamda belirli bir kişinin ölümünün ardından yakılan sözlü anlatıyı ifade edebilir; repertuvar ve gündelik dilde ise kayıp, ayrılık ya da ölüm duygusu taşıyan eserlere daha geniş biçimde uygulanabilir. Eledim Eledim’in hüzünlü bir ağıt gibi dinlenmesi açıktır. Yine de sözlerdeki annenin tarihî kimliği ve oğlun ölüm biçimi repertuvar kaydından çıkarılamaz.
Erzurum’un tarih boyunca göç ve savaş deneyimleri yaşamış olması, bu türküye kolayca belirli bir cephe hikâyesi eklenmesine yol açabilir. Genel tarihsel bağlam, tekil türkü kökeninin kanıtı değildir. Bir şarkının savaşla ilişkilendirilmesi için sözlerin, kaynak kişinin anlatısının veya arşiv belgelerinin açık bir bağ kurması beklenir. Eldeki repertuvar künyesinde böyle bir olay bilgisi yoktur.
Müzik tarafında uzun hava ve yerel icra tavrı, sözlerin serbest zamanlı veya genişletilmiş biçimde söylenmesine imkân tanıyabilir; farklı icralarda tempolar ve süslemeler değişebilir. Kaynak kişinin söylediği biçim ile sonraki sanatçı yorumları arasında ses ve ifade farkı oluşması doğaldır. Bu farklılıklar, eserin “özünü bozan” kusurlar değil, kayıt altına alınmış eserin yeni dinleyicilere ulaşma yollarıdır.
Türkü repertuvarlarında aynı söz dizisinin küçük kelime değişimleriyle dolaşması sık rastlanan bir durumdur. “Canan”, “yavrum” ve benzeri hitaplar, hem yerel söyleyiş hem de icracının tercihleriyle değişebilir. Bugün internette görülen söz metinleri de çoğu zaman farklı nota ve ses kayıtlarından aktarılır. Bu nedenle sözleri incelerken erişilen sürümün hangi repertuvar kaydına veya icraya dayandığını belirtmek gerekir.
“Erzurum ağıtları” içinde anılması, türküyü yalnızca yerel bir acı kaydı yapmaz; başka şehirlerdeki dinleyicilerin de anne kaybı ve asker uğurlama duygusuyla bağ kurmasını sağlar. Fakat bu ortaklaşma, bütün icraların aynı biyografiyi anlattığı anlamına gelmez. Halk müziğinde yerel köken, ortak dinleme ve farklı yorum aynı anda var olabilir.
Türkü Sözleri ve Höllük İmgesinin Tahlili
Tam söz metnini burada yeniden üretmek yerine, repertuvar kaydından başlığı taşıyan kısa bölümü alıntılayalım:
“Eledim eledim höllük eledim” (TRT nota arşivi, Erzurum, repertuvar 201)
“Eledim” fiilinin tekrarı, ninni veya ev işi ritmini çağrıştıran bir ses düzeni kurar. Tekrar, yalnızca ezgiyi akılda tutmaya yaramaz; yıllar boyunca sürdürülen bakımın sürekliliğini de hissettirir. Annenin geçmişi, büyük tarih olaylarından değil, küçük ve tekrarlanan hareketlerden oluşur.
Beşiğin aynalı oluşu, bebeğin bakıldığı ve yüzünün görüldüğü yakın bir ev içi sahne açar. Bu ayrıntıdan tek başına belirli bir tören veya zenginlik göstergesi çıkarmak doğru olmaz. Ayna, dize içinde beşiği görünür ve hatırlanır kılar; sözlü anlatımın somut nesnelerle duygu kurma yollarından biridir.
“Büyüttüm, besledim” sözleri, annenin bakım emeğini kısa ve doğrudan dile getirir. “Asker eyledim” ifadesi ise çocuğun yetişkinliğe geçişini devlet ve toplum tarafından belirlenen bir göreve bağlar. Kimi dinleyici bunu gururla, kimi kayıp ve çaresizlikle işitebilir. Türkü, bu iki duygudan birini seçip ötekini silmez.
Yapısal olarak çocukluk, yetişkinlik ve yokluk üç adımda ilerler. Beşik geçmişin simgesi, askerlik ayrılığın eşiği, “gelmedi” sözü bugünkü bekleyiştir. Bu sıralama, tek bir aile hikâyesi anlatıyormuş hissi verir; ama anlatıdaki kişinin adı, köyü ve takvimi belirlenmediği için anonim bir ses olarak kalır.
İkinci kıtada sevilen kişinin güzelliği ve annenin çevresinden gelebilecek yargı çağrışımı duyulur. Repertuvar sürümlerindeki söz varyantları bu bölümü farklı biçimlerde aktarabilir; kısa alıntı dışında tam metni burada kopyalamıyoruz. Tematik olarak önemli olan, annenin evladına yönelik sevgisinin dışarıdan kınanma ihtimaline karşı savunulmasıdır.
Bu savunma, annenin yalnızca sessiz bir yas figürü olmadığını düşündürür. Konuşan kişi duygusunu adlandırır, çevresinden anlayış talep eder ve kaybını kendi sözleriyle ifade eder. Geleneksel ağıt, kişiyi edilgenleştiren bir kalıp değildir; yas tutan sesin topluluk önünde konuşmasına alan açabilir.
Eledim Eledim, bir yandan gündelik bakım emeğine yakından bakar, diğer yandan bu emeğin gelecekte kayıpla sonuçlanabileceği gerçeğini taşır. Dinleyici höllüğü anlamasa bile tekrar, beşik ve askerlik dizisi üzerinden zamanı izleyebilir. Kelimenin açıklanması ise sahnenin maddi ayrıntısını ve yerel hafızayla bağını geri kazandırır.
Sıkça Sorulan Sorular
Eledim Eledim Höllük Eledim türküsünün hikâyesi gerçek mi?
Erzurum Kültür ve Turizm Müdürlüğü, cepheye gidip şehit olan oğul ve yas tutan anne anlatısını aktarır. Repertuvar kaydı bu olayı bir kişi veya tarih bilgisiyle doğrulamadığı için anlatı rivayet olarak değerlendirilmelidir.
Höllük ne demek?
Höllük, bazı Anadolu yörelerinde bebek bakımında kullanılan elenmiş toprak için kullanılan addır. Tarihî kullanım biçimleri değişse de günümüzde güvenli bebek bakımı önerisi olarak değerlendirilmemelidir.
Eledim Eledim türküsü hangi yöreye ait?
Eser TRT repertuvar kayıtlarında Erzurum yöresiyle ilişkilendirilir. Fişte kaynak kişi Muharrem Akkuş, derleyen ve notaya alan Yücel Paşmakçı olarak gösterilir.
Türkünün bütün sözleri nerede bulunur?
Bu yazı, telif ve varyant sınırlarını gözeterek yalnızca kısa bir dize alıntılıyor. Kaynakçada bağlantısı verilen repertuvar nota kopyasında kaydedilmiş söz ve ezgi biçimini inceleyebilirsiniz.